Müzisyenler
Müzik sadece ruhun gıdası değil hayatımızın bir parçası. En önemli kararları verirken bile müziğe başvuruyoruz ya da müzik eşlik ediyor. Müzik benim yaşamımda da çok önemli yer tutuyor. Bırakın herhangi bir enstrümanı çalmayı ıslık bile çalamayan ben iyi bir müzik dinleyicisiyim. Güzel olan her tip müziği dinlerim, yazarım, arabesk dahil.
Gençlik yıllarımda gazetelere müzik sayfaları hazırladım. Olgunluk yıllarımda da müzik dergileri yayınladım. O nedenle 5.İzmir Film ve Müzik Festivali İzleyici Jürisi başkanlığını yapmak bana ayrı bir haz verdi. Hele ki jüri olarak seçtiğimiz filmi uluslararası Jüri’nin de en iyi film seçmesi çifte sevinç yaşattı.
“Müzisyenler”bir Fransız filmi.. Filmin yönetmeni Grégory Magne..Kısaca konusu..İş kadını Astrid Thompson babasının hayalini gerçekleştirmeyi başarıyor. Dünyanın dört bir yanındaki müzikseverlerin merakla beklediği eşsiz bir konser için dört Stradivarius keman bir araya gelmiştir. Ancak konser için anlaşılan dört virtüöz, yani Lise, George, Peter ve Apolline asla birlikte çalmayı beceremezler. Her prova ardına ardına ego patlamalarına sahne olmaktadır. Çaresiz kaldım derken Astrid, kendince konseri kurtarabilecek tek kişiyi, yani çalınacak müziğin bestecisi Charlie Beaumont’u bulmaya karar verir.
“Müzisyenler her şeyden önce bir komedi” diyor Magne ve ekliyor “Kuarteti canlandıranlar da gerçek hayatta müzisyenler, bu yüzden onlardan müzikal olarak kabul etmedikleri bir şeyi söylemelerini ya da çalmalarını isteyemezdim.”
5.Uluslararası Film ve Müzik Festivali sonrası daha yorgunluğunu atamadan Ayvalık Film Festivali’ne giden İzmir festivalinin yaratıcısı Vecdi Sayar ile bir araya gelme fırsatını yakaladım.. Ben sordum o cevapladı..
Genel bir değerlendirme yapar mısınız ?
İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali’nin beşincisi geride kalırken, altıncı festivalin hazırlıklarına başladık bile. Kültürlerarası Sanat Derneği olarak düzenlediğimiz festival kapsamında İstinyePark Teras Renk Sineması’nın üç salonunda ve Fransız Kültür Merkezi’nde (Institut français) altı gün içinde yarısı uzun metrajlı tam 99 film gösterdik. Bu yıl programımızda Ulusal Yarışmaya yer vermedik; yalnızca festivalin teması doğrultusunda sinemamızın film müziklerini değerlendirdik. Uluslararası Yarışmamızın teması zaten ‘müzik ve müzisyenler’. Bir de, ilk yıldan bu yana televizyon dizilerinin müziklerini değerlendiriyoruz. Bunun bir nedeni, yıl içinde Adana ve Antalya gibi gelenekselleşmiş festivallerimizde Ulusal Yarışma bölümleri var. Bir ülkede üç ulusal film yarışması çok fazla… Ayrıca bu festivallerde milyonlarca lira tutarında ödüller veriliyor. Bütçemizin kaldırabileceği bir şey değil. Şu kadarını söyleyeyim bizim bu yılki bütçemiz Antalya Festivali’nin bütçesinin %1’i kadardı…
Dünyadaki festivaller içinde 6-7 festival yeni filmlerin prömiyerlerini (ilk gösterimlerini) paylaşır. Diğer festivaller ise bu büyük festivallerde izlenen filmler arasından oluşturur programlarını. Ülkemizin en zengin festivallerinde bile ancak kendi sinemamızın prömiyerleri yer alabiliyor. Hatta çoğu kez iyi filmlerimiz dünya prömiyerlerini başka ülkelerdeki festivallerde yaptıktan sonra ülkemizdeki festivallere katılıyor. O zaman da, festivallerimizin programlarının özgünlüğü kalmıyor. İşte bu nedenle İzmir’de bu festivali başlatırken tematik bir festival olarak planladık. İzmir’in müzikal potansiyelini göz önüne alarak film-müzik ilişkisi üzerinde odaklandık. Simge olarak da İzmir’in sevimli konukları flamingoları seçtik. Ödüllerimizin adı, biliyorsunuz Kristal Flamingo. Dünyada birkaç festival daha var bu temaya eğilen; bu yüzden dünyadaki binlerce festival arasında özgün bir konuma sahibiz.
Sizi en çok üzen ve sevindiren olaylar neler oldu?
Beni en çok üzen konu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu festivalinin önemini, kentin bir markası haline geldiğini fark edememesi… Tabi, bir başka üzüntüm de bu festivali birlikte başlattığımız Tunç Soyer başkanın şu an haksız yere demir parmaklıklar ardında olması… Soyer, sanata büyük değer veren bir siyasetçi, tıpkı Fransa’nın unutulmaz Kültür ve İletişim Bakanı Jack Lang gibi… Bir diğer üzüntüm de, seyirci sayımız ilk yıldan bu yana ciddi bir artış göstermesine karşın gençlerin oranının az olması. Aynı durumu Ayvalık’ta da gözlemledim. Üstelik İzmir’de filmleri ücret ödemeden izleme olanağına sahipler. Ama, başlarını telefonlarından, tabletlerinden kaldıramıyorlar ki… Elbette, az da olsa ‘sinefil’ bir grup var, filmi salonda seyretme alışkanlığını terk etmeyen…
Beni en çok sevindiren olgu, hem seyircilerin hem de eleştirmenlerin ve Jürilerimizin seçkimizi çok beğenmiş olması. Bir diğer husus da, kamu ve özel sektör kuruluşlarının festivali desteklemeyi görev bilmesi. Bunların başında Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve İzmir Kalkınma Ajansı geliyor. Bu kuruluşlar arasında İzmir Ticaret Odası’nı , Sanayi Odası’nı görememek üzücü. Hemen her ülkede festivallerin ana destekçileri arasında bu kuruluşlar vardır. Belki henüz dikkatlerini çekemedik, bu eksikliğin de aşılacağını düşünüyorum.
Gençlik ve İzleyici Jürileri oluşturmak harika… Nasıl karar verdiniz? Sonuç istediğiniz gibi oldu mu?
İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali’nde yeni bir bölüm oluşturduk bu yıl, ‘İlk Filmler, İlk Heyecanlar’ başlığı altında. Geçen yıldan bu yana gösterime girmiş tüm yerli filmleri gözden geçirerek 7 film saptadık. Bu filmleri bir Gençlik Jürisi’nin değerlendirmesinin heyecan verici olacağını düşünerek açık bir çağrı yaptık. Başvurular arasında seçim yapmakta zorlandık; büyük çoğunluğu İzmir üniversitelerinin sinema bölümleri öğrencileri idi. Nitekim, verdikleri karar eleştirmenlerin tercihlerinden farklı olmadı. Ödül töreni sonrası konuştuğumuzda iki film arasında (Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri ve Yurt) tereddüt ettiklerini ve oy çokluğu ile “Yurt”u seçtiklerini söylediler.
İzleyicilerin tercihi pek çok festivalde verilen bir ödüldür. Ve çoğunlukla sinemada dağıtılan oy pusulalarına yazılan notlarla gidilir sonucu. Ama çok adil bir seçim olmaz bu. Kimi film erken seansta gösterildiği için yeterli bir izleyiciye ulaşmaz; kimisi ise popüler oyuncuları nedeniyle daha geniş bir izleyici kitlesi bulur. Tek bir film izleyen seyircinin bile oyu sayılır. Oysa, değerlendirme tüm filmler izlendiğinde anlamlıdır. Ve sonuç genellikle nitelikten çok, niceliği yansıtır.
Biz, İzleyici Jürisi’ni sanata değer verdiğini bildiğimiz farklı mesleklerden İzmirli aydınlardan oluşturma yolunu seçtik. Sizin başkanlığını yaptığınız jüride görüşlerine değer verdiğimiz insanlar yer alıyordu. Sonuçta yanılmadığımız kanıtladı. İzleyici Jürisi’nden Uluslararası Yarışma Filmlerini değerlendirmesini istemiştik. Sonuçta, Jürinin seçtiği film, Uluslararası Jürinin En İyi Film Ödülünü verdiği filmden farklı çıkmadı.
Uluslararası Jürimiz, seçkide yer alan üç film üzerinde epey tartıştıklarını söyledi. Alman filmi “Köln 75”, İrlanda filmi “Kneecap” ve Fransız filmi “Müzisyenler”. Sonuçta “Müzisyenler” üzerinde karar kılmışlar. “Köln 75”e Jüri Özel Ödülü, “Kneecap”e de En İyi Müzik ödüllerini vermişler. Üçü de çok iyi filmdi gerçekten.

İzleyici Ödülü’ne değer bulduğumuz “Müzisyenler” filmi hakkında ne diyeceksiniz?
Benim de çok sevdiğim bir film “Müzisyenler”. İnsan ilişkilerine çok samimi bir yaklaşım. Fransız yönetmen Gregory Magne, müzisyenler arasındaki ego çatışmalarını, besteci ile yorumcular arasındaki gerilimi ve müzisyenlerin kişisel sorunlarını geri plana atarak mükemmel bir uyum sağlamalarını anlatırken görüntü, ses gibi sinematografik ögeleri çok iyi kullanıyor. Oyuncular profesyonel müzisyenler arasından seçildiği için son derece doğal bir oyunculuk sergiliyorlar. Filmin klasik müziği çok seven bir yönetmenin elinden çıktığı belli. Umarım sinemalarımızda da gösterim olanağı bulur.
Gelecek sene için planlamalar?
Gelecek yıl festivalimizi ilk yıllarında olduğu gibi Haziran ayının ilk yarısında yapmak istiyoruz. Tabi, Dünya Kupası başlamadan bitirmek kaydıyla. Uluslararası Yarışma için şimdiden bazı isimler var aklımda. Bu yıl olduğu gibi canlandırma (animasyon) sanatı gene gündemimizde olacak. Çünkü söze değil, hareket, müzik, ses ögelerine dayanan bir sanat dalı canlandırma; temamız açısından ihmal etmememiz gereken bir tür. İzleyici Jürimiz ve Gençlik Jürimiz gene olacak. Sinema yazarlarından ve bir müzisyenden oluşan ‘Sinemamızın Müziği’ jürisi de…
Onur Ödülü için birkaç isim var aklımızda; tartışıp karar vereceğiz. Program Koordinatörümüz Yasemin Sayar ile birlikte günde iki, bazen üç film izleyerek programı oluşturma sürecimiz başladı bile. Tabi, bu arada ülkemizdeki diğer festivallere katılıp, sinemamızın yeni ürünlerini keşfetme süreci de başladı . Ayvalık’tan geldik. Önümüzde Adana ve Antalya var…
Eklemek istedikleriniz?
İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali, popüler kültür bombardımanı altındaki izleyici kitlelerine farklı bir alternatif sunuyor. Festivallerin tutarlılığı ve sürekliliği önemlidir. Bunu sağlamanın yolu da ekonomik yapının güçlenmesinden geçiyor. Adana ve Antalya Film Festivalleri tümüyle Belediye tarafından finanse ediliyor. Biz de öyle başlamıştık, Belediye ile derneğimiz arasında imzalanan bir protokol çerçevesinde editoryal özerkliğimiz de güvence altına alınmıştı. Şimdi bağımsız bir festivaliz. İzmir’in iş insanlarının bir bölümünün bu yıl festivale destek vermesi önemliydi (isim vermek istemiyorum, bazı isimleri unuturum korkusuyla). Seneye bu işbirliğinin daha da güçlenerek devam edeceğine inanıyorum. Size de teşekkür etmek isterim ilgi ve desteğiniz için.
Erkan Sevinç




