Koferdeki Besa

Balkan dağlarından İstanbul’a uzanan bir yolculuğun hikâyesi kitapçıların raflarında yerini aldı.

Prof. Dr. Ayhan Olcay’ın kaleme aldığı, Papirus Yayınları’ndan çıkan “Koferdeki
Besa – Shkrelilerin Pešter Platosu’ndan İstanbul’a Yolculuğu”, yalnızca bir
ailenin geçmişini değil, bir halkın ve bir belleğin yeniden inşasını anlatıyor.
Venedik ve Osmanlı arşivleri, bilimsel referanslar, sözlü tarih anlatıları ve taş evlerin
sessiz tanıklıklarıyla örülen bu eser, göçün, aidiyetin ve direncin çok katmanlı
hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor.

Koferdeki Besa yalnızca bir basılı kitap değil; aynı zamanda yaşayan bir dijital
arşiv. Her bölümde yer alan QR kodlar, sözlü tarih videolarına, aile toplantılarına ve yeni
bulunan arşiv belgelerine doğrudan erişim sağlıyor.

Araştırmalar ilerledikçe bu dijital klasör sürekli güncelleniyor, okuyucular yeni
belgeler, soy ağaçları, fotoğraflar ve ek açıklamalara anlık olarak ulaşabiliyor.
Böylece Koferdeki Besa, “açıldıkça genişleyen bir bellek sandığına” dönüşüyor.

Prof.Dr. Ayhan Olcay kitapla ilgili şunları söyledi “ Bu kitabı yazmamın nedeni, kulaktan kalan bir sözle başladı: Biz Škrijelj’iz. 1909’da yazılan Edith Durham’ın High Albania kitabında ‘Shkreli kabilesi’ni okuyunca, bunlar biziz galiba, dedim ve araştırmaya başladım. Dünya literatüründe, yabancıların gözü ile defalarca incelenmiş Kuzey Arnavutluk
kabilelerinden olan Shkreli hikâyesi, dış gözle değil, içeriden tanıklıkla yeniden yazılmalıydı.”

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu