Şehir merkezlerinde risk daha düşük

Antarktika seferi yapan Hollandalı keşif gemisindeki hantavirüs vakaları iki hafta önce dünya gündemine girdi.

Güney Amerika’dan hareket eden lüks yolcu gemisinde görülen ve insandan insana bulaştığı belirtilen Andes tipi hantavirüs nedeniyle gemide tespit edilen 11 vakadan 3 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

İspanya’nın Tenerife kentinde limana yanaşan gemideki yolcuların takibi sürerken Türkiye’ye son getirilen yolculardan YouTuber Ruhi Çenet, kuş gözlemcisi ve yaban hayatı uzmanı Emin Yoğurtçuoğlu ve kuş gözlemcisi Melike Güner karantinaya alındı. Sağlık Bakanlığı daha önce Türkiye’ye getirilen iki kişiyle birlikte toplam 5 kişinin yakından takip edildiğini duyurdu. Yapılan ilk testlerin de negatif çıktığı belirtildi.

Hürriyet Gazetesi kamuoyunda tartışılan “Hantavirüs nedir, nasıl bulaşıyor, Türkiye’de hangi bölgelerde görülüyor ve şehirlerde yaşayanlar için risk var mı” sorularını Prof. Dr. Mehmet Ali Öktem (Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ) e yöneltti.

Hantavirüs vakalarında ilk dönemde ateş, kas ağrıları, sırt ağrısı ve gözlerde kızarıklık gibi pek çok viral enfeksiyonda görülebilen belirtiler ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr. Mehmet Ali Öktem özellikle Yenidünya (Kuzey ve Güney Amerika) tipi hantavirüslerde ilerleyen dönemde akciğer ve kalpteki kılcal damarlarda hasar geliştiğini, bunun da solunum yetmezliği, akciğer ödemi ve kalp yetmezliği bulgularıyla ağır tabloya yol açabildiğini söylüyor. Türkiye’de görülen Eskidünya tipi (Asya, Avrupa ve Afrika) hantavirüslerdeyse böbrek damarları etkileniyor ve hastalar böbrek yetmezliğinden yaşamını yitirebiliyor. Prof. Dr. Öktem hastalığın bir antiviral tedavisi olmadığını söylüyor. Ancak ülkemizdeki hantavirüslerden risk altındaki grupları korumaya yönelik TÜBİTAK destekli Korunma ve Tedavi Ulusal Platformu (KORTUP) kapsamında, kendisinin de yürütücülüğünü üstlendiği bir hantavirüs aşısı adayı molekül geliştirme projesinin devam ettiğini belirtiyor.

Bu virüs için tehlikeli bölgeleri sorduğumuzda Prof. Dr. Öktem şehirlerin riskte olmadığını şu sözlerle anlatıyor: “Türkiye’de şehirlerdeki kemirgenlerde bilinen hantavirüs şu ana kadar çıkmadı. Ev farelerinde de yok. Normalde sıçanlardan bulaşabilen bir hantavirüs türü var. Orthohantavirus seoulense (Seul virüsü) diye geçiyor. Çok araştırdık, o da Türkiye’de yok. Dolayısıyla şehirler risk altında değil. Burada esas konu kırsal alanda yaşayan fareler. Karadeniz Bölgesi’nde Apodemus flavicollis adı verilen sarı boyunlu orman faresi ve Myodes glareolus, yani kızıl sırtlı orman faresi var. Bunlar insanda enfeksiyon yapıp ölüme yol açabilen virüsleri taşıyorlar. Ama şehirde dolaşmıyorlar.”

Öktem söz konusu ormanlar olunca dikkat etmek gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Orman çok önemli. Bartın, Zonguldak, Kastamonu ve Kırklareli hep ormanlık alanlar. Özellikle yağmur mevsiminden sonra meşe palamudu gibi orman meyveleri artıyor. Kemirgenler bunları yiyor ve popülasyon patlaması oluyor. Virüs kemirgenler arasında çoğalmaya başlıyor ve birkaç ay sonra salgın riski artıyor. Örneğin köylüler orman kesip tarım alanı açıyorlar. Tarlayı sürerken enfekte farelerin yuvalarını kaldırıp tozuturlarsa ve bunu solurlarsa enfeksiyon bulaşabiliyor. Orman işçileri, fındık toplayanlar, arazide dolaşanlar, doğa gezginleri veya biyologlar risk altında olabiliyor. Orman arazilerinde çalışanlar, boş ahırları ve kapalı kilerleri temizleyenler dikkatli olsun. Askerler bazen enfekte bölgelerde siper kazıyorlar. Bu da risk taşıyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu