Devlet yapıyorsa bildiği vardır
Jean-Jacques Rousseau'nun haklılığını bir kez daha anlamaya başlarız,
Benim Türkiye özelinde tüm dünyada gözlemlediğim ve farkettiğim şey şu oldu ve bu çok önemli, dikkate değer de bir konu aynı zamanda;
Hırsızlığın, adam kayırmanın, şiddetin ve yolsuzluğun, yetim hakkı çalma gibi yüz kızartıcı eylemlerin halk nezdinde suç olduğu bilinir ve bu eylemleri işleyenler halk içinde de suçlu ilan edilir cezalandırması tüm toplum kesiminin tartışmasız ön kabuludur ve bu tepkisellik toplum içinde bir frenleme sistemini oluştururarak etik sınırlar belirler .
Aynı halk bu suçları devlet işlediği zaman kabul edilebilir bir forma sokar, devlet yapıyorsa bildiği vardır, devletten halka zarar gelmez, devlet yanlış yapmaz anlayışıyla sanırım burada Jean-Jacques Rousseau’nun haklılığını bir kez daha anlamaya başlarız.
Russo der ki; “Halklar ülkesel bazda ve lokal olarak devlet ve hükümet ayrımını doğru yapamadıkları ve bu ilişkinin temelini zihinlerinde doğru oturtamadıkları için siyasetin tuzağına düşerler”
Tam da Russo’nun dediği gibi normalde halk için suç olan bir durum hükümetler içinde kabul edilebilir olmamalıdır eğer bunun sınırı esnetilirse defalarca kez dünyada deneyimlendiği üzere devlet adı altında hükümetler bir suç makinesine dönüşebilir ve kendilerine bu hakkı halkın verdiğini savunarak kendilerini temize çıkarmaya çalışırlar.
Oysa ki halkın bilinçli hale gelmesi çok önemlidir . Devlet ile hükümet arasındaki ayrımı bilmesi ve yapması adalet mekanızmasının kendi gibi yönetenler içinde çalışmasını olanaklı kılar burada hukuk tam anlamıyla kollektif olarak işletilmiş olur.
Bu durumda kurnaz siyasetçiler halk üzerinde dinsel referansları kullanamaz ve sınırlar böylece korunmuş olunur. Bugünün en sancılı sorunu bana kalırsa budur. Siyasetin bir öcü gibi lanse edilmesinin nedeni bu hayati gerçekliğin sıradan halk tarafından anlaşılır olmasının önüne geçilmek istenmesidir.
Ali Uyanır


