Ölümsüzlüğün formülü bulundu mu?
“O iri cüsseli, zorba, kibirli hükümdar Gılgamış’ı engellemek için tanrılar vahşi adam Enkidu’yu gönderir. Fakat bir şekilde Enkidu ile Gılgamış dost olurlar. Birlikte farklı canavarları öldürürler. Buna kızan tanrılar Enkidu’yu hasta edip öldürürler. Enkidu’nun ölümü Gılgamış’ı derinden sarsar ve ölümsüzlüğün sırrını aramak için yollara düşer…”
Binlerce yıl önce yazılmış, insanlığın bilinen ilk destanında bile bir ölümsüzlük arayışı var.
Ve belki de sonunda ölümsüzlüğün sırrını bulmak üzereyiz.
Tüm düşüncelerinizi, bildiklerinizi, yaşadıklarınızı, hatıralarınızı bir yapay zekâ sistemine yüklediğinizi ve ondan sizin gibi davranmasını istediğinizi düşünün.
Bunu yapması zor elbette. “Koca bir ömrü nasıl anlatayım?”…
Öyle mi gerçekten? Tüm hatıralarımızı, bildiklerimizi biz de bir genel “özet” olarak hatırlamıyor muyuz aslında? Elbette düşündükçe, sorguladıkça canlanan hatıralar, bilgiler var. Ama üzerinden belli bir zaman geçmiş konular ile ilgili sadece “hayal meyal” hatırladıklarımız var.
Yani belki de oturup birkaç gün/hafta, hadi kötü ihtimalle birkaç ay uğraşsak ve hatıralarımızı, bildiklerimizi kayda geçirsek muhtemelen kendi hatıralarımızla, bildiklerimizle, düşündüklerimizle donattığımız bir ikizimiz olabilecek. Bir “dijital” ikizimiz.
Dünyanın en büyük hedge fonu sahibi Ray Dalio, böyle bir dijital ikiz oluşturdu ve kullanıma sundu bile. Adı “Digital Ray”.
Ray Dalio, uzun yıllar önce yaşadığı kötü bir yatırım tecrübesi sonrası iflas ediyor ve o günden sonra yaptığı her hatadan ders çıkararak bunları not etmeye başlıyor. Sonrasında da bu bilgileri “Principles” (İlkeler) isimli kitabında herkesle paylaşıyor. Bugünlerde popüler olan yapay zekâ sistemlerinden çok önce kendisine bir yapay zekâ sistemi yazdırıyor ve öğrendiklerini hep bu sisteme yüklüyor. Böylece yeni bir karar alması gerektiğinde bu sisteme danışarak bir anlamda kendi dijital kopyası tarafından yönlendirilerek en doğru şekilde kararlar alabiliyor.
Kendi dijital ikizimizin olması. Onun tarafından yönlendirilmek, onun tarafından tamamen unuttuğumuz hatıraların, tecrübelerin yıllar sonra hatırlatılması ve ona göre hareket edebilmemiz. Çocuklarımızın, yakınlarımızın biz bu dünyadan göçüp gittikten sonra dahi dijital ikizimizle sohbet edebilmesi. Evet, bu tam olarak biz değiliz belki ama bize en yakın şey bu olabilir.
OpenAI, Google ve Meta gibi şirketler yeni cihazlar (örneğin akıllı gözlükler) üzerinde çalışıyor ve bu cihazlar sayesinde hayatımızın her anında bize yardımcı olabilecek asistanlarımız olabilecek. Muhtemelen 2020’lerden sonra doğan çocuklar tüm hayatlarında onlara yardımcı olacak ve hayatlarına tanıklık edecek teknolojilerle donanacaklar. Tabii bu teknolojiler sayesinde hayatımız hakkında birçok veri de bolca toplanabileceği için dijital ikizlerimizin oluşturulması çok daha kolay olacak (İşin güvenlik, mahremiyet gibi kısımlarını başka bir yazıda konuşuruz). Kısacası, bir gün biyolojik olarak ölsek bile, muhtemelen dijital olarak yaşamamız mümkün olabilecek.




