Cumhuriyetimiz 100 Yaşında
Ulusal bayramlar, toplumsal yaşamımızın önemli bir geleneği ve ritüelidir. Hele 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın her zaman farklı bir yeri vardır ulusal bayramlarımız arasında… İnsanımız, yurttaşımız, her daim Cumhuriyet bayramı kutlamalarına ayrı bir önem verir; bayramlar içinde onu apayrı bir yere koyar… Bu yılki Cumhuriyet bayramının ise bambaşka bir önemi ve anlamı var. Çünkü, ‘kimsesizlerin kimsesi’ Cumhuriyet 100 yaşında!..
29 Ekim 1923, bundan tam 100 yıl önce, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu gündür. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başarıya ulaşan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ardından, işgal edilmek istenen bir ülkenin küllerinden yeniden doğuşu; yok edilmek istenen bir halkın yeniden ayağa kalkışıdır. Sözün özü, kurtuluşun ve kuruluşun bayramıdır. İşte bütün bu özellikleri, Cumhuriyet bayramını ‘başat bayram’ haline getirir. Ülkenin dört bir yanında büyük coşkuyla kutlanır Cumhuriyet bayramları…
100’üncü yılın anlamı ve önemi
Ülkelerin tarihinde ve toplumların yaşamında, böylesine asırlık dönemeçlerin ve kutlamaların çok önemli bir yeri vardır. Toplumun tüm bileşenleri ve kesimleri, ortak bir coşkuyla kutlarlar bu büyük tarihsel olayı. Aynı zamanda, tarihsel ve toplumsal açıdan ortaklaşa bir muhasebe de yapılır. Ancak bunların olabilmesi ve yapılabilmesi için; başta ilgililer ve yetkililer olmak üzere, herkesin bu ortak coşkuya ve heyecana sahip çıkması gerekiyor.
Oysa günümüzün siyasal koşullarında, bunun tam anlamıyla olabildiğini söylemek mümkün değildir. İşte tüm bu nedenlerle, bu 29 Ekim’de, yüreğimiz buruk olarak ve ülkemizin geleceği ile ilgili endişelerimiz artmış olarak kutluyoruz Cumhuriyetin 100’üncü yılını…
İkinci yüzyılda, bizi nasıl bir Türkiye bekliyor?
Cumhuriyetin 100’üncü yaşını kutlarken, aslında bir asırlık Cumhuriyetin ‘çağdaş uygarlık yolundaki’ uzun koşusu da yeni bir dönemece girmiş oluyor. Çünkü bu yılki 100’üncü yıl kutlamalarıyla birlikte, Cumhuriyetin ikinci yüzyılı da başlıyor.
Bu arada bizim en çok merak ettiğimiz konu; Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, ülkemizi, halkımızı ve bizleri nasıl bir Türkiye’nin beklediğidir. Aslında 100’üncü yıl kutlamalarının en temel gündeminin, bu sorular ve bu sorulara verilecek yanıtlar olması gerektiğini düşünüyoruz.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılına temel yaklaşım
Unutulmamalıdır ki Cumhuriyetin çağdaş değerleri ve demokrasinin evrensel ilkeleri, ortak paydamızdır. Bu ortak paydada buluşabilen tüm çevreler, cumhuriyetten ve demokrasiden yana olan tüm yurttaşlar; Cumhuriyetin ikinci yüzyılını çağdaş ve demokratik bir ortamda yaşayabilmeyi, önlerine temel hedef olarak koymalıdırlar.
Buna koşut olarak tartışılması gereken; ülkemizin ve halkımızın, Cumhuriyetin ikinci yüzyılını hangi koşullarda yaşayacağıdır. Cumhuriyetin 100’üncü yaşını kutlarken, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına hazırlanmanın ‘yol haritası’ üzerine kafa yormamız gerektiğini düşünüyoruz. Elbette yalnızca bununla da yetinilmemeli, yeni dönemin ve yeni yolun temel taşları şimdiden döşenmeye başlamalıdır.
Sistem ve düzen sorunsalı
Bugün ülkemizin en temel ve ivedi sorunu, var olan yönetim sisteminde düğümlenmektedir. Getirilen tartışmalı sistemle, Cumhuriyetin temel kurucu değerleri ve ülkenin toplumsal genleri ile oynanmıştır. Öncelikle bu alanlarda sağaltım ve yeniden yapılandırma, Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için oluşturulacak yol haritasının ön adımları olabilir, olmalıdır. Doğrusu biz de böyle olmasını içtenlikle diliyor ve bekliyoruz.
Bu bağlamda, muhalefet partilerinin ve çevrelerinin, önümüzdeki süreçle ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ile ilgili hazırlıklarını/çalışmalarını çok önemsiyoruz. Farklı toplumsal kesimlerin ve muhalif çevrelerin temsilcilerinin, bu çalışmalar için daha çok kafa yorup katkı koyarak destek vermeleri gerektiğini düşünüyoruz.
Çağdaş ve demokratik Türkiye özlemi
Daha yıllar önce, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından; ülkenin temel hedefi ve doğrultusu, ‘çağdaş uygarlık yolu’ olarak belirlenmiştir. Bu temel ve öncül görevin günümüzdeki ifadesi, çağdaş ve demokratik Türkiye’nin inşa edilmesidir. Bu somut görev, günümüzde, ülkemizin ve halkımızın içinde bulunduğu koşullardan memnun olmayan tüm kesimlerin önünde boylu boyunca durmaktadır.
Bizce, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girilirken, temel amaç ve görev, ülkenin siyasal ve toplumsal açıdan yeniden yapılandırılmasıdır. Son dönemde bütün alanlarda yaşanan tahribat o kadar büyük olmuştur ki, bu tahribatın giderilmesi/onarılması, ancak çok köklü bir değişim ve yapılandırma ile mümkün olacaktır.
İkinci yüzyıl hedefleri
Bu bağlamda; ikinci yüzyılda; çağdaş ve demokratik Türkiye’nin yeniden inşası, en geniş muhalefet kesimlerinin Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için temel ve ortak hedefi olarak düşünülmelidir.
Böylesi duygu ve düşüncelerle / yeni hedeflerle, Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutlarken; başta Cumhuriyetin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu bir asırlık uzun yürüyüşte izi olan herkesi saygıyla anıyoruz.
Mehmet Şakir Örs




