Güç Zehirlenmesi
Sanki makam koltuğundan sesleniyormuş gibi…Bence karakter önemli..Herşeyi ama herşeyi çokça açık,basit, net ifadelerle anlatın,insanlar dinliyorlar.Toplum olarak çok ciddi ve çözülemeyen bir sorunumuzdur anlaşılamamak..
Zihin, bazı açılardan bir bahçeye benzer ilgi, alaka ve çabaya ihtiyaç duyar. Kendi haline bırakıldığında kısa sürede yabani otlarla dolar. Ve yabani otlarin çok olduğu yerde çiçek yetişmez.
Analiz işini malesef bırakamıyorum. Zihnime yavaş olmasını ve akışta kalmasını öğretirken analiz yapmaya alıştırdım ama bu kez de farkındalık ile mi karıştırıyorum ne?
Farkında ol ..
Şu an napıyorsun..
Ezber yapma kalıpları yık..
Otomatikten çık özüne dön ve kendin ol.
Düşündüğün her şey gerçek değildir.Zihin oyunlar oynar.İyilik büyük bir umudun başlangıcı olabilir.
Yayınladığım postlar yaşantımla öyle örtüşüyor ki; Bazen iç dünyamı okuduğunuz hissine kapılıyorum. Okurken yabancılık yada mesafe hissettirmiyor, yakın arkadaşımla samimi muhabbet ediyoruz gibi diyenler de oluyor.
“Herkese her şeyi anlatmayın.” kısmını tırnak içine alıyorum. Benim en çok öğrenmem gereken şey sanırım…
Herkese her şeyi anlatmayin, herkese açıklama yapmayin, sonradan görme ve cahille muhatap olmayin, analiz etmeyin, zihninizde yanlış bağlantılar kurmayın. İç dünyanızı gereksiz sorgulamalarla karıştırmayın.
“Hayat nedir?” diye sordular…
“Bir papatya misâlidir hayat” dedim..
“Nasıl yani?”
“Biri sever, diğeri sevmez! Seven acı çeker, sevmeyen hissetmez…”
ya da yaralarını yüzüne vurmaya kâr elde etmeye, kullanmaya başlar.
Sessizliğine bürünürsün sessizce kendi yeni hayatına doğru yola çıkarsın günün sonunda giden herkese teşekkür eder yeni versiyonuna merhaba dersin. Kimse kimsenin hakaretini,saygısızlığını,egosunu, çözülmemiş problerini anlamak zorunda değil. Sağlığı gider. Seversin,parasını,malını mülkünü kaybeder seversin, kariyerini kaybeder imtihan der sever sabredersin.
Sonrası yine hüsran, bir bakmışsın bütün emeklerin boşa gitmiş..
Herkesin gördüğü travmalarımızı, kederlerimizi göstermediklerimizdir.Gerçek ikinci aşamayla yani güvenle oluşacak süreçtir.Çünkü bizi yaralarımızdan incitebilirler.
O sevgi ile vicdan arasında kalıp gerçek ağır geldiyse ne yaparız.Kendi travmasını görmeyen, kendini kabul edememiş kimsenin travmasını sevmek kimsenin işi olmamalı.
Dönüp dolaşır koca kalbinle sevdiğin elalemin yarası senin yaran olur.
Sonra senin sevginle iyileşir çiçek gibi açılır derken; bir bakmışsın yok.!
Görmemize rağmen sevmeye devam ederiz ama oralardan bizi ve ilişkiyi zedeliyorsa uzaktan sevmeve devam edebiliriz.Travmalı yaralıdan uzak durun diye. Çünkü gerçekten sizi dibe çekiyor ve değersizleştiriyor sizinde psikolojinizi bozuyorlar.Kendi
değerimizi başkasının hareketlerine göre tabii ki değerlendirmeyeceğiz nasıl güzel bir durum tespiti değil mi?
Ya da perde aralanır. Bahanelerini dinlersin, değersizleştirmesini izlersin. İlk aşamaya dönecek diye sabır gösterip beklemeye devam edersin bunlara rağmen de kalmaya devam ediyorsan kendin olmaktan vazgeçmişsindir .İşte bu vazgeçişi bilinçaltındaki yaramızı fark etmek için bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz Ben öyle yaptım.
Ahhhh!! Doğduğumuz evler,yetiştirilme tarzımız,ince düşüncelerimiz,kimseleri kırmayışlarımız! Yolun yarısından çok sonra akıllanışlarımız! Ve halaaaa değişemeyip hiç birşey olmamış gibi devam edişlerimiz..
Alev alamayan dertler için için tüter, patlayamayan insan kendi içine çöker. İnsan, bir alev alsa bitecek dertler, bir patlasa geçecek çöküntüler. Ama kolay değil, cesaret ister.
Meşhur “Parazit” filminde bir sahne vardı. Şöför evin hanımından bahsederek’ ne kadar kibar ‘diyordu. Aynı evde hizmetçi olan karısı da o kadar paranın içinde sesini yükselterek ‘konuşacağı bir durum yok’ şeklinde cevap veriyordu.
Gelir düzeyi de dahil mi?
Bu ülkede, daha doğrusu Orta Doğu kafasında bu böyle sanki. Avrupa’da herkes, herkese karşı kibar ve güler yüzlü.
“Ye kürküm ye ,bu itibar bana değil sana” misali..
İnsanların maddi üstünlükleri manevi acılarını bastırma gücü olarak kullanıldığında insani değerlerini kaybettiklerini gösteriyor ve asıl acınacak duruma geldikleri görülüyor..
Makamla gelen saygı, nezaketin değeri var mı? Makama değer veren için evet. Makamda gözü olmayan için çöpçü de insan kral da. Ama ben çoğu zaman bu durumun tam tersini görüyorum. Kendini ilah zanneden yöneticiler var, kısacası ‘ben allahım’ diyor. Ama olması gereken insanın makamı yükseldikçe gönlü alçalmalı daha nazik, anlayışlı ve kibar olmalı.
Ummadığın anda baş yaran dost sandığın ile anlarsın. Bu döngü hep devam ediyor maalesef… En temel ihtiyaçlarını karşılayamazlarken, gülmeyi unutan güzel insanlarımız..
Herkese üstten bakanların özdeğer sorunları oluyor, herkese çok iyi davrananların da reddedilme korkusu .İkisinin üzerine de çalışmak lazım.
Derya Sucukçu




