Sığınmacılara Duyulan Tepkinin Kısa Anatomisi
Seçim ortamının en önemli konu başlıklarından biri malum olduğu üzere Suriyeli sığınmacılardı.Seçim sonucu ne olursa olsun , yakın dönemde bu konu en önemli konu başlıklarından biri olacak gibi görünüyor.
Tarım , hayvancılık ve sanayi sektörlerinde sığınmacıların ucuz ve belkide kayıt dışı istihdamları , bu alanlarda faliyet gösteren sermayenin işine gelen bir faktör.Ancak bunun dışında toplumun tüm kesimlerinde sığınmacılara karşı bir tepki var.Bu tepki tüm partilerin programlarında da öyle yada bu şekilde yer alırken ,bazı siyasi partiler bu tepkiyi bir ideoloji haline de getirdi.Bu da doğal olarak seçim propogandalarına yansıdı.
Bu konuyu etkileyen birkaç önemli sosyolojik faktör var.
Bunların başında sığınmacıların ekonomiden , devlet kaynaklarından aldığı pay var.Türk halkı kendinden bir şeyler kaybettiğine inanıyor.Hatta kendi alehine bir eşitsizlik olduğunu düşünüyor.İkincisi güney doğu başta olmak üzere demografinin değişmesi ve sığınmacıların doğurganlık oranlarının yüksek olması nedeni ile gelecekte demografinin daha da bozulacağı endişesi.Üçüncü bir faktör sığınmacıların kontrolsüz gelişleri , sayıları konusundaki belirsizlik ve bu insanların yasa dışı alanlara kaymalarının kolay olacağı endişesi ile güvenlik kaygıları.Bir başka faktör bu insanların vatandaşlık alması ve hiç bir şey bilmedikleri bir toplumda oy verir hale gelerek ,özellikle bazı siyasi partiler lehine yönetime etkide bulunmaları korkusu.Farklı kültürel özellikleri ile, özellikle yoğunlaştıkları bölgelerde toplum yaşamını değiştirir özellikleri de cabası.Tabi beklide en önemli ve netamelli faktör “ırkçılık” olgusunun kaşınması.
Irkçılık sözlüklerde “kendi ırkını diğer ırklardan üstün görme ve dvranışları buna göre yönlendirme “ olarak tanımlanır.Pratik de ise bir insanın salt rengi,dini,mezhebi,etnik ve kültürel kimliğine karşı duyulan tepkidir.Tüm dünyada nefret ve insanlık suçudur.Sığınmacılara duyulan tepkilerde ırkçılık çok kolay biçimde tepkiyi gösterene angaje edilmekte ve insanlık suçlaması itibarı ile de ,tepki gösteren suçlu psikolojisine düşerek kolayca geri çekilmeye zorlanmaktadır.Bu durumda sığınmacılar konusunu bilerek teşvik edenlerin kazanımı olmaktadır.
Türk toplumunda birkaç istisnai provakatif eylemi saymasak ,tarih boyunca yukarıda tanımı yapılan şekliyle bir ırkçılık sosyolojik yada siyasi olarak gerçekleşmemiştir.Bu özellik bu toplumun en önemli faziletlerinden biridir.
Bu günde sığınmacılara duyulan tepkinin ardında ırkçılık yoktur.Bu yüzden tepkilerden utanılmasına gerek de yoktur.Toplum zaten az olan aşının ,işinin elinden alınmasına ,demografisin değişmesi olasılığına karşı tepki vermektedir.Eğer bu oranda bir sığınmacı Almanya dan yada Ukrayna dan da gelseydi durum değişmezdi.Öte yandan sığınmacıların belli bazı siyasi partiler etrafında toplanması diğer tarafları rahatsız etmektedir.Bir diğer faktör bu oranda sığınmacının salt bu ülkeye gelmesinin gerçek bir ihtiyaç değil belli bir devlet politikasının ürünü olduğuna olan inançtır.
Birey olarak Türk halkı yabancının “ırksal” kimliği ile değil o yabancının hareket tarzı,ekonomik hareketliliği ile ilgilenir.Kendi alıştığı kültürel , milli , dini davranış tarzlarınından farklı bir yabancı gördüğünde , eğer bu yabancı münferit bir turist değilse tepki verir.Örneğin son derece gürültülü ,patırdılı, dekolte ,alkolü çok kullanan bir yabancı grubu hangi ırktan olursa olsun tepki çeker.Veya radikal ,katı şeriat kanunlarına göre yaşayan topluluklara da Türk halkı büyük çoğunlukla tepki vermektedir.Yani tepki ırkına ,milliyetine değil hareket tarzınadır.Hele ki bu bir dayatma olursa o zaman toplum huzuru belirgin biçimde bozulmaktadır.
Seçim sonrası tüm partilerin programlarında bir şekilde olan sığınmacıların geri gönderilmeleri toplum tarafından dikkatle takip edilecektir kanısındayım.
İnanç Çağlayan




