Maden işçileri de önce insandırlar!
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var;
“Adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz.”
Kendi irademizle dünyaya gelmiyoruz.
Yaşayacağımız aileyi, mahalleyi, kenti ya da ülkeyi de biz seçemiyoruz!
Yoksul bir ailede dünyaya geldiyseniz, yaşam boyu sorunlar ard arda geliyor.
“Yetersiz beslenme” ile başlıyor sorun.
Ailenizin tüm çabalarına karşın, ilkokul sonrası öğrenim görebilmeniz şansınıza bağlı.
Zaman geliyor; “Haydi vatan görevine” diyorlar, askere gidiyorsunuz.
Dönüşte, iş arayıp bulmak gerek.
Aradan aylar geçiyor, hatta yıllar geçiyor, günlük ufak tefek işler dışında iş yok! Son çare, “Maden İşçiliği”
NEDEN?
Çünkü, dünya ölçeğinde en ağır, en zor, en riskli iş maden işçiliği.
Sabah, elinizi yüzünüzü yıkıyor, temiz pak giyiniyor, kafanıza metal tası geçiriyor, yerin yüzlerce metre altına gidiyorsunuz! Elde kazma kömür kırıyor, tam 7 saat 30 dakika sonra yeniden yeryüzüne çıkıyorsunuz ama eliniz yüzünüz kapkara! Kulak ve burun deliklerinize kadar kömür tozları sizi esir almış! Bu süreç gün be gün sizin ömrünüzden de çalıyor!
Günler, haftalar, aylar, yıllar geçiyor ilk günkü çile sürüp gidiyor.
Zamanla, “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” kurallarını öğreniyorsunuz!
Kurallar belli ama uygulama sakat!
İşin uzmanları uyarıyor ama yöneticiler kolay uyanmıyorlar!
Çünkü, “ne kadar çok kar sağlarlarsa o kadar yüksek maaş ve prim alıyorlar.
Bir gün kıyamet kopuyor, kömür yığınları altında kalıyor emekçiler.
Madenci evlerinde ağıtlar yakılırken, birileri “olayı nasıl atlatırız?”hesaplarında!
Uzmanlar, Bilirkişiler, Avukatlar, “siyasi dostlar” iş başında!
“ADALET”aranıyor!.. Yıllar geçiyor, Adaletin geleceği yok!
Aileler kimin umurunda?
İşte SOMA, BARTIN, İLİÇ olayları…
Özel sektör sahip ve yöneticileri, teknik sorumlular, kamu işletmelerinin yöneticileri, hepsi “Kusursuz ve masum!”
Ya sendikalar?
12 Eylül 1980 darbesinden bu yana “Sendikal Haklar” mı kaldı?
Öylesine “demokratik!” bir ülke olduk ki, ANAYASAL bir hak olarak, sendikalı olan işçiler, işten atılıyor, hak arayanlar polis ya da Jandarma ile derdest ediliyor!
Yani, bizzat siyasal iktidar “Anayasal bir hakkın kullanılmasına engel oluyor, Anayasayı yok sayıyor!” Ama, “daha demokratik Anayasa” istediklerini söylüyorlar!
Birçok alanda aynı nedenlerle işçiler işsiz kalıyor!
Madencilik, yüksek tehlike içerse de ülkenin gelişmesinde büyük katkısı olan bir sektör.
Bu sektörün en önemli “üretken gücü” ise öncelikle maden emekçileridir.
Onların da, ailelerinin de bu ülkede “huzur, güven, mutlulukla yaşamaları” hakları değil mi?
Lütfen, bir düşünün ve kendinizi onların yerine koyun.
Başta “Madencilerimiz” olmak üzere, emeği ile yaşam mücadelesi veren tüm emekçilerimize saygıyla…
Mustafa Küpçü




