Formanın rengi olur , Yaşamın rengi olmaz

 
 
3 S, yaşamdaki vazgeçilmezlerimdir; Spor, Sanat, Sağlık. Bir S daha var, Siyaset. Sanattan, sağlıktan, spordan ırak olsun, yeter. Konumuz da değil. Üçlü iç içedir. Sağlık yoksa sanat da spor da yoktur. Sanat ile spor bütündür. Spor bir sanattır, felsefesi vardır, yetenek gerektirir, liyakat de şarttır. Spor da aslen bir sanattır, temaşa sanatıdır. Sporcu sanatçıdır, sanatçı da sporcu. Anlayışım, anladığım da budur. Diyeceksiniz, sazla sözle türküyle şarkıyla, resimle, fotoğrafla, karikatürle sporun ne alakası var ? Matematik gibidir, her alanda yer alır. Ayrıca çok ilgisi var. İçinde insan var, hepsinin. Herkes de önce insan. Güzeliz, her iyiliğe değeriz. Yazımda üç S var. Yaşama dair, yaşanmışlık, epeyce bir mazi. 41 kere maşallah denenden, 1983’den beri dostluk, kopmayış, sanal değil sadece canlı gerçek takip. Unutulmaz, hiçbir şey. 
 
FAHRETTİN SEZEN İLE DENİZ UTKANER
 
İzmir Karataş Lisesi, atlama kum havuzunun balıkla dolduğu yıllar. Dalgalar savururdu, deniz dibimizde. Şimdi ki koca Mustafa Kemal Sahil Bulvarı. O bile yetersiz kalıyor.  Kayalıkların olduğu yerde, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Lokali mevcut. Denize topumuz kaçar, balıkçı büyüklerimiz getirirdi, almak ne mümkün. Darbe geldi Karataş Liseli olduk, oldum. Müdürümüz Abdürrezzak Tuğcu, rahmet olsun. Çok iyi eğitim öğrenim gördük. Emeği geçenlere selamla, ışıklar nurlar içinde. İyi yetiştik dedik ya, o kadar geçen zamana rağmen görüşürüz, eğitim şart. Üç dost, arkadaş. 3 yıl öğrenim, eğitim gördük, ortama rağmen kavgasız, gürültüsüz. 1983’de hayata atıldık, her birimiz bir yana dağıldık. Sanal, yüz yüze görüştük. Fahrettin Sezen ile Deniz Utkaner iki can, insan evladı. Biri Hisarönü’nden saygın esnafım, biri Adliye’den insanı sayın savcım. Tesadüf diye bir şey yoktur, nasipse kısmetse o gelir seni bulur.
 
İKL’DE BALIKLI YILLAR
 
Kadifekale İlkokulu dönemi, yaz günleri boş geçmesin diye çırak oldum. ‘Senin getireceğin paraya ihtiyacımız yok, hayatı gör, yaşa’ diyen bir baba, adam gibi adam Mehmet Aydınoğlu. Gittim, çok şeyler öğrendim. İnci Mefruşat ile Erdal Mefruşat. Yakın olarak aynı işi yapan kardeşler. İnci – Hayrettin Sezen çifti, evlatları Mustafa ile Fahrettin. Nuriye – Erdal Sezen çifti, evlatları Mütteki ile Mutlu. İşte bu satırların yazarı, yazanı mefruşat işinde canla başla çalışırken, kendi patron oğlu amcasının yanındaki çırağa tepeden bakmayan, o bir Fahrettin Sezen. Ee anadan babadan böyle gördüler, aile terbiyesi. 90’ı deviren maşallah Hayrettin amcama, adı ekmek teknesine verilen İnci teyzeme, Nuriye teyzeme, 4 erkek evlada sağlıklı huzurlu ömür dilerim, Erdal amcama da rahmet olsun, ekmeğini yedik. Fahrettin ile İKL’de yollarımız kesişti, o edebiyatta biz fen kolunda. Aynı okulda, farklı sınıfta.
 
İZMİR ADLİYE TSMK’DE ŞEF GÖKÇE ERİŞ
 
Deniz Utkaner, İKL 6-Fen-C mezuniyet, aynı sınıf. Eşi Gönül, evlat Melis. Kopmadık hiç. ‘Öyle deme’ dese de herkes haddini bilecek, saygılarımı sunarım Sayın Savcım. Sporla bağlantısına gelince. Sarı-Kırmızılı renklere gönül veren ikili, rengim Lacivert-Beyaz’dır. Fahrettin Göztepeli, Deniz Galatasaraylı. Süper Lig’e kavuşmasına 3 maç kalan Göztepe’mizin, Boluspor maçına gittim. Tribünden maç sonu şenliği izledim, çıkamadım, çıkmadım. Spor mabedimiz Gürsel Aksel Stadyumu’ndan çıktım, bu kez sola değil sağa döneyim dedim. Metin diye bir ses, üstüme alınmadım, bakmadım. Aydınoğlu, sonra da Metin Aydınoğlu diye seslenme, ee artık bakayım yani, durdum. İlkokuldaki Bekir’i, ortaokuldaki Şakir’i gözlerinden tanıyan ben, yok olmadı çıkaramadım. Kal geldi yani. Sağ olsun, nasıl tanımazsın demedi, söyledi adını soyadını. Kucaklaştık. Spor insanı Sabri Önel de denk geldi, çay içmeye çıktık. Tam o sırada Oğuz Sarvan hocam geçti, vakti zamanın ünlü hakemi, maça çıkmışlığımız var.  Bu tarafa geçti tanımadı, diğer tarafa döndü. Belki de önce benden selam bekledi, Sezen’im ile sohbeti kesemem. Fahrettin’im hatırladı ya, o yeter. Sayın Savcımın sesi çok güzeldir. ‘Davet edersen gelirim’ dedim, etti de. İzmir Adliyesi TSM Korosu, AASSM’de Gökçe Eriş’in şefliğinde muhteşem. Gönül yengemle, birlikte okudular. Davete, davet ettim, koşarak geldi. Has Göztepeli Fahrettin de yanımdaydı. Arada geçmişi yad ettik. Hayat bu, sadece kendi formanın rengi değildir aslolan. Hayat insanlıktır. Stat, saha ile salon, sporla, sanatla ve de sağlıkla güzel…
 
Metin Aydınoğlu
 

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu