Tarabya Sound
Konu başlığında yazdığım gibi, Tarabya’nın doğuşu Taverna’ya gidiyoruz. 70’lerde ama özellikle 80’lerin başında Türkiye’de inanılmaz bir furya vardı ki, yıllar boyunca bu sürdü ve de çok sevildi. Nerde Trak Orada Bırak!
Alışmışsın gündelik sahte sevgililere
Gönlümde yer olamaz senin gibilerine
Kalbimde yer olamaz senin gibilerine
Gülüyorum haline aşk dediğin şeye bak
Senin yalnız bildiğin nerde trak orda bırak.
Çıkışı ve yükselişi 80’li yılların ortalarından itibaren iyice ivme kazanmış olan ve bir müzik türünden ziyade bir ekolü ve hatta duruşu simgeleyen sosyolojik bir olgudur ki, Tarabya sound’u olarak nitelendirebiliriz. 60’ların ve 70’lerin gazino kültürüne bir çeşit başkaldırıdır, zira 60’lı yıllarda orta halli aileler de gazinolarda eğlenebilecek maddi standartlara sahip iken bu durum 70’li yıllardan itibaren giderek güçleşmeye başlamış ve sonunda imkânsız bir hal almıştır, gazinolar gelir düzeyi yüksek, sosyetik kişilerin tekelinde geçmiştir. Arif Susam, Nejat Alp, Metin Kaya gibi usta piyanistlerin seslendirdiği Türk Tavernasının bir geçmişi de var değil mi?
Taverna kelimesi, kökeni Latinceye dayanan ve Yunanca aracılığıyla Türkçeye geçmiş bir sözcüktür. Yunanca taverna “lokanta” sözcüğünden alıntıdır. Kelimenin kökeni Latince taberna “han, yolculara hizmet eden yemekhane” kelimesine dayanmaktadır. Taverna, özellikle Yunan kültüründe geleneksel dans ve mezeler eşliğinde müzik yapılan aile tipi lokantalardır. Hatta Adalarda öğlen saatlerinde esnaflar dükkanları kapatıp, ikindi vaktine kadar lokantalarda ve kahvelerde sirtaki yapıp, coşuyorlar, ikindiden sonra da dükkanlarını yeniden hizmete açıyorlardı.
Taverna özellikle müzikli eğlence kültürünün önemli bir parçası olarak değerlendirilen; dost meclislerinin, kutlamaların yapıldığı yerlerdir. Türkiye’de 1970-1980’li yıllarda zirve yapmıştır. Türkiye’de Rum Taverna müziklerine de ilgi duyulmuştur. Başlıca isimler vardır ki bunlar; Toma, Angelo, Rişar, Yorgo Vaporidis gibi daha saymakla bitmez tabi ki, ancak 70’li yıllarda ise Türkiye’de bir grup vardı ki, onlara Kupa Dörtlüsü deniliyordu. Genellikle şarkıları Rişar ve Zerrin Zeren seslendirirdi.
Bunun yanında gelelim, lakabı Tavernalar Kralı olmuş Hayko’ya, Hadi Yanalım Hayko, 70’lerde ilk kez TRT programlarında Ermenice ve Rumca şarkılar söyleyen Hayko, tavernalar için pek çok konuda öncülük etti. Tavernalarda ilk tabak kırmayı ve peçete savurma furyasını o başlatmıştı.
Aşığınım Sana Fedon, ve Fedon Kalyoncu, hepimiz onun parçaları ile dans ettik ve söyledik, eşlik ettik. Fedon’da bir öncüydü değil mi?
Ve gelelim 1980’lerdeki Türk Tavernaları’na.. Aslında piyanistlerin öncüsü elbette Ferdi Özbeğen’dir. Bir çok kulüplerde ve gazino programlarında sahne alan Özbeğen seyirci toplar ve onları eğlendirmesini bilirdi. Sonrasında Ümit Besen de furyaya katıldı. Patlak veren Tarabya geceleri ortaya çıkmış oldu. Arif Susam benim sevdiğim isimlerden biridir. İlk olarak kendisini “Yıldönümün Kutlu Olsun” ile tanıdım.
Sensiz bir yıl daha geçti
Sevgilim mutlu musun?
Belki de unutmuşsun
Yıldönümün kutlu olsun.
Sonra şarkıyı dinlerken, bir bakıyorum oynamaya geçilmiş,” Evet Ahmet bey ve değerli eşi sizleri de piste bekliyorum. “ Oturmak yok eğlenmek var. Cıstaka cıstaka sonra org dan bir silah sesi duyuluyor, ambulans sesi duyuluyor. Araya ne motifler giriyordu bilen bilir. Sonra, Nejat Alp Türk Tavernalar Kralı, Bir de rahmetli oldu hem Türk şarkılarını hem de Rum şarkılarını dile getiren Metin Kaya vardı. “Sıktı mı Canını “ derdi ve akabinde Rum şarkılarına geçiş yapardı.
Aşk bir günlük değildir
Derlerse de inanma
Hangi gönül bir ömür
Kulluk eder insana
Hangi gönül bir ömür
Kulluk eder insana
Sıktı mı canını, sıktı mı
Kov gitsin, unutursun
Aramaya kalktın mı
Daha neler bulursun.
Ama şunu da geçmek istemiyorum. Atilla Kaya hiç unutulur mu? Türk Arabesk ve Taverna Müziği’inin isimlerinden. “Adını Yollara Yazdım” şarkısını hepimiz en azından dinlemiş ve o dönem dinleyiciler için en iyi şarkım olarak tarihe geçmiştir.
Bir şiirsin artık, hep dudağımda
Şarkı yaptım seni, dillere yazdım
Bir şiirsin artık, hep dudağımda
Şarkı yaptım seni, dillere yazdım
Ben şimdiden seni yollara yazdım.
İlk Aşkım Sevgilim Liselim Benim. Aşık olunca bu şarkıyı defalarca dinlemez miydik.
Seninle bir kalem, bir kâğıt gibi
Seninle bir defter, bir kitap gibi
Birlikte yazmıştık kaderimizi
İlk aşkım, sevgilim, liselim benim.
O kadar güzel yorumcular geçti ki yurdumuzdan Taverna müziği (ya da yeni deyimle fantezi) denildi mi akla gelenler;
Ferdi ÖZBEĞEN, Ümit BESEN, Arif SUSAM, Cengiz KURTOĞLU, Nejat ALP
Cengiz COŞKUNER, Metin KAYA, Fedon, Ercan TURGUT, Hayko, Yaşar YAĞMUR, Atilla KAYA, Zihni CİNAN, Lemi, Mohsen, Ünal NARÇIN, Kurtuluş, Sinan ÖZEN, Sinan ERKOÇ, Metin ŞENTÜRK, Cengiz TÜRKSOY
O zaman bir Ümit Besen klişe parçası ile yazımıza nokta koyalım.
O güzel gözlerini gördükten sonra
Âşık oldum birden, tutuldum sana
Seviyorum seni, sanki deli gibi
Öldürecek beni, bu kara sevda
I Love you, I love you
Do you love me, yes I do
Eray Bozkurt




