Kusurlu Olmak

Bir düşünün…Bugüne kadar, hayatta en çok beklentiye girdiğiniz kişi kim oldu?En çok kim hayal kırıklığına uğrattı sizi?En çok kimin yaptığı hata canınızı acıttı?

Kim bilir kimleri biriktirdiniz geçmişinizden bugüne kadar. Çok var değil mi?

“Bu saatten  sonra beni kimse üzemez” dediğiniz ama için için üzülmeye devam ettiğiniz de olmuştur mutlaka.

Tekrar soruyorum. Bugüne kadar en çok kimden ne beklediniz ve o bunu yapmadı?

Şu cevaba hazır mısınız?

En çok  kendimizle kurduğumuz ilişkiden beklenti duyarız. Kendimize sözler veririz, hedefler koyarız. Zaman içerisinde gerçekleştiremedikçe ağırlaşan yükler olur sırtımızda Üstelik, hata üstüne hatalar yapmaya başlayarak o en büyük hayal kırıklığını kendi kendimize uğratırız. Acıların en büyüğünü yaşar, cezaların en ağırını kendimize keseriz.

Kendimizden beklentimiz sıfır hata ile  üretilen fabrikasyon bir eşya gibi. Mekanik, çiziği, kırığı, lekesi olmayan. Uzaktan bakıldığında vitrinde mükemmel duran ve diğerleriyle benzer  olan objeler gibi. Tek kelime ile kusursuz. Muhteşem parçalar.

Birbirine benzeyen vitrinlere bakmaktan sıkılmadık mı? Halbuki el yapımı işçilik ile ortaya çıkan, nadir olan, benzeri olmayan her ne ise  her zaman daha değerli değil midir? Birbirlerinden farklı, kendine özgü, onu tek ve biricik yapan unsurlar belki de üzerindeki çizikler, taşmış boyası, abartılı şekiller. Ve harcanan emek.

Şöyle bir baktığımızda; Hata yapmadan kusursuz bu hayatı yaşama arzusu ne zorlayıcı ne yorucu bir çaba. Kendimizin hatalarına tahammülümüzün olmadığı gibi diğerlerinin hatalarına da tahammülümüz kalmadı. Elimize aldığımız fabrikasyon bir ürüne bakar gibi bakıyoruz birbirimize ve küçük bir hata da  bu bozuk deyip fırlatıyoruz bir kenara.

Halbuki hata yapma olasılığım yüzde doksan. Hata yapma olasılığın da yüzde doksan diye baksam ve baksan. Hem kendini hem de beni özgürleştirir. Ve bu da ikimizi benzersiz kusurlu, kusurlu bile diyemeyeceğim, mükemmel birbirinden farklı iki parça yapar.

Kintsugi Japon sanatını bilir misiniz?

Mükemmelliğin  çok önemli olduğu günümüz koşullarında kusurların olabilecek en göz alıcı değerli şekilde öne çıkarılarak, tamir edildiği bir sanattır. Çatlamış, kırılmış bir eşyanın ya da objenin artık eskisi kadar değerli olmadığını düşünerek atmak yerine kintsugi devreye giriyor ve kırılmış bir yerden nasıl daha güçlü bir şekilde var olunabileceğini gösteriyor.

Kintsugi kırılan eşyayı altın kullanarak yeniden birleştirme sanatıdır. Yani aslında kırılarak varlığı zedelenmiş, bütünselliği bozulmuş ve belki de kullanılamayacak hale gelmiş bir nesneyi sadece tamir etmekle kalmayarak, ona değer katmak ve daha kıymetli hale getirmektir. Örneğin; basit bir seramik tabak kırıldı ve birden çok parçaya ayrıldı. Bu parçalar, Kintsugi felsefesi doğrultusunda, altın kullanılarak tekrar birleştiriliyor. Bu durumda seramik tabak kırılmadan önceki halinden çok daha değerli bir hale geliyor. Tabak, artık yaşanmışlığı olan ve birçok parçanın kırılmasından yeniden doğan bütünlüğü temsil ediyor.

Durum böyle olunca emin olun bu iki parça vitrinde en çok dikkat çeken, değerli ve beğenilen eserler olur. Öyleyse kendine ve karşındakine izin verebilir misin?

Kusurlarımla da güzelim. Kusurlarınla da güzelsin.

“İkbal Kaya”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu