Gerçek afet AFAD mı?

Yüreğimiz yanıyor, yüreğimiz..Ne çarşı, ne pazar..Ne yemek, ne içecek..
Her şey zehir! Boğazımızda kara bir düğüm; yutkunamıyoruz, nefes alamıyoruz..
Televizyon başına çivilendik, kanal kanal ‘umut’..

Acemi televizyoncuların renksiz, bazen kaba sunumlarında bile ‘acaba’ sorusuna kilitlenmek..

Hep ‘hadi’ demek, ‘hadi bir can daha’..Tarihin arka arkaya en acı depreminde ‘çaresizlik’..Ne siyaset, ne siyasetçi, ne seçim oyunları! Varsa yoksa ‘güneşe tutunmak’..Derin karanlıklardan ‘ışığı yakalamak’..Bazı siyaset yalakalarına ‘hadi ordan’ bile demeye tenezzül etmemek..Sadece ‘karanlığı’ dilemek, karanlığı anlatmak..

Ne demişti büyük usta Ahmet Hamdi Tanpınar;

 ‘Halbuki toprak böyle değil; o insanlığın en güvendiği şeydir. Saadetini, emniyetini, refahını ona bağlamıştır. Onu her zaman müşfik görmeğe alışmışızdır. Toprağın sarsılması işte bu emniyetin sarsılmasıdır. Bir dost tarafından hançerlenmeğe benzeyen vahim bir hali vardır’.

Böyledir deprem..Bir dostun sarsması, silkelemesi, yıkması..

Oturduk; çayın da tadı yok, sohbetin de..Gözümüz televizyon ekranında..
Hep acı, hep hüzün, hep gözyaşı..Şikayet tek: Nerede bu devlet..

‘AKUT’u bitirdiler, yardıma koşan yok’..
‘Ordu bir saatte giderdi doğal afete, bu sefer üçüncü gün anca..’.
‘Kızılay’ı göremedik Kızılay ’ı..İş işten geçtikten sonra’..
‘AFAD dedikleri kendi bir afet. Koordinasyon yok, planlama yok, organizasyon yok..AFAD kimi kurtaracak, önce AFAD’ı kurtarmak gerek’.

.
‘Zamanında müdahale olsa bu kadar vefat olmazdı. Suçlular hesap versin’.
‘Hırsız müteahhitleri konuşan yok. Bu milletin hakkını kim savunacak?’.
Biraz daha tecrübeliler; ‘bade harabül basra ‘ modunda..Basra harap olduktan sonra..
İş işten geçtikten sonra, yani..

Ahali; geç kalındığı fikrinde..Bazıları ‘ devlet yapar’ gibi saçmalıklar söylemek istese de çoğunluk’patlamaya hazır bomba’.

Bana iş düştü:Politika zamanı değil; sistem çöktü.. Bu deprem Başkanlık sisteminin de tarih oluşudur.Devam edecektim de..Millet keyifsiz..

‘O beğenmedikleri eski Türkiye ordusu, gönüllüsü, Akut’u, sivil toplumu ile 3 saatte Gölcük’e gitmişti..’.

Bir de saçma sapan şeyler..‘Yaralar sarılacak ‘..‘Para dağıtılacak’..‘Şurda burda normalleşme başladı’..

Ne diyorlar ya!Ne para, ne normalleşmesi! Ben İzmir’im, ben Ankara ‘yım, Bursa’yım, Sivas’ım,Kars’ım, ben Türkiye ‘yim; ağlıyorum, yanıyorum, normalleşmiyorum, normalleşemiyorum..Vefat edenlerle, toprağın altında göz göre göre yitip gidenlerle, acılarla yananlarla..Ben de yanıyorum..

‘Sen yanmasan/ ben yanmasam/ nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…’

Bilmem ki..Murakami 6 bin vefat olan Kobe depreminden sonra yazdığı kitapta; yaşamın artçı şoklarını ne güzel anlatmıştı..Yıkımı ve yitirilen değerleri..
Acımız büyük, çok büyük..Kusura bakmayın; mucize kurtuluşlara elbette seviniyorum..Ama.. En çok da.. ‘Haksız, çaresiz ölümlere üzülüyorum ‘..
Çok üzülüyorum..

Acıdan oy devşirmek isteyen densizlere sadece ‘sus’ deme zamanı..
‘Sus, Allah b…….’.

Doluyum dolu…‘İnsan neyle yaşar ‘ da şöyle demişti Tolstoy:
‘Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyuyorsan insansın ‘.

Ben insanım..
Birilerini bilemem!

Hakan Tartan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu