İşaret dilinin önemi

 

İletişim; kaynak ile hedef arasında mesaj aktarımı; bir kişiden diğer kişi/kişilere bilgi iletimi; duygu, düşünce ve fikir gibi her türlü anlam alışverişi şeklinde tanımlanabilir. Genel anlamda iletişim, insanların duygu, düşünce, inanç, tutum ve davranışlarının sözlü, sözsüz, yazılı veya elektronik olarak karşıya aktarımıdır . Doğal insan dilleri temelde sözlü ve sözsüz olmak üzere iki çeşittir. İnsanlar arasında en yaygın kullanılan iletişim türü, temeli duyma ve konuşma olan sözlü iletişimdir. Fakat işitme kaybından kaynaklı olarak işitme engellilerin bu iletişim yöntemini ya kullanamadıkları ya da sınırlı olarak kullanabildikleri görülmektedir. İşitme engelli bireyler iletişim ihtiyacını karşılamak üzere sözlü iletişimden farklı olarak işaret dilini kullanırlar.

İşaret Dili Nedir/ Ne Değildir ?

  • İşaret dilinin kendine has dilbilgisi, alfabesi ve işaretleri bulunur.
  • Sanılanın aksine, işaret dilleri sadece jest ve mimiklerden oluşmamaktadır. İşaret dili yazılı olarak kullandığımız sembollerin, yani harf şekillerinin parmaklar aracılığıyla gösterilmesi ve bunu peş peşe yaparak bir sözcük ifade etmek değildir. İşaret dilleri konuşma dilleri gibi karmaşık ve zengin yapılara sahiptir. İşaretlerin yapı taşları temel olarak; el işareti durumları (el şekilleri, el yerleri ve el hareketleri), el işareti dışındaki durumlar (yüz ifadeleri, başın konumu ve bedenin şekli) ile oluşmaktadır.
  • Dünyada sadece bir tane işaret dili yoktur, pek çok işaret dili vardır ve birbirlerinden farklıdır.
  • İşaret dilleri hem somut hem de soyut kavramları içermektedir.
  • Sağır olma, otomatik olarak işaret dilini bilme yeterliliğini sağlamaz. Ülkemizde de, dünyada da pek çok sağır kendi ülkelerine ait işaret dillerini bilmemekte, aksine ev-içinde geliştirilen işaretleri kullanmaktadırlar.
  • İşaret dilleri konuşma dillerinden türememişlerdir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Avustralya’da birbirine çok benzer İngilizce lehçeleri konuşulmasına rağmen üç farklı işaret dili kullanılmaktadır: Amerikan İşaret Dili (ASL), İngiliz İşaret Dili (BSL) ve Avustralya İşaret Dili (AUSLAN). Her üç dil de İngilizceden türemediği gibi, birbirlerinden de dilbilgisel olarak farklıdırlar.
  • Türk İşaret Dili (TİD), dünyadaki en eski işaret dillerinden biridir.
  • İşaret dili aynı ülkedeki farklı bölgelerde dahi farklılık gösterebilir. Fakat bu farklılık çok üst düzeyde değildir; işitme engelliler çok kısa sürede anlaşacak seviyeye gelirler.

Neden İşaret Dili Öğrenmeliyiz?

İşaret dilinin de diğer diller gibi insanın kendini ifade etmesine yarayan bir iletişim aracı olduğu unutulmamalıdır. İşaret dili sadece işitme engelli bireylerin kendi aralarında iletişim kurmaları için geliştirilen ve işitme engelli bireylere özgü bir değil, işitme engellilerin tüm toplumla erişebilirlik noktasında sorununu çözmeye yarayan bir dildir. Örneğin nasıl ki ailemizde İngiliz veya Avrupa vatandaşı birisi yokken İngilizce öğreniliyorsa, ailemizde işitme engelli birisi olmadan da toplumda beraber yaşadığımız insanlar için kolaylaştırıcı olmamız adına işaret dilinin öğrenilmesi gerekmektedir. İşaret dilinin ayrı bir dil olduğunun farkındalığının oluşması ve duyabilen/konuşabilen bireylere de ikinci dil olarak öğretilmesi bu yüzden önemlidir. Bunun yanı sıra işaret dili tercümanlarının sayısının artırılması ve kamusal alanlarda işaret dili tercümanı bulundurulması gibi önemli adımların da atılması gerekmektedir. Bu sayede de işaret dili bilen kişi sayısının artması ve işitme engellilerle iletişimin daha kolay hale gelmesi temenni edilmektedir.

Ayşenur Vatansever

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu