<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sedat Kaya Yazısı &#8211; Sevmedya</title>
	<atom:link href="https://sevmedya.com/category/yazarlarimiz/sedat-kaya-yazisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sevmedya.com</link>
	<description>Haber ve Magazin Portal</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 May 2026 22:59:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sevmedya.com/wp-content/uploads/2022/08/cropped-sevmedya-logo-3-150x150.jpg</url>
	<title>Sedat Kaya Yazısı &#8211; Sevmedya</title>
	<link>https://sevmedya.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köklerin ve çeliğin destanı</title>
		<link>https://sevmedya.com/koklerin-ve-celigin-destani/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=koklerin-ve-celigin-destani</link>
					<comments>https://sevmedya.com/koklerin-ve-celigin-destani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 22:59:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=52578</guid>

					<description><![CDATA[​Söyle ey Hekate! Toprağın derinliklerine canıyla düğümlenmiş olanların, o sarsılmaz kavmin şarkısını söyle. Kaderin yedi başlı ejderha gibi soluduğu o yedi uzun yıl boyunca, fırtınanın tam kalbinde dimdik duranları anlat&#8230; Bir vakitler, Ege’nin tuzuyla yıkanmış rüzgârların saklandığı o kadim dağların ardında, ismi göğe kazınmış bir yurt vardı: Akbelen. Orada ne altın taçlı krallar hüküm sürerdi, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>​Söyle ey Hekate!</p>
<p>Toprağın derinliklerine canıyla düğümlenmiş olanların, o sarsılmaz kavmin şarkısını söyle.</p>
<p>Kaderin yedi başlı ejderha gibi soluduğu o yedi uzun yıl boyunca, fırtınanın tam kalbinde dimdik duranları anlat&#8230;</p>
<p>Bir vakitler, Ege’nin tuzuyla yıkanmış rüzgârların saklandığı o kadim dağların ardında, ismi göğe kazınmış bir yurt vardı: Akbelen. Orada ne altın taçlı krallar hüküm sürerdi, ne de ölümsüz tanrılar gezerdi. Fakat oranın insanları; göğüslerinde taşımadıkları zırhları yüreklerinden, tutmadıkları kılıçları iradelerinden dövmüşlerdi.</p>
<p>Onların tek bir sancağı vardı: Şafak vakti toprağa sürülen nasırlı eller.</p>
<p>Güneş henüz kızıl bir yara gibi ufukta açılırken, toprağın bağrına eğilip yemin ettiler.</p>
<p>​&#8221;Bu toprak bizim tenimiz, bu su bizim kanımızdır! Son nefes, son damla ve son yaprak düşene dek; bu kutsal emanet çiğnenmeyecektir!&#8221;</p>
<p>Uzak saraylardan, gölgeleri karanlık buyruklar indi üzerlerine. Ağzından gümüş vaatler dökülen haberciler, demirden ve hırstan örülü ordular geldi. Lakin Akbelen’in çocukları ne korkunun soğuk nefesiyle titrediler, ne de altının kör edici parıltısına kapıldılar.</p>
<p>​Yedi yıl boyunca&#8230; Zamanın çarkı yedi kez döndü ve her dönüşünde onların sabrı daha da çelikleşti. Yıldızların altında nöbet tuttular, gökyüzünü yorgan eylediler. Sesleri, bozkırın ortasındaki Ankara’nın sağır taşlarında yankılandı; adalet kapılarını birer balyoz gibi dövdü sabırları. Kiminin bileğine zincir vuruldu, kiminin bedeni tozun içinde sürüklendi; lakin hiçbirinin ruhu teslimiyetin kuyusuna düşmedi.</p>
<p>​Çünkü bu kavga, sadece birkaç ağacın gölgesi için değildi&#8230;</p>
<p>Bu, köklerin savaşıydı! Geçmişin bilgeliği ile geleceğin feryadı arasındaki o ince, kopmaz bağın müdafaasıydı.</p>
<p>​Karşılarında ise yalnızca demire, ateşe ve yıkıma tapanlar vardı. Onlar ki hayatı birer rakam, toprağı ise birer ganimet sayanlardı. Bilmediler&#8230; Anlayamadılar ki; bir köylünün toprağa sımsıkı bastığı çıplak ayak, bir fatihin tunç kalkanından daha sarsılmazdır.</p>
<p>​Ve nihayet vakit eriştiğinde; rüzgâr, asırlık çamların arasından bir ilahi gibi geçerken artık tanrıları değil, insanı anlatan o büyük destanı fısıldadı:</p>
<p>​&#8221;Akbelen’de bir avuç insan vardı; rüzgâra, ateşe ve zulme karşı durdular&#8230; Ve onlar, asla yenilmediler!&#8221;</p>
<p><strong>Sedat Kaya</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/koklerin-ve-celigin-destani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şarabın şairinden ölümün marşına</title>
		<link>https://sevmedya.com/sarabin-sairinden-olumun-marsina/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sarabin-sairinden-olumun-marsina</link>
