Nehir Yiğenoğlu’ndan “Saye”

Günümüzde kitapçılara baktığımızda karşımıza en çok çıkan edebi tür şiir oluyor ve çoğunlukla “ilk şiir kitabı” olan bu şiir kitaplarının arasında daha yolun başında olan şairlerin yanı sıra ilk şiir kitabında kendi sesini bulabilen şairler de göze çarpıyor. Bu ay şiir ve müzik alanındaki tutkusuyla yaratıcı dünyasını besleyen, geçtiğimiz aylarda ilk şiir kitabı “Saye”yi Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucularla buluşturan Nehir Yiğenoğlu ile bir araya geldik ve çeşitli sanatlar ile yolculuğunu, şiir kitabını, aldığı geri dönüşleri ve gelecek çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle Haliç Üniversitesi Opera Bölümü’nde eğitimine devam ediyorsun. Bu bağlamda müzik ve şiir ile tanışman nasıl gelişti? 

Aslında ben çocukluğumdan beri voleybol oyuncusuydum. 6 yaşından beri voleybol oynuyordum ve annem de voleybol antrenörü olduğu için ilk voleybol antrenörüm de annem oldu. Ailem de bir akademik başarı beklemeden voleybol alanında ilerleyeceğimi düşünüyordu. Öte yandan annem beni gitar kursuna yazdırmıştı. Gitarın yanı sıra lise dönemine doğru kitap okumaya olan ilgim arttı. Zweig ve biraz daha beni o yaşta anlamca zorlayan yazarların kitaplarını okumaya başladım. O yazarları anladıkça voleybol antrenmanına gitmek istemez hale geldim. Çünkü artık spor yapmak değil, duygumu anlatmak istiyordum. Birilerinin hislerini anlatmak ve anlattıklarımda “Bu dünyada yalnız değiliz, benim gibi hisseden birileri var.” dedirtmeyi istiyordum. Bunu nasıl yapabilirdim? Müzik ve şiir ile! Konservatuvardan önce Özel Esenkent Okyanus Güzel Sanatlar Lisesi’nde müzik bölümünde eğitim gördüm. Konservatuvarda okumak insana bir bakış açısı kazandırıyor. Opera bölümünü seviyorum. Özellikle sahne derslerinde -bu derste doğaçlama yapıyor, tirad çalışıyoruz, inanılmaz özgüven kazandım. Daha sonra o özgüven hayatıma yansıdı, özellikle şarkı söylerken kendime güvenim geldi. Konservatuvardaki ilk yılımın sonunda kendime şöyle bir dönüp baktığımda farkettim ki ben devasa boyutlarda örülmüş duvarları yıkmışım. Bunu farketmek büyük bir mutluluk ve öz farkındalık. 

Şiir yazmaya başlaman nasıl gelişti?

Şiir yazmaya karar vermedim. Şiirim beni onu yazmam için seçti. Her zaman kitap okuyan bir çocuktum, küçükken dergilerden kestiğim çocuk çizimlerinden ve yazdığım küçük hikayelerden oluşan kitapçıklar yapardım. Hep deneme ve hikaye yazmak hoşuma giderdi. Ama şiirle değil de “şiirimle” tanışmam sanırım 14 yaşında gerçekleşti. Küçük küçük notlar alıyordum ilk başta. Sonra onları süsleyip söz haline getiriyordum. Daha sonra şiir kitapları okumaya başladım ve onların benim üzerimde bıraktığı etkiden anladım ve dedim ki: “Evet ben de yazmalıyım.”

“Saye”den söz etsen..

Yaklaşık iki sene önce şiire yoğunluk vermemle beraber basılmaya değer olduğunu düşündüğüm 70 şiirim “Göğüs Kafesi” isimli bir dosya haline geldi, benim için değerli şiirlerdi ancak bu şiirleri biraz daha çocukluk eserleri olarak gördüğüm için ilerleyen zamanlarda yazdığım şiirlerle ilk şiir kitabım “Saye”yi oluşturdum. Saye’de bulunan şiirler beni daha istediğim gibi tanıtıyor. Kitap çıkarmak 3-4 yıl önce benim için gerçekleşmesi zor bir hayaldi. Şimdi gerçek oldu ve sanırım hiçbir zaman bu kadar verimli yazacağımı düşünmemiştim. Şiirimin beni seçtiğini farketmemle her şey su gibi aktı. Saye’yi buldu. 

Saye ismi nereden geliyor?

Saye benim dolma kalemimin ucunda yer alan bir oyuncak ayı figürü. Bir kahraman ve şiirlerimin çoğunu ona ithaf ediyorum. Kitapta da belirttiğim üzere Saye dostumdur, aynı zamanda şiirimin her kelimesini yazan kâtiptir. Öte yandan saye, “gölge” demektir. Onun gölgesinde yazıyorum.

Kitapyurdu ile yolun nasıl kesişti?

İlk kitabımın her yerde satılması gibi bir düşüncem olmadı. Aslında kitabımı yayınevine verirken tek amacım sevdiklerime hediye etmekti.

Saye ile ilgili nasıl geri dönüşler aldın?

Genellikle beni tanımayıp daha sonradan sosyal medya hesabımdan beni takip edenlerin yorumu şöyle oldu. “Yazdıklarında kendimi buluyorum!” diyorlar ve ben de “Zaten ben de bunun için yazıyorum!” diyorum hepsine. Ayrıca “Bu nasıl bir anlatım? Ben de aynı duyguyu yaşıyorum ama sen ne kadar güzel anlatmışsın. Ne kadar farklı benzetmeler yapmışsın!” diyenler oldu. Arkadaşlarım zaten sürekli şiir yazdığımı ve kitap okumaya, şiir yazmaya vakit ayırdığımı biliyorlardı ve şöyle dediler: “Evet sonunda Nehir başardı, bir kitap çıkarttı. Gerçekten bunu bekliyorduk!” Ailem, annem, babam ve ağabeyim zaten beğeniyor ve bana destek olmaya devam ediyorlar. 

Saye’den sonra şiir alanında ve diğer ilgilendiğin sanat alanlarında sanatseverlerle buluşturacağın yeni çalışmaların var mı?

Aslında “Göğüs Kafesi” dosyamı yeniden değerlendirme düşüncem var. Bununla birlikte zaten şiir yazmaya devam ediyorum ve öte yandan hikaye alanında da kendi hikayelerimi yazmaya başladım. Onları da zaman içinde bir dosya haline getireceğim. Ayrıca çalıştığımız aryaların ve liedlerin sözlerini daha özenli incelemek istiyorum. Özellikle klasik müzik üzerine Türkçe söz, libretto yazmayı da çok istiyorum.

Nehir Yiğenoğlu’na bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. “Saye” kitabını çeşitli kitapçılarda ve internet sitelerinde bulabilirsiniz.

Emre Siyahoğlu

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu