İki toplantı
Polisin, kapıları kırıp biber gazı sıkarak zorla dışarı çıkarttığı mazbatalı Genel Başkan Özgür Özel’in yerine,‘mutlak butlan’ kararı sonrası koltuğa oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu…
Bu kararı millet iradesine ve demokrasiye saldırı olarak görüp karşı çıkanlar nasıl yorumluyorlar?
“İktidar tarafından CHP’ye ‘kayyum’ atama!..”
Ya da …
“Cumhur ittifakının CHP’den sorumlu genel müdürü!..”
Ve geçtiğimiz hafta sonu..
CHP Genel Merkezi’nin önünde taşıma toplamalı bir topluluk…Kılıçdaroğlu’nun koltukta, oyuncağına kavuşmuş çocuk sırıtışıyla birkaç pozu ve dışarıdaki cılız kalabalığa seslenişi…
Aynı anda Güven Park’ta, meydanı tamamen dolduran coşkulu bir kalabalık…
Kim onlar? Partilerine ve iradelerine sahip çıkmak isteyen CHP’liler ve onları destekleyen demokrasi güçleri…
Polis zoruyla Genel Merkez Binası’ndan çıkarıldığında,yağmur altında arkasındakilerle Meclis’e yürüyen ve sırılsıklam bir halde bir Toma’nın üzerine çıkarak,kolunu yukarıya kaldırıp kararlılığını gösteren ve halka seslenen Özgür Özel… Güven Park’taki konuşmasının ardından,arkasındaki büyük kalabalığa: “tarih yazmaya var mısınız?”diye sordu ve hep birlikte Anıt Kabir’e yürüdüler.…

Genel Merkez Binası yokmuş! Ne gam!
Ne diyor Özgür Özel?
“Gökkubbenin altı,sokaklar ve Meclis çalışma alanlarımız!..”
İktidar neyi amaçlıyordu?
Halkın çaresizlik içinde, “ne yapsak boş!” diyerek iyice yılgınlık ve karamsarlığa
düşmesini…
Oysa Güven Park, adı gibi halka güven verdi…Yeni bir çıkışın başlangıç yeri oldu…
Umarım yanılırım ama kişisel kanım, Mutlak Butlan kararı ile Atatürk’ün kurduğu ve ilkelerini belirlediği CHP’den zorla çıkartılan Özgür Özel’in yeniden o kapıdan girmesinin kolay olmayacağıdır…
“Butlan kararı hukuksal mı? Değil mi?” gibi tartışmalarla ve sürümcemede kalacak, belki de “atı alanın bir kez daha Üsküdar’ı geçeceği” kadar uzayacak hukuk süreçleriyle bir yere varılamayacağını düşünüyorum…
İktidar bu saldırılarıyla bir taşla birkaç kuş vurmayı amaçlıyor…
Halkın asıl sorunu nedir?
Ekonomik çöküntü ve krizin yarattığı geçim sıkıntısı,işsizlik,yoksulluk…
Bunların konuşulmasının mümkün olduğunca önüne geçmek…
Başka?
Ana muhalefet partisini bölüp parçalamak,kendi iç sorunlarıyla boğuşur hale getirmek…
Başka?
Muhalefetin bir araya gelmesini engellemek,hatta vereceği ya da daha doğrusu verecekmiş gibi yapacağı tavizlerle oyalayarak,belli bir bölümünü yanına çekmek…
Ve…(yine umarım yanılıyorumdur)
DEM ve Kılıçdaroğlu’nun yanındaki CHP milletvekillerinin desteğiyle “Genişletilmiş Cumhur İttifakı”nı oluşturup, Patrimonyal Sultanizm’i kalıcılaştırabilmek…
Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, Sarayın aparatı olarak Cumhur Ittifakı’nın yeni ortağı olur mu?..
Neden olmasın?..
Gerekçe bulmak kolay…
“Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu bu ağır ortamda ülke birlik ve bütünlüğü daha da önem kazanmıştır.
Üzerimize düşen görevi seve seve yerine getiriyoruz!..”
Bunun önüne geçilebilir mi?
Kanımca sonucu belirleyecek olan halk kitlelerinin kararlılığı ve muhalif partilerin mücadele azmidir…
Meclisteki görece büyük muhalif partilerin yanında,sol-sosyalist partilerin yaklaşımı ve mücadele kararlılığı da sonuca etkili olacaktır.
Sol partilerin yaklaşımından birkaç alıntı:
Halkın Kurtuluş Partisi:
“ABD,İngiltere, siyonist İsrail tarafından iktidara getirilmiş bulunan ve ABD-AB Emperyalistlerine yaptıkları hizmetler sayesinde 24 yıldır iktidarda tutulan AKP’giller…Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkarak,yerine Ortaçağcı,Faşist bir Din Devleti kurmayı amaçlamaktadır…Mutlak Butlan kararı,AKP’gillerin tam da bu amacı gerçekleştirmek amacıyla attıkları bir adımdır.”
Emek Partisi:
“Mutlak Butlan kararı,Saray rejiminin faşizmin inşası hedefiyle yürüttüğü sürecin dönüm noktalarından biridir…Siyasetin tekeli olmaya niyetlenen Saray rejimine karşı birleşe birleşe kazanacağız.”
Sol Parti:
“Mutlak Butlan kararı ile ana muhalefet partisine Saray kayyumu atandı…Buna karşı tüm muhalefet güçleri olarak,hakları için direnen işçisi,kadınları,gençleriyle ülkemizin sürüklendiği bu büyük felakete karşı bütün farklılıklarımızı bir yana bırakarak birleşeceğiz,yan yana omuz omuzla hep beraber mücadele edeceğiz.”
TKP:
“CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez.İktidar CHP yönetimini değiştirdi. Kimse “ama yargı kararı”demesin.İktidarın seçme ve seçilme hakkkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına,partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş…Bu kabul edilemez…”
TİP:
“Mutlak Butlan kararını tanımıyoruz…Saray rejimi,yargıyı bir kez daha rakiplerini tasfiye etmek için kullanmaktadır…Bu karara ve Saray’ın karşı devrimci saldırılarına direneceğiz. İktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi siyaseten tanımayacağız…”
Kurtuluş Yok Tek Başına…
Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!..
Muammer Toprakçı




