İzmir’de sağlık turizmi

Günümüzde dünya genelinde 100 milyar doları aşan bir ekonomik hacme sahip sağlık turizminin gelişmekte olan ülkeler bakımından önemli bir ekonomik büyüme kaynağı olduğu görülmektedir. Sağlık turizmi dünyada her yıl %15 ile %25 arasında bir büyümeye sahiptir. Özellikle 1980li yıllardan itibaren, sağlık turizmi hareketinin gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru yönelmesi ile birlikte bu ülkeler sağlık turizmi alanında yatırımlar yapmaya başlamıştır.

Sağlık turizmi, geleneksel turizm alternatiflerinden amaç ve süreç olarak ayrışmasının yanı sıra yüksek gelir getirmesi ve mevsimsel etkilerden bağımsız olması dolayısıyla 12 ay turizme uygun olması da sektör için destekleyicidir. Siyasi sebepler, iklim veya maliyetlere ilişkin konularda sağlık turizmi daha inelastik bir talebe sahip olup, planlanması daha kolay ve şoklara karşı daha dayanıklı bir sektördür.

Sağlık turizmi, dört ana başlık altında toplanmıştır. Bunlar termal turizm, engelli turizmi, yaşlı turizmi ve medikal turizmdir. Her destinasyonun sağlık turizmi alanındaki envanteri ve güçlü yönleri farklılaşmaktadır. Bu doğrultuda, destinasyonun bütün sağlık turizmi bileşenlerine yönelmesinden ziyade avantaja sahip olduğu alanları tercih ederek geliştirmesi faydalı olacaktır.

Medical Tourism Journal’da yayınlanan makalede, sağlık turizmi destinasyonları üç farklı boyutta değerlendirilerek Medikal Turizm Endeksi (MTI) oluşturmuştur. MTI kapsamında destinasyonun yapısı (sosyo-ekonomik, kültürel vb.), sağlık turizmi endüstrisi (altyapı, tesisler vb.) ve Kalite (tesis ve hizmet boyutunda) değerlendirilmektedir. Bu endeks kapsamında dünyada 46 destinasyon öne çıkmaktadır. İlk sırada yer alan Kanada’yı, Singapur, Japonya, İspanya, İngiltere, Dubai, Kosta Rika, İsrail, Abu Dabi, Hindistan izlemekte, Türkiye ise endekse göre otuzuncu sırada yer almaktadır.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri en çok sağlık turizmi hizmeti alırken, Latin Amerika, Doğu Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika ülkeleri en çok sağlık turizmi hizmeti veren bölgeler olarak belirtilmektedir.

Ülkemiz ise dünyada en çok sağlık turizmi yapan on dördüncü ülke konumundadır. Kentimiz özelinde bakıldığında, sağlık turizmi alanında potansiyelin yüksek olduğu, bununla birlikte, birçok alanda gelişime açık olan noktalar olduğu görülmektedir.

Sağlık turizminin son dönemde gerek küresel olarak gerekse de ülkemizde artış göstermesinin sebepleri incelendiğinde;

“· Nüfusun hızlı şekilde artması, yaşam kalitesinin yükselmesi ve sağlık harcamalarının önemli oranda artması,

· Hastalara sunulan hizmetlerin daha kalite ve daha ekonomik alternatifler sunan ülkelere kayması,

· Gelişmiş ve yüksek teknolojiye sahip donanımları bulunduran ülkelerde tedavi olmanın avantaj sağlaması,

· İleri seviyelere gelmiş hastalıkların tedavilerinde ciddi ekonomik faydaların sağlanması,

· Sağlık sigortalarındaki problemlerin artmasıyla farklı alternatiflerin araştırılması,

· Hasta ve yakınlarının tedavi ile birlikte turizm hareketliliğine katılma istekleri,

· Küresel salgınların ortaya çıkardığı fırsatı değerlendiren ülkelerin ulaşım ve tedavi ile ilgili ekonomik kolaylıklar sunması, etkili olan unsurlar arasındadır.”

Ülkemiz özelinde sağlık turizmi incelendiğinde diğer ülkelerde olduğu gibi sağlık turizmi alanında çeşitli yasal düzenlemelerin hayata geçirildiği görülmektedir. Ülke ekonomisine potansiyel katkısı kapsamında Türkiye Onuncu Kalkınma Planı’nda (2014-2018) sağlık turizmi “Öncelikli Dönüşüm Programları Listesine” almış izleyen yıllarda çeşitli yasa ve yönetmelikler çıkartılarak sağlık turizmini yasal bir zemine oturtulmuş, turizmde çeşitliliğin sağlanmasını hedeflemiştir. Bu kapsamda da sağlık turizmine özel bir vurgu yaparak sağlık turizmi pazarında Türkiye’nin potansiyelini öne çıkarmayı hedeflemiştir. Son olarak 2024 – 2028 yıllarını kapsayacak olan On İkinci Kalkınma Planında ise, “Türkiye’nin dünyanın sağlık turizmi başkenti olacağı 2053 yılında ileri ağ teknolojileriyle mekândan bağımsız, robotik sağlık hizmeti uygulamalarının Türkiye öncülüğünde dünyaya yayılması hedeflenmektedir.” (T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı)

Turizm politikalarına ait dokümanlarda medikal turizm daha önce (ör; Türkiye Turizm Stratejisi 2023) bahsedilmiş olsa da sektörün geliştirilmesine yönelik ilk somut atılımlar Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’yla birlikte atılmıştır. Bu Planda medikal turizm adına belirlenen hedef, “Medikal turizmde dünyanın ilk 5 destinasyonu içerisinde olunması” olarak yer almıştır. Planda ayrıca ileri yaş turizminden de bahsedilmektedir. Türkiye nüfusu genç olan bir ülke olarak Avrupalı yaşlı turistlere alternatif tedavi imkânları sunabileceği gibi medikal ihtiyaçlarını da rahatlıkla karşılayabilecek kapasiteye sahiptir.

Sağlık turizmi, ülkemize döviz girişi sağlayan önemli bir kaynak olması sebebiyle T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından hizmet ihracatı destekler kapsamında yer almakta, söz konusu destek, sektöre giriş veya sektörün geliştirilmesi kapsamında önemli avantajlardan bir tanesidir. “Döviz Kazandırıcı Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesine İlişkin Kararlar”a istinaden sağlık turizmi çalışmaları kapsamında tercümanlık desteği, hasta yol desteği, ürün hizmet ve marka tescil ve koruma desteği, belgelendirme desteği, danışmanlık desteği, acente komisyon desteği, bireysel fuar katılım desteği, yurtdışı bilim desteği, yurtiçi tanıtım desteği, eğitim desteği gibi bireysel desteklerin yanı sıra çatı kuruluşların yardımı ile alım ve ticaret heyeti desteği, HİSER desteği gibi teşvikler yer almaktadır.

Ülkemize gelen sağlık turisti sayılarına bakıldığında, TÜİK’in verilerine göre, 2023 yılında toplam 1.538.643 kişi 2024 yılının ilk 6 ayında 801.723 kişi sağlık hizmeti almak için ülkemize gelmiştir.Uluslararası hastaların en çok tercih ettiği klinik branşlar sırasıyla; Kadın hastalıkları, iç hastalıkları, göz hastalıkları, tıbbi biyokimya, genel cerrahi, diş hekimliği, ortopedi ve travmatoloji, enfeksiyon hastalıkları ve kulak-burun-boğaz, şeklindedir.

Ülkemizin sağlık turizmi stratejisi kapsamında hedef olarak belirlenen ülkeler İngiltere, Almanya, Bosna Hersek, Bulgaristan, Sırbistan, Kosova, Romanya, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Afganistan, Pakistan, Irak, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Cezayir, Fas, Cibuti, Somali, Sudan, Senegal, Moritanya ve Nijerya’dır.

