“Öküzçeker” ile Ayten Kaya Görgün
Ayten Kaya Görgün’ü edebiyat dünyasında zaman içinde yayınlanan kitapları vesilesiyle duymuş fakat hiçbir kitabını okuma imkanı bulamamıştım. Ancak Everest’ten yayınlanan ve beğeni ile okuduğum ikinci öykü kitabı “Öküzçeker” ile diğer yayınlanan kitaplarını da merak etmemi sağladı. Ayten Kaya Görgün ile Merhaba dergisi için hem daha önce yayınlanan kitaplarıyla aldığı geri dönüşleri hem de “Öküzçeker”i konuştuk.
Öncelikle üç kitabı geride bırakmış bir yazar olarak bu kitaplarınızla ilgili okurlardan nasıl geri dönüşler aldınız? Sizce hangi kitabınız daha çok okura ulaştı?
“Öküzçeker” dördüncü kitabım. İlk romanla başladım, “Arıza Babaların Çatlak Kızları.” Arkasından bir öykü kitabı geldi; “Kimseye Söylemedim” sonra bir roman daha “Çatlak Kızlar Sağlam Kapıda”. Hangi öykü kitabımın okura daha çok ulaştığı sorusuna şu noktada cevap vermek zor. Yalnız şunu söyleyebilirim, “Kimseye Söylemedim” ile yollarımızın kesiştiği Ayizi Yayınevi kitaplarımın genç ve kadın okurla daha çok buluşmasına aracı olmuştu.

Öküzçeker’de yer alan dergilerde yayınlanan öyküleriniz var mı?
Sokakta, yollarda, insanlarla bir arada olma halini seviyorum. Öyküler beni masa başında bulmuyor, ben onların her birini gün içinde bulup eve getiriyorum. Ama aramıyorum, karşılaşmamız kendiliğinden oluyor ve bu kendiliğinden karşılaşma durumunu önemsiyorum. Kimi zaman da dışarıdan gelmiyor bu öyküler, yıllarca bende uyuyan bir hikâyenin yahut bir karenin anımsattıkları, hissettirdikleri, bir filmin çağırdıkları da kurguyla buluşuyor. Örneğin “Öküzçeker”de yer alan “Alo Dinayet” öyküsü sadece bir sorunun peşinden gidip arkasını, önünü örerek kurduğum bir öykü oldu. Bu kitapta daha önce dergilerde ya da seçkilerde yayımlanmış öyküler var. “Yüzer Gibi Yaptık” Onur Çalı’nın derleyip Kitap Cumhuriyeti tarafından e-kitap olarak yayımlanan “Yaz Öyküleri”nde yer aldı. (2021) “Düğün Kimin Düğünü” öyküsü Ekmek ve Gül’de yayımlandı (2020) “Trik Trak” Edebiyat Nöbetinde farklı bir isimle yayımlanmıştı. (2020)
Bu sefer Everest ile çalıştınız. Yayınevinizi belirlemeniz nasıl gelişti?
İlk kitabım Ayrıntı Yayınları’ndan çıkmıştı. Daha sonra Ayizi’ne geçtim, ne yazık ki orası kapanınca bu kez Agora’ya geçtim. Everest’e ilkin başka bir dosya göndermiştim, o öykü değildi ve dosya şimdiye dek kullandığım dilden farklıydı, üstünde çok da uğraştığım bir çalışmaydı. Öküzçeker’i o dosyayı gönderdikten on gün sonra gönderdim. Sırf dilimi, farklı şeyler de yazdığımı göstermek istedim. Yayınevi “Öküzçeker’i basalım”dedi. Bence de isabet oldu. O metnin üzerine daha çok çalışmalıyım ya da bırakmalıyım.
Öküzçeker kentli kadınların hikayesi..
İlk kitapla anlatmaya başladığım kadınlar, şehrin çeperlerinde sonradan kurulan küçük Sivas, küçük Çorum, Yozgat’da yaşayan genç kadınlardı. O kadınlar büyüdü, değişti, dönüştü. Hayat hızla başka bir noktaya geldi.
“Zaman buralarda kadın kısmının çalışmasının ayıp olduğu noktanın az ötesindeydi” diye başlıyordu Arıza Babaların Çatlak Kızları. Öküzçeker’de artık kadınların hepsi çalışıyor. Evet, kentli kadınların hikayesi olmaya başladı. Bu arada yazar da yol aldı, belki dili daha özgürleşti, belki sesi daha gür çıkıyor yaşlı kadınlar gibi. Ondandır diye düşünüyorum bu kitabın dilinin daha cesurca bulunması.
Öküzçeker’deki öyküleri yazarı olarak genel anlamda nasıl tanımlarsınız?
İnsanın kendi öykülerini tanımlaması zor tabii ama şunu söyleyebilirim, hayat gibi acı, tuhaf ve de komik.
Bundan sonrası için yine öykü türüyle mi devam edeceksiniz yoksa bu sefer yeni romanınızı mı okuyacağız?
Yaşarken de çok planlı biri değilim, yazarken de. Bir roman yazayım ya da öykü yazayım diye oturmuyorum. Hikâye kendisi buluyor yolunu. Ben de o gün uyanıksam hikâyenin fısıldadıklarını dikkate alıp peşine takılıyorum. O fısıltıları duymadığım zamanlar da oluyor. Bazen uzun yollar korkutuyor beni. Ama artık emekliyim, sanırım uzun bir yolculuğa çıkabilirim. Teşekkür ederim.
Ayten Kaya Görgün’e bu güzel röportaj için teşekkür ederim. “Öküzçeker”İ kitapçılarda bulabilirsiniz.
Emre Siyahoğlu




