Sevinci tüterken..

 
Ne güzel oldu.
Bir ferahlama hissediyorsunuz, boğucu bir odadan çıkıp yaylaların kokusunu içinize çekiyor gibisiniz, iki büklüm yaşamak neredeyse doğallaşmışken, birden dimdik yürümeye başlamış görüyorsunuz… Daha güzel, daha yakışıklı oldunuz sanki. Çocuklarınızın gözlerine nasıl da şahane anneler ve babalar gibi bakıyorsunuz. Ağır, koyu, korkunç bir perde örtülmüş de geleceğinize, alayını yırtıp atmış gibisiniz ve güneş ne de neşeyle gülüyor size, değil mi? İçinizde nicedir bükülüp kalmış bir şarkıya, türküye, şiire kapılar açmanın mutluluğuyla şakımak istiyorsunuz, değil mi? Ve daha bin benzetme yapılabilir, şu anki hali pür mealinize… Haklısınız. Çünkü o hakkı, siz var edip yarattınız. Hep birlikte yarattık, bize çok yakıştı.
Çok güzel oldu.
Kaç kere yazdım, söyledim, konuştum, anımsamıyorum.
Asla sıradan bir yerel seçim değildi bu seçimler.
Kibrin, pür cehaletin, hesabı sorulamaz ve de geri alınamaz bir egemenlik sanrısının, ben yaptım oldu esrikliğinin, hükümet ile hükümranlığın aynı şey olmadığının farkına varamayan antidemokratik şımarıklığın, bu ülkenin değerlerini kemirme, kırmızı çizgilerini zorlama ve insanlarını kabile güruhu sanma densizliğinin bir tokat yiyeceği bekleniyordu. Ama ne zaman olacağı bilinmiyordu.
O zaman işte bu zamandı ve bana ilk izlenim olarak şunu yazdırdı: “Umudu kesme yurdundan…”
Pek çok şey konuşulacak, yazılacak, dillendirilecek. Onlara bu satırların yazarı da katılacak kuşkusuz.
Özetle bir başlangıç yapmak isterim.
O gelincik rengine boyanan topraklar, kentler, belediyeler, yalnızca o gitsin bu gelsin anlamına gelmiyor. Yalnızca siyasi arenada, o yenildi bu yendi fotoğrafı sunmuyor.
O harita bilime, akla, sanata, düşünceye, eğitime, sadakaya değil paylaşıma, doğaya, tüm canlılara, tarihe, özgürlüğe, barışa ve hayatın her uzantısına alanlar açıldığını anlatıyor.
Sıkışan ve boğulmaya çalışılan bu alanların öznelerine, nesnelerine ve emekçilerine, yeni bir başlangıç cesaretini işaret ediyor.
Mesela kötürümleştirilen emeğin örgütlenmesine dair meşaleler yakıyor.
Çölleştirilen bilimsel, kültürel, sanatsal, düşünsel dünyamızın can sularına kavuşma muştusu veriyor.
Seçilenler, bu başarıyı bu sorumluluğa evirmek, dönüştürmek ve gereğini yapmakla mükelleftir.
Örneğin bugüne kadar birer vaha görünümündeki yerel yönetimlerdeki sanatsal yapılanmaların ve çalışmalarının, yeni bir sorumluluk, diriliş, enerji ve üretimle davranmasını gerektiriyor.
Kazanılan her yerel yönetimde, bu bağlamda yapılacak her çalışma bize harika bir nitelik yükselişi ve bu uğurda daha yoğun üretimleri, liyakat ve rekabeti sağlayacaktır.
Bu yalnızca yerel yönetimlerin sorunu olamaz, olmamalıdır.
Bugüne dek eldeki üç yerel yönetime üşüşmelerden vaz geçmek, bu gelincik tarlasına yayılma cesareti göstermek gerekmektedir.
Daha net söylemle, bu fotoğraf yalnızca yerel yönetimlerin, başkanların değil, üretim kalitesiyle herkesin sorunu olacaktır, olmalıdır.
Sınavın birinci aşaması seçilmekti, ikinci aşaması hiç olmazsa saçmalamadan işe koyulmak, bu işin ortaklarının da önce kendilerine çeki düzen vererek, yakındıklarına benzememesidir.
Bu harika tarihsel fırsat mahvedilmemelidir.
Unutulmamalıdır ki, bugün kaybedenler, dün kazandıklarında en çok bu sorumluluktan kaçınanlardan nemalanmıştı.
Çünkü sorumluluktan kaçınanlar, önce işlerini ve duruşlarını mahvetmişti.
Şimdi, izin verilsin de bu haritayı yaratanlar, onu yaşanılası bir coğrafyaya dönüştürsün.
Şimdi beklenir ki, bu haritada kendilerini tanımlayacaklar, önce kendilerine boy aynası tutsun.
Bu konuyu sürdüreceğiz.
Öte yandan, bu seçimler başta AKP ve RTE cenahı kadar, ötekileri de herhalde bir kantara çekilmeye davet etmektedir.
Bunu da ayrı başlıklar altında işleyeceğiz.
Bir seçim bu kadar mı işe yarar?
Yanıtını işe yarayanlar, yaramayı göze alanlar verecek.
Mesele bu kadar yalın ve gerçektir.
 
 
Haluk Işık
 
 
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu