Zeus Sunağı neden,nasıl kaçırıldı !

Bundan 2200 yıl önce Pergamon/Bergama’da yapılan ve Dünya’nın sekizinci harikası sayılacak güzellikteki Zeus Sunağının parçaları, friz denilen heykelimsi mermer kabartmalar ve Bergama heykelleri 1864-1878 yılları arasında Bergama’dan Berlin’e kaçırıldı.

Bu kaçakçılığın baş sorumlusu 1864 yılında Bergama-Dikili yolunun yapımı için yöreye gelen Carl Humann adlı Alman mühendis idi.

Bu eserlerin toprak altından kazılarak, sur duvarlarından sökülerek çıkarılması ve yurt dışına götürülmesi, 1869 ve 1874 de çıkarılmış Osmanlının Asarı Atika Nizamnamelerine (Eski Eserler Yasaları) tamamen aykırıydı.

Yasa dışıydı.

Bu kaçakçılıkta C.Humann’a; E.Curtius, A.Conze gibi Berlin Müze Müdürleri, Tottenborn gibi Almanya’nın İzmir konsolosları, III.Freidrich gibi Prusya/Alman prensi yardım etti.

Bu tam bir organize bir işti.

Bergama eserlerine sahip olmakla, 19.yüzyılda zenginleşmiş ve güçlenmiş Prusya/Alman Devleti, ilgililer muhteşem Anadolu kültürüne sahip çıkarak, sanatsal ürünlerini elde ederek köksüz kültürlerine kök arıyordu.

Ünlü Fransız düşünür Michael Foucoult, “19. yüzyıl Avrupalıları, yaşadıkları döneme anlam katmaya çalışırken kendilerini güvensiz hissettiklerini ve bu anlamı sağlamak ve yeni bir kimlik yaratmak için antik çağ tarihine döndüklerini,” belirtir.

Osmanlının Bergama eserlerini ısrarcı Almanlara vermeme direnci 1877-78 (93 Harbi) Rus savaşı sonunda kırılmaya çalışıldı.

Savaşta, Plevne savunması düşmüş, Osman Paşa esir düşmüş, Rus Ordusu İstanbul kapılarına, Yeşilköy/Ayastefanos’a dayanmıştı.

Payitaht düşmek üzereydi.

Bu ortamda sözde müttefik Alman İmparatorluğu devreye girdi.

Berlin’de bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmayla Osmanlı Devleti bugünkü Romanya, Bulgaristan’daki topraklarını, Kıbrıs’ı kaybetti.

Bu süreçte Alman Devleti; özellikle sonradan bir süre Almanya Kralı olacak Prens III.Friedrich’in baskısıyla; bin bir şaibeyle, Zeus Sunağının daha önce kaçırılmış parçalarından geriye kalanları ve diğer Bergama eserlerini, Osmanlının vatanperver memurlarının gösterdiği dirence rağmen; küçük bir bağış karşılığında aldığı izinlerle Berlin’e götürdü.

Bergama’nın Zeus Sunağının parçalarının Alman mühendis Carl Humann öncülüğünde oluşturulan çete tarafından Almanya’ya kaçırılması Dünya tarihinde yaşanmış en büyük tarihi eser soygunudur.

Bugünkü Alman Müze kayıtlarına göre bunların adedi 9600.

Bir kentin tarihi eserlerinin bu denli soyulup soğana çevrilmesi görülmüş bir olay değildir.

Bergama Sunağı günümüzde Almanların 1930’larda başkentleri Berlin’de yaptıkları ve “Pergamon/Bergama Müzesi” adlı ürkütücü bir büyük taş binada hapistir.

Adına ve onuruna salt mermerden, 35*34*~12 mt boyutlarında, yüzlerce heykelimsi kabartmayla süslü muhteşem bir bina yapılan, antik çağın Baş Tanrısı Zeus ise ailesi ile birlikte burada sürgündedir!

Ancak kimi Alman çevreleri ve ne yazık ki ülkemizdeki bazı kimseler Bergama’nın Zeus Sunağın kaçırılmadığını, izinle verildiğini ve hatta satıldığını, kaçakçı başı Carl Humann bir kahraman olduğunu iddia ediyor.

Bu konuda son yıllarda artan araştırmalar, Osmanlı ve Alman arşivlerin yeniden incelenmesi bu eylemin deyim yerindeyse bir “hırsızlık” ve “şaibe”yle gerçekleştiğini açıkça gösteriyor.

Bergama’nın Zeus Sunağının Berlin’e kaçırılmasında baş rol oynayan  Carl Humann’ın kendi  eliyle yazdıkları ve  çağdaş Alman araştırıcı P.Vandenberg’in bize aktardığı bilgiler durumu özetliyor.

C.Humann’ın 12 Eylül 1878’de bu girişimdeki ortağı Berlin Müze Müdürü Aleksander Conze’ye yazdığı mektupta, bu açık kaçakçılık belgesinde  bakın neler deniyor:

 “Zaten, Ali Rıza’nın (İzmir’ deki görevli Osmanlı memuru) sadece kâğıt üzerinde var olan (tarihi eserleri ülke dışına çıkarılmasına izin vermeyen) Âsâr-ı Atîka Nizamnamesinden (Eski Eserler Yasası) haberi bile yok.

Bu işin kokusu çıkmadan frizleri (mermer heykelimsi kabartmaları) tepeden (Bergama Akropolü/kalesinden) aşağı indirteyim, ahşap burada çok pahalı olsa da (önceden yaptırdığım) sağlam sandıklara koyayım, Dikili’ye taşıtayım.

Orada kimse (bu) sandıkları İzmir’e gidecek bir tekneye yükletmemi engellemez.

İzmir’deki Diran Efendi’yi (Osmanlının Gümrük sorumlusu) yoklayıp (?) İzmir Limanı’na kontrolsüz sokmalarını sağlarım.

Sonra sandıkları İzmir’de Hollanda veya İngiliz bandralı bir şilebe yükleyip Rotterdam’a ya da başka bir limana yollarım.

Eğer güçlük çıkarırlarsa gemim İzmir yerine Syra’ya  (Syros, o zamanlar Osmanlı sınırları içinde, gümrüğü olan bir Ege adası) gider.

Oradaki Alman Konsolos Klöbe yükü (tarihi eserleri) (Almanya’ya) nakleder.

Böylece sonradan hiç kimse sandıkların yerini bulamaz.

Biz de bunların size (Berlin’e) altı yıl önce ve geçen sene gönderdiğim frizlerden (mermerlerden) olduğunu söyleriz (demek sevkiyat önceden devam ediyordu).

Ama mutlaka Prens’ten (III.Friedrich) rica ediniz ki İzmir Valisi Hamdi Paşa’ya şahsi be mektup yollayıp bana yardımcı olsun (Alman devleti de işin içinde).”

Bu, Zeus Sunağının Bergama’dan kaçırılmasıyla ilgili belgelerden sadece biridir.

Suç mu denir, kabahat mı denir, onun ikrarıdır.

Bu mektupta kaçakçılık, şaibe ve gayrı meşruluk açıkça anlatılıyor.

Daha neler, neler! Kim bilir kaç kez tekrarlandı tarihi eserlerimizin böyle kaçırılarak götürülmesi.

Aradan yıllar geçse bile bu organize kaçakçılık, şaibe kabullenilemez.

Bu haksızlık karşısında suskun kalınamaz.

Zeus Sunağı ve Bergama heykelleri soğuk ve puslu Berlin’e değil, güzel Bergama’ya, Anadolu’ya, bize ait.

Mutlaka geri gelmeli, evine dönmelidir!

Sefa Taşkın

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu