Her şerde bir hayır vardır
Yaşadığımız birçok olumsuz olayda “Bunda da bir hayır vardır” diyerek durumu hayra yorarız. Yaşadığımız olumlu olayların çoğunda da kendi kazanımımız olduğunu düşünerek seviniriz. Oysa bize hayır gözüken olaylarda şer olabileceği gibi bize şer gözüken olaylarda da hayır olabilmekte. Nereden geldi aklıma bu cümle ?
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndan.
Çok fazla geriye gitmeyelim. 2013 mesela. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün o günkü programı hastalanması nedeniyle iptal edilmişti. Ve Gül Anıtkabir’deki törenlere katılmadı. Zaten hemen hemen her milli bayramda hastalanıyordu Gül. Ya Erdoğan ? Yıllardır o da katılmıyordu resmi törenlere. Bu arada diğer milli bayramlarda olduğu gibi 23 Nisan’da da kutlamalar sadece çelenk koymaya kadar indirgenmişti. Bir 23 Nisan geleneği olan ülkelerden gelen çocukların kaynaşmasını sağlayan şenlik kör topal devam ediyordu neyse ki.
Artık kutlamalar bizzat Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor ve ilgililere bildiriliyor. Resmi programda nelerin olduğunu haberlerden öğrenmişsinizdir. İktidar kanadı artık senden benden daha Atatürkçü. Biraz da İlber Ortaylı’nın notlarına göz atarak bu özel günden söz edelim.
23 Nisan 1920 bir cuma gününe denk geldi. Hacıbayram’da kılınan cuma namazından sonra Meclis’e doğru yüründü ve İttihat Terakki Kulübü’nün Millet Meclisi’ne dönüştürülen salonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Bu mecliste muhalif ve muvafık görüşlüler de bir tek amaç etrafında toplanmışlardı. Sıralar bile etraftaki okullardan getirilmişti. Meclis’in genç zabıt kâtipleri Mahir İz, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve Vehbi Koç’tu. İlan edilen bildiride “saltanat ve makam-ı hilafetin düşman nüfuzundan ve esaretinden kurtarılması ve milletin istiklalinin sağlanması” söyleniyordu. Yani “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi. Bu hiç kimsenin itiraz ettiği bir ilke değildi. Fransız ve Sovyet ihtilallerinin benzeri gibi görünüyordu. Ancak “Türkiye Büyük Millet Meclisi bir hükümettir ama yeni devletin Türk adını taşıyan bir şeklidir. Üç kuvvet, yargı, yasama ve yürütme aynı organda birleşmektedir. Meclis’in reisi aynı zamanda bu hükümetin reisidir”. Meclis’te Anadolu eşrafı ve her yerde Mondros Mütarekesi’nin şartlarını reddeden grupların içinden gelen medreseliler ve hocalar da yer almaktaydı. Hiç şüphesiz ki İttihatçılığı, yani Enver, Cemal, Talat üçlüsü etrafındaki İttihatçılığı reddetseler de eski İttihat Terakki üyeleri de bulunmaktaydı. Dünya görüşleri tamamen farklı bu grupların bir arada iş görmelerinin birleştirici ve yönlendirici unsuru ordu oldu.
Ordunun İstanbul’da kalmaktan vazgeçen ve doğrudan Anadolu’ya ilhak eden unsuru etkin olmuş ve zaman zaman sert tavrıyla bir siyasi ve bir komutan olan Mustafa Kemal Paşa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi liderini bulmuştu.
Tekrar dönüyoruz bu yıla. 23 Nisan sabahı şarkılarla uyanarak çocuklarımızla bayram gününe hazırlanabiliriz. Giyiniriz, süsleniriz. Bayraklarımızı camlarımıza asar, televizyon ve diğer iletişim kanallarından bayram programlarını izleriz. Ailecek 23 Nisan’ın öneminden söz ederiz. Çocuklarımız yaptıkları resimleri gösterirler. Bizler eski fotoğrafları albümlerden çıkarıp 23 Nisan anılarımızı anlatırız. Evde farklı bir ülkeden bir çocukla evladımızın görüntülü görüşme yapmasını sağlayabiliriz. Ve saati geldiğinde sokaklara çıkıp doya doya bayramı yaşayabiliriz. Çünkü bu bayram dünyada çocuklara armağan edilen tek bayram ve coşkuyla kutlanmayı hak ediyor.
Erkan Sevinç
.




