Yoksul mahallelerin çocuklarının hikayesi
Uzun zamandır, yaşamını Almanya / Türkiye arasında gidip gelmelere bölen Yazar Ali Gültekin’in ikinci kitabı ‘Memo Memet Memleket’ geçtiğimiz günlerde okuyucularla buluştu.
Siyah Beyaz Yayınları’ndan çıkan kitap Türkiye’nin toplumsal hafızasına dokunan, okuru hüzünlendirirken düşündüren bir roman. Yazar Ali Gültekin son kitabı ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
‘Memo Memet Memleket’ nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Her romanın içinde bir sızı vardır. Kimi zaman çocukluğun, gençliğin, kimi zaman tanık olduğun bir haksızlığın, kimi zaman da toplumun sessiz bıraktığı seslerin sızısı… ‘Memo Memet, Memleket’ de böyle bir birikimin sonucu doğdu. Memo ve Memet, bu ülkenin her köyünde, yoksul mahallelerin sokağında yaşayan milyonlarca çocuklardı. Onların hikayesi, aslında hepimizin hikayesi.
Romanın mekanları ve karakterleri çok canlı. Saha gözlemi hâlâ yazarlığınızın merkezinde mi?
Evet, kaçamadığım bir şey bu. Köy yaşamı benim dokum. Yaşanmışlık gözlemimi güçlendiriyor. Sokaklar, köyler, kasabalar; insanın gerçekliğini orada buluyorum. Masaya oturduğumda elimde sadece hayal değil, duyduğum ve gördüğüm binlerce ayrıntı oluyor.
Okur bu romanda ne bulacak?
Kendi memleketinde yürürken gözden kaçırdığı insanları… Öfkelenirken unuttuğu merhameti… Ve en önemlisi, değişimin bazen en kırılgan hayatlarda bile mümkün olduğunu.
Kapak tasarımı oldukça güçlü. Çizerle nasıl bir süreç yaşadınız?
Güleser Bulut’un resimleri insanın ruhuna dokunan bir yalınlığa sahip. Ona romanı anlattığımda hiç açıklama yapmama gerek kalmadan o yolu, o kadını, o çocuğu çizdi.
Öncesinde Abluka, şimdi ‘Memo Memet Memleket’ her iki eseriniz okunurken film seyrediyor hissi veriyor. Romanlara yapımcılardan teklif var mı?
Abluka’ya birçok kanaldan teklif aldım. Abluka’da 12 Eylül 1980 günleri, yurt dışına zorunlu göçler ve mülteci yaşamlar var. 12 Eylül 1980’i bu bütünlükte detaylı anlatan bir eser. Görüşmelerimde eserin senaryoya çevrilirken içerik zedelenmesi oluştuğunu gördüm. Bundan dolayı uzlaşamadık. Hâlâ görüşmeler devam ediyor.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Ben yazarı güçlendiren eserlerden yana değilim. Konunun okuyucuyu düşündüren, araştıran, kendini gören, gelecek nesillerin atalarının yaşamlarını anlamasından yanayım. Yazar romanın önüne geçmemeli.




