İzmir’de bir milat:Mebajans
Daha dün gibi aklımda… 80 sonrası parçalı demokrasi günleri… Selda Bağcan’ın konserini düzenliyoruz Amerikan Kız Koleji Salonu’nda..Salon tıklım tıklım dolu. Ne var ki sahne almak için emniyetin iznini bekliyor sanatçı… Ne de olsa vatan haini… Emniyette bana yöneltilen sorular komedi ötesi. Neyse zar zor izin koparılıyor ve sevenleriyle buluşuyor Selda.
Düzenliyoruz dedim yaa kim düzenliyor Mebajans..
Mebajans İzmir’de bir milattı.

70 lerin sonlarına doğru 3 arkadaş kurduk Mebajans’ı. İsimlerimizin başharfleri Mehmet Hüsnü Alat, Erkan Sevinç, Bektaş Türk MEB’i oluşturdu. O sıralar Mehmet Hüsnü Alat Yapı Kredi Bankası’nda, ben Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda Bektaş Türk de Milliyet Gazetesi’nde çalışıyordu.
Uzun seneler varan dostluğumuzu bir çatı altında buluşturmaya, sevdamız İzmir için elimizi taşın altına koymaya karar vermiştik.
Öncelikle Disk ve TGS nin organizasyonlarına ve Kırmızı Karanfil Şarkı Festivallerine imza attık.
Türkiye’de ilk “Küpür Derleme Merkezi” ajans çatısı altında faaliyete geçti.O günleri sevgili Bektaş anlatıyor..
“1976 yılının önemli bir dönemeci daha vardı. Pavlonya Ege’den tanıştığım okul arkadaşım Mehmet Hüsnü Alat ve Demokrat İzmir’de müzik sayfası hazırlayan aynı zamanda doktor olan Erkan Sevinç ile MebAjans’ı kurduk. Bugünün BKM si olan Mebajans’ta bir çok ilke imza attık. Örneğin Küpür Derleme Merkezi ve çeşitli konser tiyatro festival gibi etkinlikler. İzmir’e Dalida , Julia İglesias, Demis Roussos , Gypsy Kings’i getirdik. Efes Antik Tiyatro’da Zülfü Livaneli Teodorakis ve Maria Farandori konserimizde seyirci rekoru kırıldı. Ayrıca Mazhar Fuat Özkan Ege turnesini ilk kez biz düzenledik. O yıllarda tabii Ajanspress gibi şirketler yoktu. Ünlüler kendileriyle ilgili gazete ve dergilerde çıkan haberleri takip etmekte zorlanıyorlardı. Bir abone bedeli karşılığı üye olanlara her ay dosya halinde haberler gönderiliyordu”
9
Mebajans İzmir Enternasyonel Fuarı’na da renk katan bir stand kurdu. Her akşam ünlüler gelip kasetlerini plaklarını imzaladılar ve ziyaretçilerle sohbet ettiler. Stand bugünkü İsmet İnönü Kültür Merkezi’nin oradaydı. Açılışa o güne kadar halkın arasına karışmamış Orhan Gencebay ayarlandı. Fuar açılışları o yıllarda Lozan Kapısı’nda halka açık yapılırdı.Tören sonrası ilk gün bedava olduğu için herkes “hurra” fuara girerdi. İnanır mısınız fuara girenlerin mübalağasız büyük kısmı bir çiftlik evi şeklinde düzenlenen standın çevresinde toplandı,Gencebay’ı bekliyor. 21 civarında sanatçı geldi.Sonra ne mi oldu? Özene bezene yapılan stand yerle bir. Yeniden inşa edildi o güzelim stand..
Üç arkadaş sık sık bir araya gelirdik evlerde. Eşlerimizin hazırladığı güzel sofralarda hem işlerimizi konuşur, hem de okey oynardık. O gecelerden birini dilerseniz ben anlatayım sizlere..
“1982 yılıydı. Bizim evde toplandık. Rakıları parlattık. Tatlı ve kahve sonrası okey oyanayacak, aramızda en şanssız olan Bektaş’tan kaset,plak falan kazanacağız. Kapı çaldı. İki sivil polis. Kimliklerini ibraz ettiler, içeri aldık. Sanıyorum örgüt toplantısı diye bir ihbar almışlar. Ellerinde çarşaf gibi listeler var.Oradan kontrol ediyorlar durumumuzu. Şimdiki GBT gibi. Herkesin kimliği yanında Memo (Mehmet Hüsnü Alat’a böyle hitap ederdik) nun ablasının kimliği yanında değil. Alatlar Gül Sokak’ta oturuyorlardı. Evde kara ve bela bir köpekleri vardı. Sık görüştüğüm halde bana bile defalarca saldırdı. Aklıma hemen o cin fikir geldi. Polislere” isterseniz evlerine gidin orada kimliğini göstersin” dedim. Gittiler. Ben de bir keyiflerdeyim. Köpek bunları parça pinçik edecek diye. Bir saat kadar sonra döndüler. Köpek polislere kılını bile kıpırdatmamış. Memo o kadar sinirlendi ki onu sokağa atmaya kalktı. Malum atasözü de bir kere daha tescillendi”
Mebajans olarak sayısını hatırlayamadığım kadar etkinlik düzenledik. Çoğunda salonlar tamamen dolu olmasına rağmen zarar ettik. Böyle durumlarda bizi kurtaran bin yıllık dostumuz Cem Karaca olurdu. Karaca İzmir’e gelir, beş para almadan yararımıza konser verirdi. İzmir’de Saat Kulesi’nin yıkıldığı gün 3 seans 6 saat konser verdi. Unutulmaz !
Artık köy denilen İzmir’de de kültür ve sanat faaliyetleri başlamıştı. Mebajans görevini tamamladı diyebilirdik. Ben Ege Üniversitesi’ndeki kariyerime devam ederken Bektaş Raks Grubu’na geçti. Memo da emekliliğin keyfini sürdürmeye başladı. Mehmet Hüsnü Alat Mebajans’ın kitabını yazarken hayatını kaybetti. Kendisini çok özlüyoruz. Umarım birileri onun kitabını tamamlar.

Bu arada 40.yılımızı da Çeşme’de 2012 de kutladık. Açıkhava Tiyatrosu’nda 5000 kişinin izlediği konserde Fettah Can ve Yeni Türkü sahne aldı. Son anı da Yeni Türkü ile ilgili..
“Tarih 19.02.1984.. Yeni Türkü konseri düzenlemiştik. Grup maddi nedenlerle trenle gelecek, otobüsle dönecekti. Geldiler yorgun argın iki seans halinde konserlerini verdiler. Gece otobüslerine yolcu etmeden bir şeyler yiyelim dedik. Alsancak’ta çöp şiş yiyeceğiz. Oturduk. O yıllar yine yasaklı yıllar.. İçki yasak.. Gruptan Derya bana döndü “Erkan bakkaldan iki büyük kap gel “dedi. “Tamam da nasıl içeceğiz?”. “Formül bende” demez mi? Getirdim rakıları.. Masada ayran var. Masa altından ayranlara rakıları koyduk . Hiç de fena olmuyormuş !’”




