Özümle sözümle benim hayatım

 

2023 yılının bir yaz gününde, çok değerli sanatçı ve müzisyen büyüğümüz sevgili Atilla Yelken beni aradı. Öğrencisinden bahsetti, İzmir’de yaşadığını ve müzikle iç içe olduğundan söz etti. Ben de kayıtsız kalmadım usta isme ve hemen sevgili Özüm Zeynep’i aradım. Konuştuk ve buluştuk. Müzikten öte, tiyatro ve dizi oyunculuğunun da mevcut olduğunu da öğrendim. Kısaca on parmakta on marifet.  Keyifli bir röportaj yaptık, ben sordum o cevapladı. Kahkaha dolu bir sohbetti. Ama ondan öncesinde sevgili Özüm kendisini anlatsın..

“03.11.1981 tarihinde İzmir’de dünyaya geldim. Hacettepe Üniversitesi’nde tiyatro ve oyunculuk ve de üflemeli çalgılar bölümünden mezun oldum. Reklam ajanslarında Radyo ve TV için reklam seslendirmesi yaptım. Kemal Başar’ın Van Devlet Tiyatrosu’nda sahnelediği Romeo ve Juliet oyununun şarkısını seslendirdim. Yavuz Bingöl’ün 2007 yılında yayınladığı “Yare” albümün vokalistliğini üstlendim. Atilla Yelken Orkestrası’nda 5 yıl boyunca vokalistlik yaptım. “Bizim Evin Halleri” dizisinin şarkılarını seslendirdim. Birçok çocuk tiyatrolarında şarkılar söyledim. Bunun yanında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk, eskrim ve drama eğitmenliği yaptım. TV dizilerim arasında Kanal D’ de Boynu Bükükler (Zerrin) ve Galip Derviş (Feride)  Star TV’de Ada Masalı dizıleri var.”

Sevgili Özüm Zeynep aynı zamanda 2015 yılında O Ses Türkiye’de yarışmış ve Athena grubunun safına geçmiştir. Dilerseniz, sevgili Özüm ile yaptığımız harika söyleşiye geçelim. Ve hepimiz sevgili Özüm Zeynep’i daha yakından tanıyalım;

Sahnelere olan tutkun ne zaman ve nasıl başladı?

Sahnelere olan tutkum çok küçük yaşlarda başladı. İlkokula giderken İzmir Çocuk Korosu’ndaydım. Sonra konservatuarın klarnet bölümünü kazanarak müzik hayatına başlamış oldum. Profesyonel olarak 1995 yılında başlamış olduğumu söyleyebilirim. Okul süreci boyunca da sürekli sahne aldım. Devlet Tiyatrosu’nda klarnet çaldım. Aslında bendeki tiyatro aşkı klarnet çalmaya gittiğim bir Devlet Tiyatrosu oyununda başladı. “Ateşle Oynayan” adlı bir oyundu, çok güzeldi. Mustafa Uğurlu oynuyordu . Rahmetli Tarık ağabey (Tarık Ünlüoğlu) sevgili eşi Gülenay abla’nın da  oynadığı bir oyundu.Orada çaldığım için tiyatro bana çok büyülü, çok mükemmel bir iş gibi geldi ve ondan sonra da okulumun tiyatro bölümünü bitirdim. Yani hayatım boyunca hep sahnedeydim diyebilirim.

Aynı zamanda çok değerli isimler sana müzik eğitmenliği yaptılar. Bunlardan bahsedecek olursak?

Tiyatro bölümünde okurken sahne almaya sevgili Atilla Yelken ile başladım. Büyük ustam duayen isim Atilla Yelken ve sahne adına ne öğrendiysem, ondan öğrendim. Hala bana her konuda destek olmaya devam ediyor. Gerek sahne olsun, gerek repertuar olsun baştan aşağı beni o yarattı diyebilirim. Birkaç sene yanında vokal yaptıktan sonra Atilla abim “artık kendi kanatlarınla uçmalısın” diyerek beni tek başıma sahnelere attı.

Sanatın içindesin, yani müzikten öte.. Tiyatro ve Dizi oyunculuğu dersek?

Evet çok küçük yaşlardan beri sanatın içindeyim müzikle başlayan sanat hayatım tiyatroyla devam etti. Beni tiyatro sınavlarına hazırlayan sevgili Hocam Hülya Savaş çok değerlidir benim için. Tiyatro bölümüne girdiğimde çok değerli hocalarım Cihan Ünal ve Ejder Akışık (Allah rahmet eylesin) beni çok severek çok beğenerek aldılar ve birincilikle kazandım tiyatro bölümünü. Müzik bölümünü de birincilikle kazanmıştım. Okuldaki sevgili hocalarım Ayşe Mine, Burç Yüksel ve sevgili öğretmenim Füsun Akmen Balkaya, Ali Tayla benim ben olmamı sağlayan öğretmenlerimdir. Hepsine buradan teşekkür etmiş olayım bu vesile ile. Dizi oyunculuğu çok sonraları başladı. İstanbul macerası diyebiliriz. Sevgili Kemal Başar yönetmeninin vasıtasıyla Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde eğitmenlik yapmaya başladığım sıralar Kanal D de oynayacak olan bir dizide ana cast rol teklifi geldi , hemen kabul ettim. Tabii ki çok değerli sanatçı arkadaşlarımla beraber, “Boynu Bükükler” adlı bir diziydi, daha sonra Engin Günaydın’ın hayat verdiği “Galip Derviş”de oynadım, ama dizilerde oynamak için tabii ki İstanbul’da yaşamak gerekli bir Ankara, bir İstanbul, bir İzmir mekik dokumaktaydım. O zamanlar sahne hayatım da devam ediyordu. Çok zor oldu benim için ama üstesinden gelebildiğimi düşünüyorum. Aynı zamanda o sırada Devlet Tiyatrosu’nda bir müzikalde oynuyordum. “Tepegöz” adlı bir müzikaldi. Bir yandan dizi, bir yandan Devlet Tiyatrosu, bir yandan sahne hayatımın en güzel yıllarıydı diyebilirim. Bir de tabii “O Ses Türkiye” var. O zamanlar “O Ses Türkiye”ye de katılmıştım. Bizim o tarafların bir Balkan müziğini seslendirmiştim; “Ederlezi”. Hakan Özoğuz ve Gökhan Özoğuz ile Hadise dönmüştü. Ben Athena grubunu seçtim onlarla yarışmak istedim. Harika bir deneyimdi. Bence insanlar böyle şeyleri biraz küçümserler de ben böyle deneyimlerin insanlar için harika anılar olduğunu düşünüyorum.

 Özüm Zeynep şu aralar ne yapmakta?

 Bu aralar sahne hayatım devam ediyor. Hayatımı İzmir’de geçirmeye karar verdim. Buraya taşındım eğitmenlik yapmaya devam ediyorum ayrıca özel çocuklara müzik terapisi ve piyano dersleri veriyorum. Müziğin insan hayatında iyileştirici bir etkisi olduğunu düşünüyorum ve çocukları çok sevdiğim için kendim de anneyim aynı zamanda Zeynep ve Mehmet için de çok geliştirici ve etkili olduğunu düşünüyorum. Kendi çocuklarım için de müziğin içinde büyüdükleri için çok şanslı hissediyorum kendimi. Annelerini sahnede izliyorlar evde değişik enstrümanlar çalabiliyoruz şarkılar söylüyoruz. İkisi de çok yetenekli gurur duyuyorum onlarla ama en önemlisi tabi ki annemin bize olan desteği. Çocuklarımı annemle büyüttüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Müzik ve Tiyatro alanında ilham aldığın isimler kimlerdir?

Müzik alanında da tiyatro alanında da örnek aldığım isimler genelde, hem şarkı söyleyip hem oyunculuk yapan isimler.. Hülya Savaş, Zuhal Olcay, Demet Akbağ bunlar arasında. Bence bir oyuncu hem şarkı söyleyip hem dans edebilmeli ve bu yeteneklerin hepsi bir oyuncu da olduğunda bence oyuncu çok şanslı oluyor.

Bugüne kadar en sevdiğin müzik ve tiyatro oyunların hangileridir?

 Bugüne kadar oynadığım oyunların çoğu hemen hemen müzikal idi. Ankara Devlet Tiyatrosu oyunlarında oynadım “Yıldız Olmak Kolay mı ?” “Hayatı Yaşamak” “Tepegöz” “ Küçük Bir Mucize” adlı çocuk oyununun şarkılarını ben söyledim müziklerini Can Atilla yapmıştı. Aynı zamanda yine Kemal Başar’ın yönettiği ve yine müziklerini Can Atilla’nın yaptığı “Aşk-ı Hürrem” adli müzikalde oynadım. Oyun Polonya’da da oynandı, ülkemizi temsil ettik . Sanki bir rüya gibiydi.. Ama hangi oyunda oynamak istersin derseniz “7 Kocalı Hürmüz”de Hürmüz karakterini oynamayı çok isterim. Tiyatro her yaşta yapılabilen bir şeydir, eminim hayatım boyunca da hep sahnede olacağım gerek tiyatro gerek müzik gerek enstrüman. Sanat benim hayatım ve sanatın her alanında faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğim.

Eray Bozkurt

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu