Sigaradan dost mu olur?

Bayramların bir özelliği de mezar ziyaretleridir. Her bayram Çeşme Çakabey Mezarlığı’nda yatan annemi ve babamı ziyaret ederim. Bu bayram bir ziyaretim de yol üstünde Urla’ya uğrayıp İskele Kabristan’ında yatan “Benim bir tek dostum içkim,sigaram”şarkısını çok beğendiğim ama bunu yaşam felsefesi yapmasını içine sindiremediğim Tanju Okan’ın mezarına oldu.

58 yaşında yaşama veda edene değin sürdü dostluğumuz Tanju Baba ile. Hatta 1996 senesinde kendisini kaybettiğimiz gün bir TV programında bir araya gelecektik,olmadı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi servisine kontrola geldiğinde kendisini madde bağımlılığının zararlarının konu alınacağı “Herşeyden Önce Sağlık”programıma davet ettim. “İki şartım var”dedi ve ekledi “Bir doktorla görüşeceksin,bacağımı kesmesinler.İki Urla’ya beni alması için bir araç göndereceksin”. İki şartını da kabul ettim. Program günü öğlen civarı evini aradım. Son günlerinde yanında olan ve manevi annem dediği Zehra hanım açtı telefonu. “Evladım Tanju uyuyor”dedi. Ben de araması için bir telefon bıraktım,aracın kendisini belirlediğimiz saatte alacağını ifade ettim. Saat öğleden sonra 4 civarı. Televizyon izliyorum. Alt yazı geçti. “Tanju Okan Urla’daki evinde uykusunda öldü”. Düşünebiliyor musunuz yaşadığım şoku. Sanatçı benim aradığım saatlerde “uyanılması mümkün olmayan bir uyku”daymış meğer.

Tanju Okan İzmir Tire doğumlu. İlkokul çağında başlamış müzikle haşır neşir olmaya. Annesi Bedia Hanım, evde geçirdikleri zaman boyunca oğluna temel müzik dersleri vermeye başlamış. Anne masanın üzerine 5 çizgi çizer, müzik notaları şeklindeki kurabiyeleri bu çizgilerin üzerlerine dizermiş. Tanju’nun adını ve değerini bildiği nota şeklindeki kurabiyeleri yemesine müsade edermiş. Sanatçı müziğin tadını ilk kez burada alıyor.

Manisa Halkevi Bahçesi’nde yediden yetmişyediye herkesin gönlünü fethedermiş söylediği şarkılarla. Balıkesir’de liseyi bitirdikten sonra kapağı İtalya’ya atıyor. Şan eğitimi alıyor bu ülkede.İlk profesyonel sahne çalışması ise Ankara’da. Sonra İstanbul’da Müfit Kiper Orkestrası’na solist olarak katılıyor. Bu arada Balkan Festivali’nde ülkemizi temsil ediyor. Bu yarışmada söylediği şarkı “Kundurama Kum Doldu”, Yugoslavya’da çıkan bir EP’de yayınlanıyor ve bu plak Okan’ın piyasaya sürülen ilk çalışması oluyor. O yarışmayı Tanju Okan şöyle anlatıyor;

“O gece meydan yıkılıyor. Binlerce kişi var izleyen. Erol Büyükburç çok büyük bir tezahürat aldı. Dediler ki; “Bu vaziyette ikinci bir sanatçı çıkamaz.” O kadar büyük bir alkış var ki. Tabii, kulakları çınlasın gazeteci Şemsi Sılkım da izliyor konseri. “Tanju ne diyorsun?” dedi, “Ben çıkıyorum ” dedim. Fırladım, çıktım. Bir anda bir uğultu oldu. Sonra şarkıya girince uğultu kesildi…”

Tanju Okan o yarışmada elinde bir içki bardağıyla sahneye çıktı ve “Sta Sera Pago Io “adlı İtalyan şarkısını kendi tarzı ile söyledi. Şarkının sonunda ise sözlere uyarak içki bardağını sahnede kırdı.

Çeşitli firmalardan çok sayıda plağı var.İlk 45 liği “İbibikler Öter Ötmez Ordayım”ismini taşıyor. Son albümü ise “İşte Tanju Okan 95”. Unutulmayan parçaları arasında “Kadınım”, “Kemancı”,”Öyle sarhoş olsam ki”,”Deli gibi sevdim”,”Hasret” var.

 

Yaklaşık 8 ay süren ilk evliliğinden bir oğlu var sanatçının, ismi Tansu. Yalnız babanın sağlığında hiç karşılaşmadım onunla. Araları uzun süre şekerrenkti. 70’li yıllarda kariyerinin en parlak dönemlerinde sırılsıklam aşık oldu. Aşık olduğu bu kadının adı Zerrin Erdoğan. İstanbul’lu, köklü ve zengin bir ailenin kızı. O da gönlünü Tanju Okan’a kaptırmıştı.  Fakat Zerrin’in ailesi ilişkilerini onaylamadı. Okan’ın yaşayış biçiminden. Ailesi Zerrin’i, sanatçıdan uzak tutmakta kararlıydı. Onu Amerika’da bir okula yazdırdılar ve gizlice gönderdiler.Tanju Okan bir süre sevgilisine ulaşamadı. Telefon etme şansı yoktu. Gerçeği Zerrin Erdoğan’ın ailesine ait köşke gittiğinde öğrendi. Mahvolmuştu, perişan bir haldeydi. Evine kapandı, tüm programlarını iptal etti.. Her zamanki gibi teselliyi içkide, sigarada aradı.Yaşadıklarını “Kadınım”şarkısında anlattı.  Zerrin Okan’ın ona ithafen söylediği şarkılardan etkilenmiş olacak ki, İstanbul’a döndü ve aşkları kaldığı yerden devam etti. Bir süre sonra da evlendiler. Ancak bu evlilik te yürümedi. Sadece 14 ay sürdü.

Tenordan baritona giden ses tonunu ustalıkla kullanan biriydi Tanju Okan. Yorumcu sanatçı kişiliğin olağanüstü nitelikte ölümsüz bir örneğidir. Son yıllarında dedesinin yargıç olarak görev yaptığı İzmir’in ilçesi Urla’ya yerleşti. Burada herkesle akraba gibiydi. 9 metrelik “Hasret”teknesi vardı zamanının çoğunu geçirdiği.

Yaşamında zaten içki,sigara,gelgeç aşklar,deniz hep ön planda olmuştu. Bir ara politikaya da soyundu. Urla’ya belediye başkanı olmak istedi.Olmadı. Vefatından bir hafta önce emekli maaşı almaya hak kazanmıştı. Yürümekte zorlandığı için oğlu Tansu’yu bankaya gönderdi, maaşını çekmesi için. Yetkililer maaşın Tanju Okan’a bizzat teslim edilmesi gerektiğini söylediler. Görevlilerden bir tanesi Okan’ı da tanıdığı için, eve kadar gelip kendi teslim etmeyi kabul etti. Ama  daha banka görevlisi evine gelmeden hayata gözlerini kapatmıştı…

Kendisini kaybettiğimizden bu yana Best Of albümleri yayınlanıyor. Bazı sanatçılar da yapıtlarını seslendiriyorlar. Cover şeklinde. Rol aldığı çok sayıda film ve “Bir Hasret Öyküsü” adında TRT tarafından hazırlanmış bir belgeseli de var.

Urla İskele’de o doyumsuz sohbetlerini yaptığı yerde bugün heykeli ve parkı yer alıyor. Onu unutmamışlar. Kim unuttu ki?

 Rahat uyu Tanju Baba. Mekanın cennet olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu