İzmir Ticaret Borsası’nın 2026 bütçesi 245 milyon TL

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Aralık ayı Meclis Toplantısı’nda 2026 yılı bütçesi ve Borsa Sarayı’nın restorasyonu için kararlar alındı. Borsanın bütçesi 245 milyon TL olarak belirlendi. Meclis üyeleri, denk bütçeye oybirliğiyle onay verdi. Bu karar, 2026 için öngörülen ekonomik planlamanın temelini oluşturdu. 

Mecliste alınan bir diğer karar ise, İTB’ye ait taşınmazların satışı oldu. Geçtiğimiz günlerde Konak ilçesinin Mersinli Mahallesi’nde yer alan 3429 ada, 26 parseldeki taşınmaz, Borsa Sarayı’nın restorasyonu için gerekli finansmanı sağlamak amacıyla 255 milyon TL tahmini bedelle satışa çıkarılmıştı. Meclis Üyeleri söz konusu taşınmazın satışına oy birliği ile onay verdi.

Borsa, 2020 yılında meydana gelen deprem nedeniyle hasar gören Borsa Sarayı için uzun zamandır restorasyona başlamak istiyordu. Ancak, Kestelli, restorasyon ve güçlendirme projelerinin maliyetinin özkaynaklarla karşılanamayacağını belirterek,  bu nedenle dış kaynak arayışına gireceklerini ifade etmişti. 

İTB Aralık ayı meclis toplantısı Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer’in başkanlığında gerçekleştirildi.

İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli  2025 yılı Türkiye ekonomisi ve tarım sektörü açısından oldukça zorlu geçtiğini belirtti. Kestelli, “Tarım sektörü yüzde 12,7 daralarak büyümeyi aşağı çeken tek ana sektör oldu. Tarım sektöründeki bu sert küçülme sadece bir sektör verisi olarak değil, aynı zamanda gıda arzı, kırsal istihdam, enflasyon ve dış ticaret dengesi açısından da dikkatle ele alınmalıdır” dedi.

2025 yılı boyunca zirai don nedeniyle büyük kayıplar yaşandığını ifade eden Kestelli,  resmi verilere göre sebze üretiminde yüzde bir, tahılları ve diğer bitkisel üretimde yüzde 10, meyve üretiminde yüzde 30 kayıp yaşandığını belirterek, “Bu kayıpların en dramatik örneğini de kayısıda gördük. Normal şartlarda 90-100 bin ton rekolte beklenen bir üründe, hasat zamanı 5-10 bin tonları konuşur hale geldik. Antep fıstığında yüzde 60, kirazda yüzde 70’lere varan oranda bir düşüş söz konusu. Arpa-çavdar ve yulaf gibi tahıllarda yüzde 25-30 olan rekolte kaybı, nohutta yüzde 30, kırmızı mercimekte yüzde 45’lere ulaşmış durumda. Geleneksel ürünlerimizden pamuk, kuru üzüm, kuru incir, zeytin ve zeytinyağında da üretim kayıpları yaşandı. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tarımsal üretim, küresel iklim krizi ile adeta test ediliyor. Özetle, tarım ve gıda sanayimiz tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi meydan okumalarla karşı karşıyadır; ancak aynı zamanda çok güçlü bir potansiyele sahiptir” diye konuştu.

Tarım sektöründe yaşanan zorlukların küresel iklim değişikliği ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Kestelli, “Tarım sektöründeki küçülme sürpriz değil, çünkü tüm dünyada tarımsal üretim, küresel iklim krizi ile adeta test ediliyor. Gıdayı konuşurken, aslında eş zamanlı olarak tarımı da konuşuyoruz. Küresel iklim krizi, tarımsal üretimimizi hem miktar hem kalite açısından etkileyerek ürün arzını öngörülemez hale getiriyor ve bu belirsizlik gıda sanayine yansıyor” dedi. Kestelli, bu dönüşümün tam entegrasyon, katma değer ve ihracat stratejisi, güven ve şeffaflık, dijitalleşme ve teknoloji sütunlarına dayanması gerektiğini söyledi.

Kestelli, “Tarım, iklim değişikliği ve teknolojik devrim gibi iki büyük dalganın kesişmesinde şekillenecek. Bu dalgaları yakalayanlar kazanacak, geleneksel yöntemlerde ısrar edenler zorlanmaya devam edecek” görüşünü dile getirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu