Türkiye flora ve faunası!
Ülkemizi her vatandaşımızın sevdiğinden eminim. Ancak bu güzel yurdun tüm özelliklerini biliyor muyuz?
Örneğin Anadolu karasının, bir zamanlar büyük bir denizin tabanını oluşturduğunu kim tahmin etmekte! Evet 65 milyon yıl kadar önce Tetis Denizi’nin altında olan Anadolu, yer hareketleri ile zamanla yükselerek bugünkü eşsiz konumuna geldi. Eşsiz diyoruz çünkü Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kesiştiği noktada yer almakta ve dolayısı ile bu kıtalardaki bitki ve hayvan çeşitliliğinin birlikte var olduğu bir habitat oluşturmakta.
Tetis Denizi demişken Pangea’dan bahsetmesek olmaz. Yaklaşık 350 milyon yıl kadar önce, Dünyadaki kara parçaları kıtalar olarak henüz ayrılmamıştı ve eski Yunanca tüm, bütün ve Ana Tanrıça sözcükleri olan ‘pan’ ve ‘Gaia’, birleştirilerek, bu super birleşik kıtaya pangea denilmişti. Çevresinde de muazzam büyüklükte Panthalassa isminde okyanus vardı. Milyonlarca yıl içinde Pangea, Lavrasya ve Gondvana kıtalarına ayrıldı. Gondvana’dan Antartika, Avustralya,Afrika ve Güney Amerika , Lavrasya’dan da Avrasya yani Avrupa ile Asya ve Kuzey Amerika oluştu.
İşte Tetis Denizi, Mezozoik zamanda,Pangeanın Lavrasya ve Gondvana kıtalarına ayrıldığı zamanda, jeolojik olarak yeryüzündeki plaka hareketleri yani levha tektoniği sonucu oluştu.Avrasya ve Afro-Avustralya kıtaları arasına girerek kıtaların birbirinden ayrılma sürecine katkıda bulundu. Bugün bile, jeologlar, bu denizin oluşum ve yok oluş nedeni araştırmaktadırlar, çünkü bu , dünyanın jeolojik öyküsünün önemli bir bölümünü teşkil etmektedir.
Neyse, konumuza dönelim,meraklı okuyucularımız detaylar için jeoloji kitaplarına başvurabilirler. Tetis Denizinin bir zamanlar tabanı olan ve üç büyük kıtanın yanında yer alan ülkemiz, spesifik topografyası ve iklimi ile birçok canlı türünün yaşam alanı halindedir. Dolayısı ile harikulade bir biyoçeşitliliğe sahiptir. Kabaca 500 civarında deniz bitkisi ve 12.000’i aşkın kara bitkisi yanında 2000’e yakın mantarve 1200 lilken cinsi Anadolu zeminini kaplar. 480 kuş ,165 memeli ve 130 civarında da sürüngen türü tespit edilmiş durumdadır. 80.000 örümcek,böcek,akrep türü omurgasız karasal ve 3000 civarında da sünger, yumuşakcalar ve halkalı solucan türüne sahibiz. Denizlerimizde 520 tür balık var. 270 civarında da tatlı su balık çeşidimiz var.
Yaşadığımız günlerde bile yeni türlerin keşfedildiğine şahit oluyoruz: Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adem Keskin,Japon Ekolojist Dr. Kanda Doi ile birlikte keşfettikleri Haemaphysalis Longicornis adlı yeni kene türünü, saygın ‘Experimental and Applied Acarology’ de yayınladılar.
Geçen yıl da, Süleyman Uysal isimli bir fen bilgisi öğretmeninin, halk arasında madımak olarak bilinen bir bitki türü olan Polygonum’un hiç görülmedik bir çeşidini üniversitelerin ilgili bölümlerine gönderdiğinde, literatürde tanımlı olmadığı açığa çıkmış ve bu öğretmenimizin soyadından hareketle, Polygonum Uysali olarak bilime kaydedilmişti.
Ülkemizde şimdiye kadar tanımlanmış farklı 12.000 bitki olduğunu yazmıştık, bu rakam tüm Avrupa kıtasının şahit olduğu bitki çeşidinden fazla…Bunun nedeni, Anadolunun kendine özgü çoğrafyasının dağ,ova,bozkır tarzı topografyasının endemik denilen , biyoçeşitliliği katlayan,sadece buraya özel bitkilerin oluşmasına imkan tanıması… Nitekim botanikçilerin bitki çoğrafyası için çok önem verdikleri dünyadaki 37 farklı bölgenin en önemlileri sayılan Sibirya-Avrupa,Akdeniz ve İran-Turani bölümlerinin kesiştiği tek yer Anadolu Karası’dır. Yine Dünya Bitki Bilimcileri için en hassasiyetle korunması gereken zengin biyoçeşitlilik özelliği taşıyan 34 sıcak noktadan üçü de yine Anadolu’dadır.
Ülkemizde 3000 endemik bitki türü vardır ve bu rakam Dünyanın en zenginlerinden birisi olduğumuz anlamına gelmektedir. Avrupanın tamamında bu kadar endemik bitki yoktur. Endemik sözcüğü de Yunanca Endemos’dan gelir ve dünyanın yalnızca bir yerinde yetişen özel bitkileri için verilen isimdir. Sığla Ağacı,Kazdağı Göknarı, Ters Lale,İspir Meşesi,Anadolu Glayölü,Antalya Çiğdemi ve Datça Hurması, endemik bitkilerimiz için hemen akla gelenlerinden bazıları olarak buraya yazabiliriz.
Anadolu Faunası, yani bitkiler dışında hayvanların yer aldığı ekosistem de,ülkemizde oldukça zengin bir durumdadır. Bu kapsamdaki hayvanların %98’ini omurgasız grup oluşturur. Kara ve suya yayılan böceklerden , akreplere kara ve süngerden halkalı solucanlara ve yumuşakcalara 83.000 türden bahsedebiliriz bu kapsamda..Hayvan ailesinin %5’lik bir kısmını karasal omurgalılar oluşturur. Yaşamlarını hem karada hem de suda sürdüren kurbağa ve semender gibi iki yaşamlılar içinde Toros Kurbağası ve Marmaris Semenderi gibi ülkemize özgü endemik türler yaşamlarına devam etmektedirler.
Doğrusu ne yazık ki bu zenginliklerimizin bilinçinde değiliz.İlkokuldan üniversiteye kadar tüm eğitim birimlerimizde vatandaşlarımıza bu zenginlikleri tanıtmalı,onların korunması için gerekli farkındalığı sağlamalıyız. Bugün iklim değişiklikleri ve habitat daralması küresel sorunlar olarak karşımızda bulunuyor ve bizler ülkemizdeki yaşam alanı kayıplarına karşı en yüksek duyarlılıkta gönüllü yurttaşlar olarak çalışmalar yapmak zorundayız.
Nihayetinde fauna ve flora kaybolduğunda insan yaşamı da son bulur!
Dr.Zeki Hozer




