Bir kağıt kahramanına hayat vermek

Doğan Akkaya

Bir dönem ulusal bir televizyon kanalında fenomen dizi Kurtlar Vadisi’ne rakip olarak gösterilen Misyon’un başrol oyuncusu, aktör, teakwondonun büyük ustası, prodüktör, besteci, senarist ve iş insanı Doğan Akkaya tüm merak edilen soruları Merhaba okuyucuları için yanıtladı.

 Doğan Akkaya kimdir? Sizleri tanıyabilir miyiz? Ulaşılanın dışında… Duygularıyla… 

Doğan Akkaya dıştan sert görünen belki de biraz kendisini beğenmiş görünen biri. Fakat bir o kadar duygusal, yumuşak yürekli bir adam. Bu sert görünümünün aslında bir koruma duvarı olduğunu söyleyebilirim. Giresun’un Demirci Köyü’nde çiftçi Mustafa Akkaya ile Ağa kızı Dudu’nun oğulları olarak dünyaya geldim.  Babam Almanya’ya gidip Hamburg’da çalışmaya başlıyor. Çocuk yaşlarda ben de Almanya’ya yerleştim ve Almanya’da büyüdüm. İlk başlarda çok yabancılık çeksem de kayıt olduğum Alman okulunda eğitimimi almaya başladığımda Almancam gelişir ve ilk işim olan Türkiye’den yeni gelen vatandaşlara tercümanlık yapmaya başlarım. Bu arada bazı hocalarımın benim hiperaktif bir
çocuk olduğumu görüp spor okuluna kayıt olmam için bana öğüt verdiklerinden sonra bir judo okuluna yazıldım. Bu okulda Judo, Jiu Jitsu, Boks, Karate ve biraz da KungFu öğrendim. Uzun yıllar süren spor geçmişimden sonra ise 
bir gün yolum beyaz perdeyle keşisti ve bu alanda birçok proje de yer aldım diyebilirim. Türkiye’ye döndükten sonra gayrimenkul sektörüne başarılı bir giriş yapıp 2018 yılında da eşim ve iki kız çocuğumla ‘Aşkım’ dediğim İzmir’e yerleştim. 

Oyunculuk kavramını hayatınıza almanız nasıl oldu? 

1994 yılında Almanya şampiyonu oldum. Rahmetli Yönetmen Yusuf Atıcı Star Tv’de görev alıyordu. Çok yakın arkadaşımdı kendisi şampiyon olduğum gün benim için Almanya’ya röportaja gelmişti. 2007 yılında ise Yusuf Atıcı bir projede bana baş rol oyunculuğu teklif etti. Ben de Yusuf Hocamı kırmayıp kabul ettim. Zaten Almanya’da oyunculuk geçmişim vardı. Okulda bir çok projede yer almıştım. Çok da seviyordum… Yusuf Hocam sayesinde ise Türkiye’de ‘Kurtlar Vadisi’ne’ rakip olan meşhur dizi ‘Misyon”un başrol oyuncusu olarak sektöre adımımı attım. 

Sizce oyunculuk nedir ve neden değerlidir? Ülkemiz de oyunculuk sektörü nereye gidiyor?

Oyuncu bir insan.  Başka insanların dert ve problemlerini dile getirebiliyor. Oyunculukta mesaj verebilmek çok önemli. Komedi projelerini düşünürsek zaman zaman da dertli insanları da güldürebilmek çok önemli. Politik yönden düşünürsek çoğu insanların kendilerini açıkca ifade edemedikleri duygu ve düşünceleri bir film sayesinde bile ifade edebiliyoruz. Oyunculuk bir nevi başkalarına ilaç olabilmektir benim için… Saygı  duyuyorum aslında çünkü kimse bu sektörün nereye gidebileceğini düşünmüyor… Bir kağıt kahramanına hayat vermenin hazzı anlatılamaz

Türk Sineması beklediği önemi görüyor mu?

Türk Sineması şu an için iyi bir konumda değil bence. Çünkü sadece modellik, güzellik gibi bir oyuncu kavramı ortaya çıkmış durumda. Ortaya sunulan takdir edilecek bir oyunculuk kalmadı günümüzde. Ya iyi bir yapım şirketi ile karşımıza çıkıyorlar ya da günümüz medyasına hitap eden, arkasında milyon takipçili insanları göz önüne alıyorlar. Eskisi gibi, Yılmaz Güney gibi Cüneyt Arkın gibi Fikret Hakan gibi Menderes Samancılar gibi ve niceleri gibi değerli sanatçılar kalmadı… Kısacası şu an Türk Sineması’nda herkes hırs ve maddiyat yönünün peşinde… 

 Yaşadığınız en değerli sahne deneyimini bize anlatır mısınız?

 
Almanya’da ilkokulda okurken tiyatroda yer aldım. O zamanlar okuldaki tek Türk bendim. Haliyle dikkat çekiyor, ve tartışmalara sebebiyet veriyordu bu durum. Kendimi de bu durumdan kaynaklı hep korumaya çalışıyordum. Bir nevi de göz dağı vermiş olacağım ki okuldaki çocuklar benden çekinmeye başladılar. Bir gün tiyatroda bir sahnemi oynarken senaryo gereği ‘Anya’ isimli okul arkadaşım annem rolündeydi. Senaryoda anneme asabi davranmam gerekiyordu ve annemin de bana tokat atması… Beklenen sahne geldiğinde ise Anya bana gerçekten öyle bir tokat attı ki… Öyle bir ses çıktı ki… Salon da sadece tokatın sesi yankılandı, herkes sessiz can kulağıyla sadece sahneye, bana ve Anya’ya bakıyorlardı acaba ne olacak diye… Ben ise hiç bozmadan oyunumu oynamaya devam ettim. Benim için hala daha tebessüm ettiren bir anıdır… Teşekkürler Anya! 

Ecem Naz Tunca

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu