İzmir İktisat Kongresi’nin Amazonları
‘Kurtuluşun ve kuruluşun kenti’ İzmir’in ve ülkemizin ekonomik, toplumsal ve siyasal tarihinde çok önemli bir sayfa olan İzmir İktisat Kongresi’nin (İİK) 100’üncü yaşını; ‘kurtuluş ve kuruluş sevdalıları’ olarak içtenlikle kutluyoruz.
Bu anlamlı yıldönümünde, İİK’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılında; yine İzmir’de, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde düzenlenen ve 6 Şubat’ta yaşanan büyük deprem felaketi nedeniyle 15 – 21 Mart 2023 tarihlerine ertelenen ‘İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ni de yürekten kutluyor ve selamlıyoruz. Bu vesileyle, siz değerli Merhaba okurlarını, o anlamlı günlere; İİK’nin gerçekleştiği bir asır öncesi İzmir’ine ve kongre günlerine götürmek istiyoruz…
Smyrna’dan İzmir’e, Amazonlardan emekçi kadınlara
İzmir’in mitolojik ismi Smyrna, İzmir’i kuran Amazonların kraliçelerinin ismidir. Bu Amazon denilen savaşçı ama aynı zamanda dünya güzeli kızlar, şimdi Bayraklı olarak isimlendirdiğimiz yöreye vurulurlar ve kentlerini burada kurarlar. Kentin ismine de kraliçeleri Smyrna’nın adını verirler. Bu isim zamanla İzmir’e dönüşerek bugünlere ulaşır…
Mitolojiye göre; Amazonlar, savaş tanrısı Ares ile Harmania’nın kızlarıdır. Oldukça savaşçı olan bu kızlar, yayı göğüslerine daha iyi dayayabilmek için, bir göğüslerini kesip çıkardıklarından, bunlara memesiz anlamında Amazon denirdi.
Yine mitolojik söylencelere göre, Amazonlar kızlarını da savaşçı olarak yetiştirirlermiş.
İzmir’in günümüzde ‘dişi kent’ olarak anılması, elbette boşuna değildir. İşte böylesine ilginç ve mitolojik bir geçmişe dayanır. İzmir’in kızlarının güzel olmasının, kadınlarının özgürlüklerine düşkün olmalarının temelinde, böylesi anlamlı ve önemli bir tarihsel öykü vardır. İzmir’le bütünleşen bütün bu özellikler, doğrusu İzmir’e çok yakışır. Bizce işte bütün bunlar, günümüzde de İzmir’i, demokrasinin, özgürlüğün, hoşgörünün, yaratıcılığın kenti yapar…
İzmirli kadınlar, İİK’ni bağırlarına bastılar!
İşte böylesine bir geleneğe sahip olan İzmirli kadınlar, 100 yıl önce İİK’ne büyük ilgi göstermişler ve adeta bağırlarına basmışlardır!.. Gerek kongrede kendilerini temsil eden kadın delegelerle, gerekse kongreye dinleyici ve izleyici olarak katılan kadınlarla, İzmir’in kadınları kongreye tam anlamıyla adeta damga vurmuşlardır.
Genç yaşta en verimli döneminde kaybettiğimiz ve bu vesileyle kendisini özlemle andığımız İzmirli tarihçi akademisyen dostumuz Dr. Oktay Gökdemir; vefatının ardından yayımlanan, ‘Kent ve Bellek’ dergisinin Ocak-Şubat 2022 tarihli 14’üncü sayısında; İzmirli emekçi kadınların kongredeki rolünü ve işlevlerini şöyle anlatır: “İzmirli kadınlar kongreye yoğun bir ilgi gösterdiler. Hatta kongrenin açılış günü yaklaşık 500 İzmirli kadın, kongre salonunda yerini aldı. Ülkemin emek tarihinde çok ayrıcalıklı ve imtiyazlı bir yere sahip olan İzmir İktisat Kongresi’nde, 6 İzmirli kadın, verdikleri önergeler ve aldırdıkları kararlar ile tarihe geçtiler. Örneğin artık amele değil işçi denilecekti. İşçinin emek tarihindeki serüveni başlamış oldu.”
8 saatlik iş günü ve 1 Mayıs
İİK içinde önemli rol oynayan bu 6 İzmirli kadın emekçi önderini ‘İzmir İktisat Kongresi’nin 6 gülü’ olarak tanımlayan Gökdemir; kongrede alınan kararlarla ilgili şunları yazıyor: “8 saatlik işgünü yasalaşacaktı, çalışma hakları açısından emek tarihimiz için de devasa bir gelişmeydi. Bu 6 İzmirli kadın, 6 İzmir çiçeği 1 Mayıs’ın emek-işçi bayramı olarak kutlanmasını önerdiler ve kongreye kabul ettirdiler.”
Peki kimdi bu isimsiz kahramanlar? Onlardan, bu isimsiz kahramanlardan hiç bahsedilmediğini vurgulayan Gökdemir, toplumsal tarihin izinde ve peşinde koşarken onların isimlerini arşivlerin tozlu sayfalarından çıkardıklarını belirtiyor ve onların isimlerini şöyle sıralıyor: “İzmirli amele Hayriye (Elif), Emine, Şefika, Münire, Nigar ve Rukiye hanımlardı bu isimsiz kahramanlar. Hayriye hanım, Reji sigara fabrikasında çalışan 1912 Balkan muhaciri bir emekçiydi, Buca’lıydı. Her sabah, Buca’dan banliyö treniyle işine gelir, sebatla çalıştıktan sonra yine trenle Buca’ya dönerdi. Emine hanım Yemişçiler Çarşısı’nda çalışıyordu; Şefika, Münire ve Nigar hanımlar ise İzmir-Aydın Demiryolu kumpanyasında temizlik amelesi-işçisi olarak çalışıyorlardı. Rukiye hanım ise, Bomonti Bira Fabrikası’nda ambar temizlik elemanı olarak görev yapıyordu.”
İzmir’in kızıl gülleri!
İzmir’de bir dönem APİKAM’ın (Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi) müdürlüğünü de yapmış olan Gökdemir; bu 6 İzmir gülünün yollarının Harb-i Umumi’de ve milli mücadele yıllarında İştirakiyun-Sosyalizm cereyanı ile kesiştiğini vurgulayıp, onlarla ilgili bilgileri makalesinde şöyle sürdürüyor:
“Grev, hak ve özgürlük gibi evrensel değerlere sarıldılar. İzmir İktisat Kongresi’ne katıldıklarında dönemin Aydınlık dergisi onlardan sitayişle söz ediyor ve kongre süresince etkinliklerini günü gününe okuyucularına aktarıyordu. Bu emekçi kadınların 1930’ların sonunda anca çıkarılan iş kanunundan önce 17 Şubat İzmir İktisat Kongresi’nde feminist kadın hareketi açısından da çok önemli önerileri olmuştu. Kadın işçilerin doğumdan önce ve sonra 8 hafta gündelikli izinli sayılmaları bunlardan biriydi. Kadınlara işyerleri tarafından regl dönemlerinde ayda üç gün yevmiyeli izin verilmesi gibi; yıl 1923 bir 17 Şubat günü, Türk kadını, emekçi kadınlar böylesine radikal önergeleri dahi o kongrede dillendirebilmişlerdi. Hayriye, Münire, Nigar ve Rukiye hanımlar Türkiye’de emekçi kadın hareketinin öncüleri. Hepsi İzmirli, genlerindeki amazon ruhuyla Smryna’nın 20. yy kardeşleri, 1923’ten bize sesleniyorlar.”
Geçmişten günümüze emekçi kadınlar
İzmirli emekçi kadınların bir asır önceki mücadeleleri, İİK’deki işlevleri ve geçmişten günümüze uzanan mesajları daha da anlam kazanıyor. Bir asır öncesi İzmir’inin ‘kızıl gülleri’nin mücadelesini bugün de sürdüren günümüzün ‘kırmızı çatkılı emekçi kadınlar’ı; ‘Biz ekmek istiyoruz, ama gül de istiyoruz. Tüm güzellikleri istiyoruz, hayattaki tüm güzellikleri!’ diyorlar.
Mehmet Şakir Örs




