Göz ardı edilen bir varis ve hapse giren bir patron

Dünyanın en büyük teknoloji devlerinden Samsung’da yaşanan halefiyet mücadelesi, yalnızca bir şirket içi yönetim değişimi değil, aynı zamanda Güney Kore siyasetini ve ekonomisini sarsan bir krize dönüştü. Şirketin veliahtı olarak görülen Lee Jae-yong’un yolsuzluk skandalı nedeniyle hapse girmesiyle derinleşen süreç, aile içi güç mücadeleleri, milyarlarca dolarlık miras hesapları ve karmaşık şirket yapılarıyla birleşerek Samsung’un geleceğine dair kritik soruları gündeme taşıdı.

Aile hanedanlığıyla yönetilen yapısı ve Güney Kore ekonomisindeki kritik rolü nedeniyle, Samsung içindeki güç değişimleri ülke gündeminde geniş yer buluyor. Nitekim 2017 yılında, Samsung’un veliahtı olarak görülen Lee Jae-yong, bir yolsuzluk skandalındaki rolü nedeniyle hapse girdiğinde bu durum ülke çapında büyük yankı uyandırdı. Aynı skandal, dönemin Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin de görevden alınmasına yol açtı.

57 yaşındaki Lee, Samsung’un kurucusunun torunu. “Samsung Rising” kitabının yazarı Geoffrey Cain, Lee’yi “teknoloji tarihinin en güçlü isimlerinden biri” olarak tanımlıyor. Ancak 2015 yılında babasının kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılmasının ardından, Lee’nin şirket içindeki halefiyet süreci belirsizliğini koruyordu.

Lee, şirket üzerindeki kontrolünü güçlendirecek bir birleşmeye siyasi destek sağlamak amacıyla, dönemin devlet başkanının yakın arkadaşı Choi Soon-sil’in yönettiği vakıflara para aktarmakla suçlandı. Ayrıca Samsung’un iki iştiraki olan Samsung C&T ile Cheil Industries arasındaki birleşmede hisse ve muhasebe usulsüzlüğü yaptığı iddiaları da gündeme geldi.

Savcılara göre bu hamle, Lee’nin birleşme sonrası oluşacak yapıda daha büyük pay elde etmesini ve böylece Samsung’un en değerli parçası olan Samsung Electronics üzerindeki kontrolünü sağlamasını amaçlıyordu.

Lee Jae-yong, dolandırıcılık suçlamalarını reddetse de 2017’de rüşvetten suçlu bulundu. 2016’da patlak veren yolsuzluk skandalı, Seul sokaklarında milyonlarca kişinin katıldığı haftalar süren protestolara yol açtı ve sonunda Güney Kore’de devlet başkanının azledilmesiyle sonuçlandı.

Samsung, 1930’ların sonunda küçük bir bakkal dükkânı olarak kurulduğundan bu yana Lee ailesi tarafından yönetiliyor. Yazara göre bu aile, Güney Kore’de adeta “kraliyet ailesi”ne denk bir konumda. Yıllar içinde şirket; sigortadan yarı iletkenlere, inşaattan tüketici elektroniğine kadar uzanan dev bir küresel holding haline geldi.

Ancak bu büyüklüğün aile kontrolünde kalabilmesi için şirket içinde karmaşık birleşmeler, satın almalar ve hisse düzenlemeleri yapılması gerekiyordu. İşte Lee Jae-yong’un hapse girmesine yol açan süreç de bu güç konsolidasyonu hamleleri oldu.

Lee, babası Lee Kun-hee’nin 2014’te geçirdiği kalp krizinin ardından fiilen şirketin başına geçmişti. Babası Samsung’u yerel bir şirketten küresel bir dev haline getirmişti ve Lee de bu göreve hazırlanmak için yıllarca üst düzey pozisyonlarda bulunmuştu.

Ancak yönetimi devraldığında karşısında önemli bir sorun vardı: Samsung üzerindeki aile kontrolünü tam anlamıyla garanti altına alacak yapı henüz tamamlanmamıştı.

Bu noktada şirket yapısı son derece karmaşıktı. Samsung Electronics’ten perakendeye, inşaattan kimya sektörüne kadar onlarca şirketten oluşan bu yapı, çapraz hissedarlık ilişkileriyle birbirine bağlı bir “örümcek ağı” görünümündeydi.

Bir diğer kritik mesele ise ailenin karşı karşıya olduğu 10 milyar doları aşan yüksek miras vergisiydi. Bu borcu ödemek için hisselerini satmaları halinde, Lee ailesinin şirket üzerindeki kontrolünü kaybetme riski bulunuyordu.

Lee Jae-yong, babasının ölümünün ardından şirketin başına geçmesi beklenen tek erkek varis olarak öne çıktı. Ancak yaklaşık 30 yıl boyunca bu role hazırlanmış olmasına rağmen, bazı çevreler onu Güney Kore’nin en büyük şirketini ve ülkenin ekonomik beklentilerini yönetecek kadar güçlü bir lider olarak görmedi.

Güney Kore’de yayımlanan Hankyoreh gazetesinden gazeteci Jaeyeon Lee, Lee Jae-yong’un babasından oldukça farklı bir profil çizdiğini belirtiyor: “Babası son derece agresif ve hedef odaklı biri olarak görülüyordu. Lee Jae-yong ise daha çekingen, sessiz ve temkinli bir karakter olarak değerlendiriliyor.”

Bazı yorumcular, kız kardeşinin liderlik açısından daha yetkin olduğunu savunurken, Lee Jae-yong yeterince “sert” olmamakla eleştirildi. Ayrıca internet balonunun patladığı dönemde kişisel projesi olan e-Samsung’un başarısızlığa uğraması da yönetim becerilerine dair soru işaretlerini artırdı.

Aile, daha önce de sancılı bir halefiyet süreci yaşamıştı. Lee Jae-yong’un babası Lee Kun-hee, iki ağabeyi varken şirketin başına getirilen en küçük oğul olmuştu.

Bu süreçte, aslında geleneğe göre şirketin başına geçmesi beklenen en büyük kardeş Lee Maeng-hee ile ilgili tartışmalar da yaşandı. Bazı anlatımlara göre şirkete liderlik etme fırsatı bulduğunda yetersiz bulundu; kendisi ise yedi yıl boyunca şirketi yönettiğini savundu. Ancak sonuçta 1976 yılında varis olarak seçilen isim en küçük kardeş Lee Kun-hee oldu. Bu karar, Samsung’un geleceğini ve aile içi güç dengelerini uzun yıllar boyunca etkiledi.

Lee Kun-hee, başlangıçtaki belirsizliklere rağmen 1980’ler ve 1990’larda Samsung’u önemli bir büyüme dönemine taşıdı. Ancak şirket için zorlu süreçler devam etti. 2008 yılında, eski bir Samsung avukatının rüşvet ve siyasi ödemelerde kullanıldığı iddia edilen bir gizli fonu ifşa etmesinin ardından hem Lee Kun-hee hem de oğlu Lee Jae-yong görevlerinden istifa etti.

Hankyoreh gazetesinden gazeteci Jaeyeon Lee’ye göre, söz konusu avukat “yolsuzluğa daha fazla katlanamadığını” belirterek, şirket içindeki durumun işini sürdürülemez hale getirdiğini ifade etti.

Bu gelişmeler, yalnızca şirketin geleceği değil, aynı zamanda Güney Kore ekonomisinin gidişatı hakkında da ciddi soru işaretleri yarattı. Çünkü Lee Jae-yong, o dönemde şirketin bir sonraki başkanı olmaya en yakın isim olarak görülüyordu.

Yaşanan krizle birlikte Samsung adeta lidersiz kaldı. Lee Kun-hee daha sonra rüşvet suçlamalarından aklansa da vergi kaçakçılığından suçlu bulundu ve ertelenmiş hapis cezası ile para cezasına çarptırıldı. Teknik olarak özgür olmasına rağmen, şirketin tepe yönetiminde fiili bir boşluk oluştu. Bu durum, Lee ailesinin Samsung üzerindeki kontrolünü nasıl yeniden tesis edeceği sorusunu gündeme getirdi.

40 yıllık aile kavgası

Lee Kun-hee, başkanlık affı alarak yeniden Samsung’un başına döndü ancak aile içindeki sorunlar sona ermedi. 2012 yılında ağabeyi, yani Lee Jae-yong’un amcası Lee Maeng-hee, hakkı olduğunu düşündüğü mirası geri almak için hukuki süreç başlattı. Bu hamle, şirketin bir sonraki kuşağa devrini tehlikeye atabilecek nitelikteydi.

Samsung’un kurucusunun en büyük oğlu olan Lee Maeng-hee, şirketin başına geçeceğini düşünüyordu ancak ilk halefiyet sürecinde bu görev en küçük kardeş Lee Kun-hee’ye verilmişti. 1976’da Lee Kun-hee’nin şirketin başına geçmesiyle birlikte iş imparatorluğu da bölündü ve amcanın tarafına görece daha az güçlü bir bölüm bırakıldı. Bu durum, yıllar içinde büyüyen bir gerilime dönüştü.

Aradan 40 yıl geçtikten sonra açılan dava, yüz milyonlarca dolar değerindeki hisselerin geri verilmesini gündeme getirdi. Davanın Lee Maeng-hee lehine sonuçlanması halinde, şirket yapısının yeniden dağıtılması ve Lee Jae-yong’un liderliği devralma planının ciddi şekilde sarsılması söz konusu olacaktı.

Sonuçta kardeşler arasındaki bu anlaşmazlık ve dava süreci, net bir halefiyet planının önemini ortaya koydu. Mahkeme, amcanın bazı iddialarını haklı bulsa da dava açmak için yasal sürenin geçtiğine hükmetti.

Hankyoreh gazetesi muhabiri Jaeyeon Lee, bu süreci “Kardeşler birbirlerine karşı oldukça öfkeliydi. Bu durum, Lee Kun-hee’nin kendi çocukları için halefiyet çizgisini netleştirmesinde etkili oldu” sözleriyle değerlendirdi.

Bu gelişmelerin ardından, Lee Kun-hee’nin geçirdiği kalp krizi sonrası yatağa bağımlı hale gelmesiyle birlikte şirketin başına geçecek isim netleşti: oğlu Lee Jae-yong. Ancak bu süreç, onu ilerleyen yıllarda uzun süre gündemde kalacak büyük bir yolsuzluk ve rüşvet skandalının da merkezine taşıyacaktı.

Lee Jae-yong, Temmuz 2025’te Seul Yüksek Mahkemesi’nin, halefiyetini güçlendirdiği düşünülen birleşme sürecine ilişkin dolandırıcılık suçlamalarından beraatini onamasıyla aklandı. Böylece Samsung başkanının yaklaşık on yıl süren ceza davaları, duruşmalar ve hapis süreçleri sona erdi.

Bu karar aynı zamanda Güney Kore’deki aile şirketi geleneğinde de bir kırılmaya işaret etti. Dava sürecinde açıklama yapan Lee Jae-yong, Samsung hanedanının geleceğine dair önemli bir değişim mesajı verdi.

“Şu anda bir söz vermek istiyorum: Halefiyetle ilgili artık hiçbir tartışma yaşanmayacak. Yönetim haklarını çocuklarıma devretmeyeceğim” diyen Lee, şirketin aile içi miras yoluyla yönetilmesi anlayışından uzaklaşabileceğinin sinyalini verdi.

Bu açıklama, Samsung için yeni bir dönemin kapısını aralarken, önemli bir soruyu da gündeme getirdi: Eğer şirket yönetimi otomatik olarak ailenin en büyük oğluna geçmeyecekse, bu dev imparatorluğu gelecekte kim yönetecek?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu