CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve önceki dönem İZBB Başkanı Tunç Soyer’in tutuklu bulunduğu duruşma pazartesi gününe ertelendi.
İzmir Büyükşehir Belediye’sine yapılan İZBETON soruşturması kapsamında tutuklanan CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve önceki dönem İZBB Başkanı Tunç Soyer’in tutuklu bulunduğu duruşma bugün Aliağa’da görülüyor.
Duruşmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Duruşma devam ederken salona CHP eski genel Başkanı Hikmet Çetin de girdi. İlk olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Barış Karcı savunmasını yaptı. Karcı, “Kooperatif sözleşmelerinin hiçbirinde imzam yok” dedi.
Karcı, mesleki hayatında farklı birimlerde yöneticilik yaptığını, birçok soruşturma geçirdiğini söyleyerek, ”Benim için en zor olan yapmadığım birşeyi yapmış gibi yargılanmam” ifadelerini kullandı.
Karcı, Sayıştay tarafından şimdiye kadar ortada bir kamu zararı olduğuna dair bir suç duyurusu yok. Örnekköy’deki inşaatlarla ilgili bazı iddialar vardı, bunların hiç biri doğru değildi. İddianamede 41 milyonluk kamu zararından bahsediliyor. Bu gerçek değil. Böyle bir tespitte bulunulması doğru değil. İZBB’ye arsalarını teslim eden, arsa sahiplerine kira yardımında bulunulmaktadır. Bunlar yasal dayanağa göre yapılmaktadır” dedi.
Karcı sözlerine şöyle devam etti:
“İzmir’de deprem gerçeği var. Yapı stoğu kötü. Büyükşehir daha önce başka modeller denemiş. İhaleye de çıkmış fakat katılmcı bulamamış. Yani yasanın verdiği yetkiyi kullanmış. Kooperatif sözleşmelerinin hiç birinde benim imzam yok. ”
Mahkeme başkanı kooperatiflerle ilgili araştırma yapılıp yapılmadığını sordu. Karcı, kendisinin araştırma yapmadığını söyledi.
Mahkeme Başkanı Karcı’ya “mağdurlar gecikme olunca mağdur olmamış mı oluyor? “diye sordu. Karcı “Doğrudan bir yönetim kurulu üyesi böyle bir karar alamaz. Yani mağdur etmeye yönelik. Ben kooperatif üyelerinden hiç kimseyi tanımıyorum. Bir bağlantım yok. Önerim yok hep görevimi titizlik ve özenle yaptım. İddialardaki gibi bir suç işleyerek kimseye yarar sağlamıyorum. Kendime de menfaat sağlamadım. 60 gündür kooperatif başkanı ile aynı koğuşta kalıyorum. Bir suç işlemedim. Kamu zararı olduğunu düşünmüyorum” diyerek beraatini talep etti.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen ve kamuoyunda “kooperatif davası” olarak bilinen davanın Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen duruşmasında, tutuklu sanıklardan eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya savunmasını yaptı.
Kaya, kooperatif projelerinin Aziz Kocaoğlu döneminde başlatıldığını, Tunç Soyer döneminde sürdürüldüğünü, ancak yeni başkan Cemil Tugay’ın kooperatif modeline sahip çıkmadığını öne sürdü.
“Kooperatifler bu zamana kadar topladığı bütçeleri model hakkında kullandı. Konu 2012 yılına kadar gidiyor. Aziz Kocaoğlu döneminde kooperatif başladı.
İzmir’in 6 bölgesinde başladı. 2019 yılı itibarıyla kat karşılığı inşaata başlandı. 2019 yılında 750 konut için ihale gerçekleştirildi. Tunç Soyer başkan olduğunda devlette devamlılık ilkesiyle bu proje devam etti.
Ancak ihalelere çıkıldığında sonuçsuz çıktı. Covid salgınıyla birlikte enflasyon arttı ve inşaatların yapılması zorlaştı. Sonra Büyükşehir ile birlikte bütçe nedeniyle iş birliği yapıldı.
Bunun ardından İZBETON şirketi ile yola devam edildi. Belediye ile İZBETON arasında kat karşılığı sözleşme imzalandı.
Kat karşılığı sözleşmesine enflasyon nedeniyle müteahhitler iş birliğinden vazgeçti ve inşaatlar durdu. Bu aşamadan sonra mevzuat açısından değerlendirmeye başlandı.”
“Öte yandan Tunç Soyer 31 Mart’ta görevinden ayrıldı ancak yeni seçilen ve göreve getirilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay kooperatif modeline sahip çıkmadı.
Bütün İzmir bu konuyu konuşurken belediye hiçbir işlem yapmamıştır. Geç kalması ile kamu zararı hakkında ise kooperatiflerle sözleşme çok geç imzalandı. 1 yıl sonra imzalandı. 1 yıl içinde iş yapabilecek taşeron arayışı yapıldı ancak bulunamadı.
Tazminatı bozup bozmamak bizim yönetimimizde değil, yeni yönetimin işi. 200 tane tapuyu İZBETON ile Büyükşehir kooperatiflere taşınmaz borçlandırdı.”
Arzu Özçelik baştan sona kötü niyetli davranarak süreci sabote etmek istemiştir. Kendisi de tüm temel atma törenlerine katılmasına rağmen, tüm kamuoyunda konu bilinmesine rağmen hayatın olağan akışına aykırı şekilde müdahale de etmemiştir.
Belediyenin ve İZBETON’un yeni yönetimi iradesini sözleşmelerin haksız feshi şeklinde değil de inşaatların devam etmesi şeklinde ortaya koysaydı; inşaatlar büyük oranda ilerleyecekti.
Savcılık makamı bilirkişilerin varsayımsal tespitleri nedeniyle kamu zararına uğrattığımızı iddia etmektedir. Belediye ve İzbeton arasındaki sözleşmeler iptal edilmediği için zarar ortaya çıkmamıştır.”
İzBB önceki dönem başkanı Tunç Soyer savunmasını yapmak için kürsüye çıktı. Soyer, dolandırıldık iddialarının doğru olmadığını savunurken, “Neden özgürlüklerimden mahrum kaldığımı, sevdiklerimden uzaklaştırıldığımı, tek kişilik hücrede hayattan koparılmaya çalışıldığımı düşünüyorum” diye konuştu. Soyer aynı zamanda, “Benim dönemimde hiçbir kooperatif yargıya başvurmadı. Eğer projeler devam etseydi bugün binlerce aile evine kavuşmuş olacaktı” dedi.
Soyer, 31 Mart seçimlerinden sonra yeni belediye yönetimi tarafından kentsel dönüşüm projelerinin durdurulduğunu, bunun da en büyük mağduriyeti doğurduğunu belirtti. “Benim dönemimde hiçbir kooperatif yargıya başvurmadı. Eğer projeler devam etseydi bugün binlerce aile evine kavuşmuş olacaktı” dedi.
Soyer, 2019’da göreve gelir gelmez İzBB bünyesinde “Deprem ve Afet Daire Başkanlığı”nı kurduğunu hatırlatarak, İzmir’in deprem riski yüksek bir şehir olduğunu vurguladı. 30 Ekim 2020’deki depremde 118 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Soyer, “O günden itibaren önceliğim depreme ve afetlere dirençli bir kent yaratmak oldu” diye konuştu.
Soyer, İzmir’de kentsel dönüşüm sürecini tıkayan sorunları aşmak için “Halk Konut” modeliyle kooperatifçiliği devreye aldıklarını söyledi. Bu model sayesinde 1350 ailenin dönüşüm sürecine katıldığını, yüzlerce konutun tamamlandığını ve binlerce kişinin güvenli evlere kavuştuğunu ifade etti. “Bu model müteahhit kârını ortadan kaldıran, en düşük maliyetlerle şeffaf ve demokratik biçimde inşaat yapılmasını sağlayan bir yöntemdi” dedi.
Savunmasında TOKİ’nin dönüşüm politikasını da eleştiren Soyer, 2002’de konutların üçte birinin kooperatif eliyle üretilirken bugün bu oranın yüzde 1’e düştüğünü, barınmanın bir hak olmaktan çıkıp yatırım aracına dönüştüğünü vurguladı. “2002’de halkın yüzde 73’ü kendi evinde otururken bugün bu oran yüzde 56’ya geriledi” ifadelerini kullandı.
Soyer, kendisine yöneltilen “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarını reddederek şunları söyledi:
“Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak meclis üyelerini, bürokratları, uluslararası finans kuruluşlarını kandırıp aldatacak bir oyun kurmuşum gibi gösteriliyorum. Üstelik kişisel çıkarım olmadığı iddianamede açıkça yazıyor. Tanımadığım kişiler için dolandırıcılık yapmam akıl dışıdır.”
Barınma hakkının Birleşmiş Milletler tarafından temel insan hakları arasında sayıldığını hatırlatan Soyer, Türkiye’de giderek büyüyen konut krizine dikkat çekti:
“Bugün nüfusun yüzde 70’i için 1+1 bir eve bile erişim imkânsız hale geldi. Bu sorun artık tek başına hiçbir kurumun çözemeyeceği kadar derinleşmiştir. Devlet, belediyeler, meslek odaları ve kooperatifler ortak bir iradeyle çözüm üretmelidir.”
Soyer, “Ben ve arkadaşlarım hiçbir kişisel çıkar elde etmedik. Tek derdimiz halkı güvenli evlere kavuşturmaktı. Eğer suç varsa, bu suç halk için sorumluluk alıp taşın altına elini koymak mıdır?” dedi. Soyer ifadelerini, “Hayatım boyunca o kirli yolların zoruna da kolayına da ne tevessül ettim, ne tenezzül ettim. Çünkü vicdani huzurun en yüce değer olduğuna inandım. Hiçbir iyiliğin cezasız kalmayacağı söylenmesine rağmen, iyilikten vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim. İzmir Büyükşehir Belediyesinin 5 yıl boyunca kaptanı bendim ve o gemiyi hiçbir zaman yanlış sulara sokmadım. İZBETON’daki yol arkadaşlarım bana güvendiler, ben de onların güvenini boşa çıkartacak hiçbir şey yapmadım. Tarihte cesur öncüler olarak yerimizi alacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
İddianamede “ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma” ile “nitelikli dolandırıcılık” suçlamaları yöneltilen sanıklar arasında yer alan CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, savunmasında iddiaları reddetti.
Aslanoğlu, iddianamenin yetersiz olduğunu belirterek, “Kanun maddesi yazılmış ama belge, kanıt yok. Lehte deliller var. Ben menfaat sağlamadım, Soyer de sağlamadı. Allah rızası için böyle bir dolandırıcılık olabilir mi?” dedi.
Kooperatif başkanlığı yaptığı dönemde tüm süreçlerin belediye ve kamuoyu tarafından bilindiğini vurgulayan Aslanoğlu, “Temel atma törenleri yapıldı, gazetelerde haberler çıktı. Belediye meclisi her ay bu konuları görüştü. Kimse ‘ben bilmiyordum’ diyemez” ifadelerini kullandı.
Örnekköy’deki inşaatlara yönelik iddiaları da yanıtlayan Aslanoğlu, “Benim başkanlık yaptığım yerden kilometrelerce uzakta bir hatalı imalat bulundu. O kooperatife dava açılmadı, bana açıldı” dedi.
Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı’nı işaret eden Aslanoğlu, “Onlar onay vermeden bir çivi bile çakılamaz. Temel atma törenlerinde herkes vardı, kameralar önünde konuşmalar yapıldı. Ama şimdi ‘haberim yoktu’ deniliyor. İyi niyet var mı, sorgulanmalı” diye konuştu.
Savunmasında davanın siyasi boyut kazandığını vurgulayan CHP İzmir İl Başkanı, “Benim yüzümden bu iş siyasallaştı. İZBETON ile kooperatif arasında imzalanan protokol devir sözleşmesi değil. Kat karşılığı sözleşme için tapuya gerek yok. Hakkımda açılan bu dava siyasi bir hesaplaşmadır” dedi.
Mahkeme, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de aralarında bulunduğu 11 tutuklu sanığın savunmalarını aldıktan sonra duruşmayı pazartesiye erteledi.