İzmir, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Antalya, İstanbul ve Muğla’dan sonra en çok dördüncü turist alan kentimizdir. T.C. İzmir Valiliği verilerine göre İzmir’de sağlık turizminde 28 bin 196 hasta, turistin sağlığı 45 bin 156 hasta olmak üzere toplam 73 bin 152 hasta ilgili kurum veya kuruluşlara başvurmuştur. Toplam turist sayısı içerisinde bakıldığında, sağlık amacıyla kentimizi ziyaret eden turist sayısı %2 gibi düşük bir oranda kalmaktadır.

 İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre bu rakam 38 bin sağlık turisti ve 30 bin kişi de turistin sağlığı olarak gerçekleşmiştir. Kentimize en çok İngiltere, İskoçya, Almanya, Suriye, İrlanda, Libya, ABD ve Romanya’dan hasta gelmiştir. Sağlık turizmi kapsamında en çok gerçekleştirilen tedavilere bakıldığında ise birinci sırada genel cerrahi gelmekte devamında, obezite tedavileri (bariatrik ameliyatlar), diş tedavileri, plastik cerrahi, göz tedavileri, kulak burun boğaz tedavileri ve kardiyoloji tedavileri sıralanmaktadır.

Yine Valilik verilerine göre kentimizde kamuya ait 1 adet şehir hastanesi, 27 hastane, 1 eğitim diş hastanesi, 5 hastane ek hizmet binası, 19 hastanelere bağlı semt polikliniği, 6 ağız ve diş sağlığı merkezi, 7 ağız ve diş sağlığı polikliniği, 1 Çocuk İşitme Değerlendirme Merkezi, 1 Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi, 374 aile sağlığı merkezi, 11 sağlıklı hayat merkezi, 8 göçmen sağlığı merkezi, 9 verem savaş derneği, 2 halk sağlığı laboratuvarı mevcuttur. Kamu hastanelerinde, 7 bin 967 doktor ve 27 bin 846 diğer sağlık çalışanı görev yapmakta, 7 bin 63 yatak kapasitesi ve 154 diş üniti bulunmaktadır.

Özel sektörde ise 29 özel hastane, 73 tıp merkezi, bin 267 özel muayenehane, 935 diş hekimi muayenehanesi, 40 özel ağız diş sağlığı polikliniği, 6 özel ağız diş sağlığı merkezi, 1 dal merkezi, 31 özel laboratuvar, 4 üniversite hastanesi, 25 özel poliklinik, 3 özel konaklamalı Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon merkezi, 40 aracı kuruluş, 1 belediye hastanesi, 129 işitme cihazları satış ve uygulama merkezi, 605 optisyenlik müessesesi, 25 ortez protez yapım ve uygulama merkezi, 805 özel diş protez laboratuvarı, bin 703 tıbbi cihaz satış merkezi, 6 evde bakım hizmeti veren kuruluş, 31 radyoloji görüntüleme merkezi bulunmaktadır.

İzmir’de özel sektöre ait sağlık kuruluşlarının yatak kapasitesi 2 bin 883’tür. Özel sektörde 2 bin 668 doktor ile bin 810 diş hekimi olmak üzere 4 bin 478 hekim çalışmaktadır. Anılan özel sağlık kuruluşlarında çalışan doktor harici sağlık çalışanı sayısı 10 bin 337’dir.

İzmir, yalnızca sahip olduğu sağlık tesisi ve sağlık personeli ile değil, aynı zamanda, başta özel sektör olmak üzere sağlık alanında çektiği yatırımlar ile de sağlık turizmi için uygun altyapıyı sağlamaktadır.

İzmir, sağlık turizmi alanında kısa, orta ve uzun vadeli bir strateji ve kamu kurumlarının destekleri ile sektörde marka değeri yaratabilecek bir potansiyele sahiptir.

Ekin Sıla Özsümer 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu