Görev mi, gözdağı mı?
Her yıl 10 Nisan geldiğinde, Türkiye genelinde Polis Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler düzenleniyor; polis teşkilatının kuruluşu kutlanıyor, emek veren güvenlik güçlerine teşekkürler ediliyor.
Elbette kamu düzeninin sağlanmasında, suçla mücadelede ve vatandaşın can güvenliğinin korunmasında polis teşkilatının oynadığı rol yadsınamaz. Özveriyle çalışan, gece gündüz demeden görev başında olan polislerimizi görmezden gelmek haksızlık olur.
Öncelikle görevini gerçekten hakkıyla yapan tüm polislerimizin haftasını kutluyorum…
Ancak bu kutlama günü de, aynı zamanda bir durup düşünme günü olmalı. Çünkü son zamanlarda yaşanan bazı olaylar –ki kimileri kameralara da yansıdı– polis teşkilatının toplumla olan ilişkisinde ciddi problemler olduğunu gösteriyor.
Özellikle gösteri ve protesto hakkını kullanan bireylere karşı takınılan sert tavırlar, orantısız güç kullanımı ve zaman zaman ortaya çıkan keyfi uygulamalar, polisliğin “koruyucu” kimliğine gölge düşürüyor.
Polis, halka güven vermesi gereken bir kurumdur; korku değil. Oysa bazı vatandaşlar için artık polis sireni bir güven işareti olmaktan çıkıp bir tehdit çağrışımı yapmaya başladı.
Bu durumun normalleşmesi, demokratik bir toplum için ciddi bir tehlike barındırıyor.
Bu noktada sistemsel sorunları da göz ardı etmemek gerekiyor.
Polislik gibi ağır sorumluluk gerektiren bir meslek için verilen eğitimin yeterliliği, meslek içi denetim mekanizmalarının şeffaflığı ve hesap verebilirliği ciddi bir şekilde tartışılmalı.
Bir polis memurunun yaptığı hata, sadece bireysel bir yanlıştan ibaret değildir; o hata, tüm teşkilatın kamuoyundaki algısını etkiler.
Bu yazı, polis düşmanlığı içermiyor!
Aksine, gerçek bir iyileşmenin ancak yapıcı bir eleştiriyle mümkün olabileceğine inanıyor. İyi niyetle görev yapan, hukukun sınırları içinde hareket eden tüm polislerin saygıyı hak ettiğini vurguluyor.
Ancak halkla arasında duvarlar ören, hukuku kendi gücüyle bastırmaya çalışan bir anlayışın da karşısında durmak gerekiyor.
Güçlü bir toplum sadece güçlü bir kolluk gücüyle değil, adil ve şeffaf bir sistemle ayakta durur.
Halkın güvenini kazanan bir polis teşkilatı sadece devletin değil, toplumun da onurudur.
Dila Kuvat




