İnsanlar büyük beyinlerini şans eseri kazanmış olabilir mi?

İnsanların ve şempanzelerin ortak bir atayı paylaşsa da 4 ila 6 milyon yıl önce farklı evrimsel güzergahlara saptıkları düşünülüyor. Şempanzeler el ve ayaklarıyla yürüyüp ağaçlarda yaşamaya devam ederken, insanlar da postlarını kaybetmiş ve kuyruklara ihtiyaçları kalmadı. Fakat bizi en yakın akrabalarımızdan en çok ayıran şey, büyük beyinlerimiz olmuş. İnsan beyni (yaklaşık 10 tenis topu büyüklüğünde), bir şempanzeninkinden üç kat daha büyük.

İnsanlarda niçin geniş ve karmaşık beyinlerin evrimleştiğine yönelik birden çok teori mevcut. Bazı evrimsel biyologlar, avlanmak için daha fazla iş birliği ve düşünmenin gerektiği açık, ormanlık olmayan yaşam alanlarında yaşamak gibi evrimsel baskılar sebebiyle insanlarda daha büyük vücutların geliştiğini düşünüyor. Diğerleri ise beyinlerimizin, sosyal ilişkileri yönetmek için gereken bilgiyle başa çıkmak üzere büyüme ihtiyacı duyduğu görüşünde. İki ay önce Science bülteninde yayımlanan yeni bir çalışmada ise genetikçiler, üçüncü bir açıklama sunuyor: Sadece şansımız yaver gitmiş.

Populer Science Türkçe’nin aktardığı çalışmada Gladstone Veri Bilimi ve Biyoteknoloji Enstitüsü başkanı baş yazar Katie Pollard, bunu zar atmaya benzetiyor. Bir türde ne zaman yeni bir birey doğsa, bu bireyin genomunda mutasyon çıkma ihtimali oluyor. Her yeni nesil, gen havuzunda hayatta kalma olasılıklarını artıran küçük değişimlerle büyük avantajlar kazanma fırsatı elde ediyor. Canlılar gelişip faydalı mutasyonları nesillerine aktardıkça, bu mutasyonların devam etme şansı da artıyor. İnsan ve beyin boyutu söz konusu olduğunda ise Pollard, bu mutasyon birikiminin kendini genom genelindeki değişimlerle yansıtacağını söylüyor.

Bu rastgele mutasyonlar, genomumuzda bulunan ve insan hızlanmış bölgeleri (HAR) adı verilen 49 kısa DNA dizilimine katkı yapmış olabilir. Pollard ve araştırma takımı, bu bölümleri ilk defa 2006 yılında insan ve şempanzelerin genomlarını karşılaştırırken keşfetmiş. HAR’lar, embriyo gelişimi sırasında özellikle beyin oluşumu için hangi genlerin açılıp kapanacağını kontrol eden gen zenginleştirici şeklinde çalışıyor.

İnsanlardaki HAR’lar her bir bireyde çok benzer olsa da; şempanzeler, kurbağalar ve tavuklar gibi diğer omurgalılardaki hızlanmış bölgelerle kıyaslandığında değişiklik gösteriyor. Araştırmacılar ilk keşiften bu yana HAR’lar ve türümüzü ayrı kılan birden çok özellik arasında bağlantı keşfettiler. Pollard HAR’ların insanların evrimleşmesine nasıl yardımcı olduğunu anlamaya çalışırken çok zaman harcamışsa da yeni çalışmada HAR’ların en başta neden ortaya çıktığına odaklanılıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu