CHP İzmir’de derebeylik savaşları

 

Türkiye’nin en batısında, memleketin en modern kentinde, İzmir’de CHP’de feodalizm kalıntısı “Derebeylik Savaşı”

İki tane Genel Başkan adayı küçük prens karikatürü eşliğinde kötü bir senaryonun sahnelenişini izledik. Memleket yangın yeri, çalışan, çalışmayan, işi olan işsiz olan, genç yaşlı, kadın erkek LGBTİ+ herkes derdine derman arıyor. Kongre salonunda toplaşan partililer ise 7 ay sonra yapılacak olan yerel seçimlerde Büyükşehir, İlçe belediye başkanlıkları, meclis üyelikleri kavgası veriyor.

Bu kavga Mayıs seçimlerinden sonra moral bozukluğu yaşayan toplumu, partiyi ayağa kaldırmak, değişimi yaratmak için değil, koltukları koruma ve yeni koltuklar elde etme kavgası. Şirket yönetim kurulu üyelikleri, Belediye şirketlerinde genel müdürlük kavgası.

Gerginlik sinyali ilçe kongrelerinden gelmeye başlamış, Çiğli ilçe kongresi ile görünür hale gelmişti. Bugün kongre salonunda taraftarlarının alkışları ve sloganları eşliğinde içeri giren, gövde gösterisi yapmaya çalışan “derebeyleri” çatışmanın fitilini bilerek ateşledi.

Bir partinin il kongresi nasıl bu kadar öfke biriktirir. Büyükşehir elinde, kentin 31 ilçesinin 25 tanesini kazanmışsın, iki tanesini elinle kayyuma teslim etmişsin. Kentin siyaseten mutlak egemenisin. Muhalefet yakınından geçemiyor. Basın suskun, akil insanlar suskun, STK’lar paralize olmuş, gözünün üzerinde kaşın var diyen yok. Peki o zaman bu öfke niye, kime?

Konukların önünde daha sadece iki konuşmacı söz aldıktan sonra seçim usulü tartışması sırasında parti protokolü, davetli misafir gözetmeksizin havaya ve karşıtına savrulan yumruklar neyin kavgası bu?

İzmir’de yıllardır kutuplaşmanın baskısından çekinen, modern yaşam biçimini tehdit altında hisseden kentli yurttaşların ağırlıkla oy verdiği CHP, politikasızlığın, kifayetsiz muhterislerin eline düşmenin bedelini ödemeye başladı. Bir parti iç kamuoyunda ancak bu kadar çöker. Toplumsal muhalefeti bir kenara bırakıp, bütün gücüyle parti içi iktidarı ele geçirip, yerel rantı elinde tutmak veya ele geçirmek için kongrede hazır kıtalar oluşturan üyelerin, ilçelerin yürüttüğü mücadelenin adı siyaset olamaz. Bu olsa olsa Kralın artık yaşlandığını düşünen “derebeylerin” parti delegelerini, Büyükşehir ve ilçe belediyelerinde, belediye şirketlerinde iş bulma, işten çıkarma, ihale vaat etme yoluyla “serf” rolüne sokma mücadelesi.

İşte kongre salonundaki öfke parti bilincine sahip olmayan, toplumsal sorumluluk, kamusal alan, kamusal yarar nedir bilmeyen şirket yöneticilerinin, ilçe başkanlarının askerleri olarak delege olan üyelerin hedefini bulamayan kızgınlığı oluyor.

CHP İzmir’de hiç bir toplumsal olayda bu öfke ve enerji ile mücadele etmedi, yer almadı. Eski yeni il başkanları, ilçe başkanları hepsi sokak, meydan kaçkını olarak seçimden seçime boy göstermeyi seçtiler.

Rüzgar eken fırtına biçer. İzmir’de seçim sathı mahalline girildiğinde bu derebeyi kavgasının kazananları ile toplumsal muhalefetin artık farklı bir dilden iletişim kurması gerekiyor. Mayıs seçimlerinde rotayı ırkçı milliyetçi sağa çevirerek başarısız olan politikalara karşı, sol görünümlü siyaset esnafından arınmış bir yeni kamusal belediyecilik anlayışı ile bu süreç tersine çevrilmelidir. Siyasette yenilenme yerelden başlayacaksa İzmir seçmeninin bunun nasıl olacağı konusunda ciddi kafa yorarak bu pespayeliğe bir son deme zamanı gelmedi mi?

Haluk Tekeli

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu