Nepal’deki felaket ortaya çıkardı!

Nepal’de Çin sınırı yakınlarında meydana gelen yıkıcı sel felaketinin ardından can kaybının 682’ye yükseldiği, yaklaşık 3 bin kişinin kayıp olduğu bildirildi.

Felaketin yalnızca aşırı yağışlarla açıklanamayacağı ortaya çıkarken, 5 bin 200 metre yükseklikteki bir buzulun çökmesiyle başlayan zincirleme olaylar, dünya genelinde milyonlarca kişiyi tehdit eden nadir bir tehlikeye dikkat çekti.

Nepal afet yetkilileri, Çin sınırına yakın bölgelerde meydana gelen sellerde en az 675 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Çin devlet medyası da yedi kişinin daha öldüğünü doğrularken, toplam can kaybının 682’ye yükseldiği bildirildi.

Arama ve kurtarma ekipleri, kayıp yaklaşık 3 bin kişiyi bulmak için çalışmalarını sürdürürken, yetkililer ölü ve kayıp sayısının artmasından endişe ediyor.

İlk etapta felaketin bir buzul gölünün patlaması sonucu meydana geldiği düşünülse de bilim insanlarının yaptığı incelemeler farklı bir tablo ortaya koydu. Analizlere göre yaklaşık 5 bin 200 metre yükseklikte bulunan bir buzulun alt bölümünün büyük kısmı çöktü.

Hindistan’daki bir üniversitede jeoloji mühendisi ve profesör olarak görev yapan Vikram Gupta, US News’e yaptığı değerlendirmede, “Buzulun ön kısmının önemli bir bölümünün çöktüğü ve olayı tetiklediği doğrulandı. Muhtemelen beraberinde önemli miktarda kaya ve tortu da sürükledi” dedi.

Buz ve kaya kütlesi yaklaşık 1.200 metre aşağıya sürüklenerek Lhende Nehri’ne ulaştı. Nehrin önünü kapatan molozlar doğal bir baraj oluşturdu.

Bu engelin arkasında kısa sürede büyük miktarda su birikirken, doğal barajın yıkılmasıyla su, kaya ve tortu karışımı büyük bir hızla vadilere doğru ilerledi.

Sel Tahminleri Bölümü Başkanı Binod Parajuli, Kathmandu Post’a yaptığı açıklamada, “Su berrak olsaydı, bu kadar büyük bir yıkıma neden olmazdı. Ancak enkaz suyla karışınca, akıntının yüksekliği dramatik şekilde arttı” dedi.

Atmosfer bilimci Tenzing Chogyal Sherpa ise olayı “bu bölgedeki en yıkıcı olaylardan biri” olarak nitelendirdi.

Trishuli Nehri’nin su seviyesi yalnızca 30 dakika içinde yaklaşık 9 metre yükseldi. Akıntının yaklaşık 100 kilometre boyunca ilerlediği belirtildi.

Felaketle ilgili en dikkat çekici ayrıntılardan biri de bölgede olaydan hemen önce şiddetli yağış görülmemesiydi.

Nepal’in hidroloji yetkilileri, 25 ve 26 Ağustos’ta Rasuwa bölgesinde şiddetli yağış yaşanmadığını doğruladı. Bu durum, felaketin yalnızca yağış kaynaklı olduğu değerlendirmelerini zayıflattı.

İlk incelemelerde sismometreler bölgede 4,4 büyüklüğündeki bir depreme karşılık gelen bir sinyal kaydetti. Bunun üzerine depremin buzulun dengesini bozmuş olabileceği düşünüldü.

Ancak ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun (USGS) daha sonraki analizleri, söz konusu sinyalin depremden değil, büyük heyelan olayından kaynaklandığını ortaya koydu. Çökme sırasında 5,2 büyüklüğündeki bir depreme eşdeğer titreşimler oluştuğu belirlendi.

Uzmanlar, Nepal’deki felaketin yalnızca bölgesel bir doğa olayı olmadığını vurguladı. Olay, mevcut erken uyarı sistemlerinin önemli bir açığını da ortaya çıkardı.

Söz konusu sistemlerin çoğunlukla aşırı yağışları ve nehir seviyelerindeki yükselmeleri takip etmek üzere tasarlandığı, yüksek dağlarda meydana gelen ani buzul veya kaya çökmelerini önceden tespit etmekte yetersiz kalabildiği belirtildi.

Ottawa Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden doçent Hossein Bonakdari, “Buradan çıkarılacak en önemli ders, yağmurun olmamasının sel riskinin olmadığı anlamına gelmediğidir” dedi.

Uzmanlara göre büyük bir dağ veya buzul çökmesiyle oluşan ani sel ve moloz akıntılarını geleneksel sistemlerle önceden tespit etmek oldukça zor.

Colorado Üniversitesi Boulder Kampüsü’nden coğrafyacı Alton Byers da Nature dergisine yaptığı değerlendirmede, buzulun kopmasının dağdaki donmuş toprağın artan sıcaklıklar nedeniyle çözülmeye başladığına işaret ettiğini söyledi.

Byers, benzer olayların dünya genelinde daha yaygın hale gelebileceğini belirterek, dağlık bölgelere seyahat eden insanların ani sel tehlikesine karşı farkındalığının artırılması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:

“Bu olayları önceden tahmin edemezsiniz”

MİLYONLARCA İNSAN RİSK ALTINDA

Bilim insanları, iklim değişikliğinin dağlık bölgeleri ısıtarak donmuş toprakların ve buzulların erimesini hızlandırdığını, bunun da benzer olayların daha sık ve daha büyük ölçekte yaşanma ihtimalini artırdığını belirtiyor.

Araştırmalara göre dünya genelinde yaklaşık 15 milyon kişi, buzul kaynaklı taşkın tehlikesi bulunan bölgelerde yaşıyor.

En yüksek riskin Himalayalar, Karakurum ve Hindukuş başta olmak üzere Asya’nın dağlık bölgelerinde bulunduğu belirtiliyor. Buzul gölü taşkınlarından (GLOF) tehdit altında bulunan 15 milyon kişinin yarısından fazlasının Hindistan, Pakistan, Peru ve Çin’de yaşadığı tahmin ediliyor.

Hindistan’da yaklaşık 3 milyon, Pakistan’da ise yaklaşık 2 milyon kişinin risk altında olduğu belirtiliyor.

Çin, Pakistan, Peru, Kanada, Hindistan, ABD, Şili, İtalya, Nepal ve Kolombiya da buzul gölü taşkınları açısından en yüksek risk taşıyan ülkeler arasında gösteriliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu