Dokuzuncu gezegenin gizemini çözmeye yaklaşıyor muyuz?
Bazı bilim insanları gizemli bir dokuzuncu üyenin varlığına gerçekten inanıyor. Son derece güçlü yeni bir teleskop sayesinde onu bulmanın eşiğinde olabiliriz.
Şili’nin kuzeyinde bir dağın tepesine kurulmuş olan Vera Rubin Gözlemevi, evreni görme biçimimizi kökten değiştirmeyi amaçlayan görevine Haziran 2025’te başladı. Işık tutmayı umduğu konulardan biri de kendi arka bahçemizin yapısı.
Dokuzuncu gezegenin varlığı, 2016’dan bu yana bilim insanları arasında büyük ilgi ve aynı zamanda anlaşmazlık konusu oldu.
O yıl, ABD’deki California Teknoloji Enstitüsü’ndne (California Institute of Technology) gökbilimciler Konstantin Batygin ve Michael Brown, Güneş Sistemi’nin dış kesimlerinde Dünya’nın yaklaşık 10 katı kütleye sahip bir gezegenin bulunduğunu savunan bir makale yayımladı.
Buradaki gökbilimcilere göre, Neptün’ün ötesinde Kuiper Kuşağı olarak bilinen bölgede yer almakla birlikte yine Güneş’in etrafında dönen buz yoğun bu altı gökcisminin hareketleri ancak büyük kütleli bir gökcisminin yakındaki varlığı açıklanabilirdi.
Trans-Neptünyen cismin (TNO) davranışlarını yalnızca büyük kütleli bir gökcisminin varlığı açıklayabilirdi.
Bu uzak TNO’ların yani Neptün ötesi cisimlerin pek de olağan olmayan eğik ve uzamış yörüngeleri, daha büyük bir komşusunun kütleçekim etkisi altında olabileceklerini düşündürüyordu.
BBC’ye konuşan Profesör Brown, “Dokuzuncu Gezegen yoksa, birçok tuhaf olay için artık hiçbir açıklamamız kalmıyor” diyor.
Astronomi dünyasındaki gelişmeleri yakından takip etmiyorsanız, buradaki ironiyi kaçırabilirsiniz: Gizemli yeni bir gezegenin en güçlü savunucusu olan Brown, yirmi yıl önce önce öne sürülen bir dokuzuncu gezegenin gözden düşürülmesinde kilit rol oynayan aynı gökbilimci.
1930’daki keşfinden bu yana Plüton, Güneş Sistemi’nin en küçük ve en uzak gezegeni olarak yer almıştı.
2005’te Brown ve iki meslektaşı, Neptün’ün ötesinde Güneş’in etrafında dönen, Plüton büyüklüğünde bir cisim olan Eris’i buldu.
Eris’in keşfi, Uluslararası Astronomi Birliği’nin (IAU) ertesi yıl gezegen tanımını değiştirme ve Plüton’u aileden çıkararak Eris ile birlikte bir cüce gezegen olarak sınıflandırma kararını güçlü biçimde etkiledi.
Dokuzuncu Gezegen’in, eğer varsa, bize gerçekten çok uzak olması önemli.
Caltech’ten gökbilimciler, varsayımsal bu gezegenin Güneş’ten ortalama olarak, Neptün’dense yaklaşık 20 kat daha uzakta olduğunu tahmin ediyor. Bu da Güneş’in etrafında bir tur atmasının 20.000 Dünya yılına kadar sürebileceği anlamına geliyor.
Güneş’ten bu kadar uzakta olan bir şey çok az ışık yansıtır; bu da onu son derece sönük hale getirir.
İşleri daha da karmaşıklaştıran unsur ise, Dokuzuncu Gezegen’in yörüngesinin oldukça tuhaf olacağının öngörülmesiydi. Sekiz gezegen Güneş’in etrafında neredeyse dairesel ve düz bir düzlemde dönerken, dokuzuncu üyenin hareketi oldukça eliptik ve eğik olacaktı.
Bu gezegeni görme ihtimali değişmek üzere olabilir.
James Webb Uzay Teleskobu gibi güçlü ama daha eski teleskoplar derin uzaydaki belirli hedeflere odaklanacak şekilde tasarlanmışken, Vera Rubin Gözlemevi tüm güney yarımkürenin gökyüzünü her birkaç gecede bir tarıyor.
Şimdiye kadar yapılmış en büyük dijital kamera gibi ekipmanlarla donatılmış olan gözlemevinin, 10 yıllık görevi boyunca 40.000’den fazla yeni TNO da dâhil olmak üzere milyarlarca kozmik nesneyi kataloglaması bekleniyor.
“Rubin, uzayda şimdiye kadar görebildiğimizden daha sönük ve daha uzak çok sayıda nesneyi bulabilir” diyor gözlemevindeki gökbilimci Dr. Sarah Greenstreet.
“Eğer Dokuzuncu Gezegen, varsayılan boyutunda ve konumunda,gerçekten varsa… Rubin Gözlemevi onu bulacaktır” diye ekliyor.




