Pabucumun yerli ve millileri

Utanmadılar.
Sıkılmadılar.
Yüzleri bile kızarmadı.
Başında “Türkiye” vurgusu olan futbol federasyonu yöneticileri Süper Kupa finalinin oynanması için tüm gün Araplarla pazarlığa oturdular.
Pazarlığın konusu; İstiklal Marşımız.
Pazarlığın konusu; Atatürk.
Pazarlığın konusu; Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünün yazılı olduğu pankart ve “Ne mutlu Türk’üm” yazılı t-shirtler.
Araplar, “parayı veren benim, bunları stadyumda istemiyorum” diye diretti.
Adının başında Türkiye vurgusu olan futbol federasyonu Araplar’ı ikna etmek için el pençe divan durup, 8 takla attı.
Sonunda da zafer kazanmış gibi açıklama yaptılar.
“Süper Kupa finali kararlaştırıldığı şekilde oynanacaktır.”
Kısa süre sonra bu açıklamanın yalan olduğu ortaya çıktı.
Federasyon kendi halkına yalan söyledi.
Yazıklar olsun.
Bir ülkenin milli marşı pazarlık konusu olabilir mi?
Maalesef oldu.
Bir ülkenin kurucu liderinin sözleri pazarlık konusu olabilir mi?
Maalesef oldu.
Utanın, sıkılın.
Nazım Hikmet’in mısraları geliyor aklıma.

“Esas olan sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır. Teslim olmadan, boyun eğmeden, sürünmeden, el etek öpmeden yaşamaktır.”

Bir ülkenin onurunu, şerefini pazarlık konusu yapanlara yazıklar olsun.
Bu millet işgal yıllarında bile bu kadar aşağılanmadı.
Bu halk kurtuluş savaşında esir düştü ama teslim olmadı.
Ama bu federasyon para uğruna Araplar’a teslim oldu.
Neden?
Çünkü bunlarda millet kavramı yok, ümmet var.
Millet ne ola ki bunlar için. Her şey ümmet için.
Arap kralının ölümünde “milli yas” ilan edenlerin, şehit olarak toprağa düşen 12 vatan evladına “milli yas”ı çok görenlerin zihniyeti budur.
Sorarsanız “yerli ve milliyiz” derler.
Pabucumun yerli ve millileri.

Neyse ki, iki kulübümüz bu milletin onuruna sahip çıktı ve maça çıkmadılar.
Statta “Atatürk yoksa biz de yokuz” diyerek, Araplar’ın verdiği milyon dolarları ellerinin tersiyle ittiler.
Çünkü onlar Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşımızdaki şu mısralarını yüreklerine yazmışlardı.

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.”

İki kulübümüzü de yürekten alkışlıyorum.
Futbol Federasyonuna onur ve şeref dersi verdiler ve 80 milyonun gönlünü bir kez daha fethettiler.

Bu futbol federasyonu artık yok hükmündedir.
Biraz utanmaları, sıkılmaları varsa Türkiye’ye dönmemeleri gerekir.
Riyad’tan istifalarını yollasalar kendileri için daha uygun olur.

***************

Bu halkın onurunu parayla satın alacağını sananlara en iyi cevabı onlar verdi.
Futbol Federasyonu’nun yerlere düşürmeye çalıştığı cumhuriyet değerlerini onlar yüceltti.
Milli marşımıza, Atatürk’e onlar sahip çıktı.
Onlar “hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” diyerek Suudi Arabistan’ın dayatma zincirlerini kırıp, yerlere attı.
Onlar futbolumuzun asırlık çınarları Fenerbahçe veGalatasaray
Federasyonun yapması gerekeni yaptılar, Süper Kupa finaline çıkmadılar.
Belli ki, bu çapsız, işbilmez federasyonun artık sayılı saatleri var.
Kim göreve getirdiyse, o görevden almak üzere.
Yeni gelecek federasyona bir önerim var.
Fenerbahçe ve Galatasaray bu gece Süper Kupa’nın şampiyonu oldular.
O yüzden bu kupayı ikiye bölün, yarısını Fenerbahçe’ye, diğer yarısını Galatasaray’a verin.
Müzelerinin baş köşelerine koysunlar ki, gelecek nesiller bu onurlu duruşlarını hep hatırlasınlar.
Eğer bir final maçı oynanacaksa, o da dostluk maçı olsun.
Sonunda ikisi de şampiyon ilan edilsin.
Eğer mesele marka değeri ve vizyonsa, alın size vizyon.
Unutmayalım.
1958 yılının berabere biten Başvekil kupası da ikiye bölünmüştü.
Fenerbahçe ve Galatasaray finalde 1-1 berabere kalınca, iki takımın isteğiyle ikiye bölünen kupanın bir yarısı Fenerbahçe’ye, diğer yarısı da Galatasaray’a verilmişti.
O yarım kupalar bugün müzelerinde duruyor.

Sedat Kaya

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu