“Ortak akıl ile hareket etmeliyiz!”

İzmir Ticaret Borsası Ağustos ayı olağan meclisi  İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleşti. Başkan Işınsu Kestelli, İzmir tarımının gelecek vizyonu ile çarpıcı değerlendirmelerde bulunarak, neler yapılması gerektiğini anlattı.

Kestelli, “Ürün değerinde satılmasını sağlanması için güçlü bir piyasa yapısı oluşturulmasıdır, mesele sadece enflasyon değildir. Üretim kapasitemizi korumamız gerektiğini düşünüyoruz. Sektörümüz açısından sevindirici bir tabloyla karşı karşıyayız kuru incir sektöründe rekolte artışı bekliyoruz. Bizim için asıl mesele üretilen ürünü dünya pazarlarına ulaştırabilmektir. Hasat öncesinden başlayarak her süreçte çok dikkatli olmamız şart. İklim değişikliği gibi konular bu riskleri daha fazla arttırıyor.

Bu nedenle hep birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Bu bereketli sezonu sürdürülebilir ihracat ile tamamlamaktır. Dünyada kurallar yeniden yazılıyor. Tarım artık yalnızca ürünleri satmaktan ibaret bir sektör değil. Tarım artık en stratejik sektörlerden biridir. Pandemi ile başlayan süreç bize çok net bir hakikati gösterdi. Gıdaya erişimi kontrol altına almak artık stratejik bir güç meselesidir. Önümüzdeki on yılda büyüme gerçekleşecek ancak bu büyüme doğrudan verimli teknoloji ile sağlanacaktır, bu bizim için önemli bir mesajdır. İklim krizi yarının değil, bugünün üretim meselesidir. 2025 yılında ulaştığımız ihracat rakamları ortaya koyduğumuz potansiyelin en somut kanıtıdır. Bu kazanımları yalnızca korumamız yetmez. İzmir tarımının gelecek vizyonu için sürdürülebilirlik uygulamalarını geliştirmeliyiz. Akıllı sulama sistemlerine, onarıcı tarım modellerine ağırlık vermek zorundayız.” dedi.

Ömer Gökhan Tuncer: Ortak akla ihtiyacımız var

Türkiye’nin tarım ile ilgili çözmesi gereken yapısal sorunlar olduğunu hatırlatan ve gıda güvenliği açısından önemini vurgulayan İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye açısından önümüzde çözmemiz gereken bazı yapısal sorunlar bulunuyor. Son günlerde yem fiyatlarında artış olduğuna dair bilgiler alıyoruz. Türkiye yem sektörü dış kaynaklara bağımlı durumdadır. Çoğu ihtiyacımız ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Jeopolitik gelişmeler doğrudan bizim üretim maliyetlerimize yansımaktadır.

Piyasanın bütün aktörlerinin sorumluluk halinde hareket etmesi gerekmektedir. Bu noktada ortak akla ihtiyacımız vardır. Üreticimizin emeğini korumalıyız. Piyasa şartlarından kaynaklanmayan fiyat artışlarına karşı hassasiyet göstermeliyiz. Asıl hedefimiz müdahale etmekten çok, sorunu engellemektir ve yapısal bir sistem kurmaktır. Bunun için temel olarak yem alternatiflerini gerçekleştirmeliyiz. Yem meselesi sadece hayvancılık sektörünün değil gıdanın ortak konusudur. Bu nedenle hayvan sağlığına yapılan harcamaları maliyet kalemi olarak değerlendirmek doğru değildir.

Ülkenin ekonomik dayanıklılığına yapılan bir yatırımdır. Bu nedenle güçlü bir hayvan sağlığı sisteminin oluşturulması ve erken uyarı sisteminin kurulması gerekmektedir. Bunun ötesine geçmemiz gerekiyor. Tarım ve hayvancılıkta riski önceden gören bir sisteme geçmemiz gerekiyor. Türkiye’nin güçlü tarımsal potansiyeli bizim bunları gerçekleştirmemiz için önemli imkanlar sunuyor. Önemli olan bu imkanları değerlendirmemiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu