Algılar Olgular
“Doğuyoruz, büyüyoruz.Yaşarken hayatımızda bir “mânâ” arıyoruz.
Hayatta kalmak bile kolay değilken mânâ aramak zor elbette.
Bulduğumuzu düşününce, peşinden koşuyor, mutluluğun orada olduğuna inanıyoruz. Ona ulaşmak için güce ihtiyaç duyuyor, gücümüzü korumaya çalışıyoruz.
Kaynağını onurumuzdan, enerjisini toplumdan alıyorsak, o yolculuktaki acılar, hasretler, başarısızlıklar ya da yenilgiler “mânâ”’ya anlamını kaybettirmiyor.
Hatta, betona gömüldüğümüzü düşünenler çıksa da, erdemlerimiz, sevdiklerimiz, sevgimiz, umutlarımız eksilmiyorsa tohum gibi yeniden filizlenip doğabiliyoruz.
Şanslıyım; hayatımın anlamının nerede olduğunu çok erken buldum ve hiç tereddütsüz, onun için mücadeleden vazgeçmedim.
Hayat, heyhat..! 14 aydır hapisteyim.
Çıkınca, gücümü arttırmış olarak mücadeleye devam edeceğimi biliyorum, yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir.
Siz, siz olun, hayatınızı anlamlı kılanın ne olduğundan emin olun, peşinden hiç ayrılmayın..!”
Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in Buca Kırıklar İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu 63/B Koğuşu’nda yazdıklarından..
Zaten Soyer’in kaleme aldıklarının bir kısmı “Gelecek Olsun” kitabında toplandı.Hala iddianamesi hazırlanmamış bir davadan tutuklu.. İçeride hiç boş durmuyor..Maraton rekoru kırarcasına sporunu yapıyor, düşüncelerini aktarıyor. Avukatlarından biri olan kızı Defne Soyer buluşturuyor bizleri Soyer ile..
Tunç Soyer’i bir otel müdürlüğü yaparken tanıdım. Eşini de matematik öğretmeni olarak çalıştığı yıllarda..Sonraları Tunç Soyer Seferihisar Belediye Başkanı olduğunda “Slow City” röportajını ilk yapanlardanım. Soyer’in İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının sevincini , 2024 de aday gösterilmemesinin hüznünü yaşayanlardanım.
Soyer “İcraatlar üzerinden değil, algılar ve olgular üzerinden bir değerlendirme yapacağım. Malum çağımız bir dezenformasyon çağı ve sık sık algılarla olgular birbirine karışır. Burada sebebini bilmediğim, anlayamadığım ve siyasi rakiplerimden görmediğim bir düşmanlıkla saldıranlara cevap yetiştirmek ya da siyasi bir hesaplaşma yapmak derdinde değilim. Hayatım boyunca yerel siyasetin, icraatlar ve fikirler üzerinden yapılması gerektiğine inandım. Sadece ve sadece gerçekleri ve doğruları sizlerin takdirine sunacağım. Çünkü bu hem tüm İzmirlilerin en doğal hakkıdır, hem de birlikte çalıştığım arkadaşlarımın emeklerini ve haklarını korumak boynumun borcudur. O arkadaşlar yüksek liyakatli ve çalışkandırlar ancak bir bölümü sadece bana yakın oldukları gerekçesiyle mağdur edilmişlerdir” diyor.
Kooperatif davası Ekim ayına ertelendi. Suçsuz yere hapislerde yattığına inanıyorum. En azından tutuksuz yargılanmasının doğru olması gerektiği düşüncesiyle ve özgürlüğüne kavuşması dileğiyle tekrar sözü ona bırakıyorum.
“Benim kaldığım F tipinde hücreniz dışında, infaz koruma memurları, ziyarete gelen avukatlar ve milletvekilleri ile avludan görünen bir avuç gökyüzü dışında, kimseyi, hiçbir şeyi görmüyor, duyamıyorsunuz. Hayatla kurduğunuz bağ sadece bu saydıklarımla sınırlı. Yani ağaçlar, çiçekler, kuşlar, köpekler, deniz, onun sesi, şehrin ışıkları, sesleri, dostlar, dost sohbetleri gibi hiçbir şey yok. Yani hayatınızda eksilenler ve mahrum kaldıklarınız nedeniyle adeta bir bölümünüz yok oluyor.
Sevdikleriniz, sanki gökyüzüne yükselmişsiniz gibi, göremeseler de varlığınızı hissediyor, bir gün tekrar hayata döneceğiniz günü bekliyor. Siz de adeta yukardan olup biteni izliyorsunuz.
Hapiste kiminin yüzde 10’u kiminin yüzde 60’ı ölüyor. Bana sorarsanız benim yüzde 15’im öldü sanıyorum. Ama şimdi bu alegorinin iyi tarafına geliyorum.
Sanıyorum ünlü fizikçi Lavoisier idi; “Hiçbir şey vardan yok, yoktan var olmaz” diyordu. Benim öldüğünü söylediğim yüzde 15’lik kısım, aslında başka bir biçimde, başka bir fonksiyonu yerine getiriyor. Adeta bir doğum sancısı çekerek, hem gerideki yüzde 85’i hem de yeniden doğum sonrası başlayacak hayatın çok daha canlı, çok daha güçlü, çok daha mutlu olmasını sağlayacak ders, deneyim ve ustalık biriktiriyor.”
Erkan Sevinç