					<comments>https://sevmedya.com/sarabin-sairinden-olumun-marsina/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 21:37:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=51451</guid>

					<description><![CDATA[Asırlar önce, bir kıyı kasabasında başladı hikâye. Rüzgâr tuzluydu, deniz biraz hırçın, biraz soğuk, biraz da davetkâr… İzmir Teos’ta bir adam vardı; elinde lir, dilinde şarap tadında dizeler. Şair Anakreon. &#160; O, dünyayı ciddiye almayanların şairiydi. Savaşın gürültüsünü değil, kadehin içindeki dalgayı dinler, tanrılara bile hafifçe gülümseyerek bakardı. Çünkü ona göre hayat, fazla sıkı tutulduğunda &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl" dir="auto">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl" data-ad-rendering-role="story_message">
<div class="x1l90r2v x1iorvi4 x1g0dm76 xpdmqnj" data-ad-comet-preview="message" data-ad-preview="message">
<div class="x78zum5 xdt5ytf xz62fqu x16ldp7u">
<div class="xu06os2 x1ok221b">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl">
<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">Asırlar önce, bir kıyı kasabasında başladı hikâye.</div>
<div dir="auto">Rüzgâr tuzluydu, deniz biraz hırçın, biraz soğuk, biraz da davetkâr…</div>
<div dir="auto">İzmir Teos’ta bir adam vardı; elinde lir, dilinde şarap tadında dizeler.</div>
<div dir="auto">Şair Anakreon.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">O, dünyayı ciddiye almayanların şairiydi.</div>
<div dir="auto">Savaşın gürültüsünü değil, kadehin içindeki dalgayı dinler, tanrılara bile hafifçe gülümseyerek bakardı.</div>
<div dir="auto">Çünkü ona göre hayat, fazla sıkı tutulduğunda kırılan bir kadehti.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Yüzyıllar geçti.</div>
<div dir="auto">Tanrılar sustu, imparatorluklar çöktü, diller değişti.</div>
<div dir="auto">1760&#8217;larda Londra’da aristokratlar ve müzisyenler bir topluluk kurdular; Anakreon Cemiyeti&#8230;</div>
<div dir="auto">Teos&#8217;lu o şairin yaşam tarzını benimseyen bir cemiyet.</div>
<div dir="auto">Ve bir şarkı yaptılar kendilerine.</div>
<div dir="auto">Adı, &#8220;Cennetteki Anakreon&#8221; du.</div>
<div dir="auto">Bu bir ilahi değildi.</div>
<div dir="auto">Bu bir ağıt hiç değildi..</div>
<div dir="auto">Bu, gecenin ortasında yükselen bir kahkaha gibiydi.</div>
<div dir="auto">Şarapla ıslanmış bir melodiydi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Bir sofranın, bir kahkahanın, bir dost meclisinin içinden yükselmişti.</div>
<div dir="auto">Savaşa karşı çıkan, barışı savunan, neşeli bir melodiydi.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Yine yıllar geçti.</div>
<div dir="auto">Bir gün uzak bir kıtada o melodiye yeni sözler yazıldı.</div>
<div dir="auto">The Star-Spangled Banner.</div>
<div dir="auto">Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin milli marşı oldu.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Ama bu kez şarap yoktu.</div>
<div dir="auto">Bu kez kahkaha yoktu.</div>
<div dir="auto">Bu kez gökyüzü alev alevdi.</div>
<div dir="auto">Tıpkı bugün gibi.</div>
<div dir="auto">Bugün füzeler, şehirlerin üzerine düşüyor.</div>
<div dir="auto">Hastaneler, okullar vuruluyor.</div>
<div dir="auto">Bir annenin sesi, bir sirenin içinde kayboluyor.</div>
<div dir="auto">Adını koyuyorlar: savaş.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ve İran savaşında ölen ABD&#8217;li askerler için tören düzenleniyor.</div>
<div dir="auto">Tabutlar yan yana dizilmiş.</div>
<div dir="auto">Bayraklar ağır.</div>
<div dir="auto">Yüzler suskun.</div>
<div dir="auto">Ve o melodi çalıyor.</div>
<div dir="auto">Bir zamanlar şarap eşliğinde söylenen, bir şairin neşesine adanan melodi şimdi, ölülerin arkasından yükseliyor.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Ne tuhaf değil mi?</div>
<div dir="auto">İzmirli Anakreon, savaştan kaçıp hayata sığınmıştı.</div>
<div dir="auto">Ama onun ruhunu taşıyan melodi, bugün savaşın ortasında, ölüleri uğurluyor.</div>
<div dir="auto">Belki de en büyük trajedi bu.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bir şair, insanlara yaşamayı öğretmek istemişti.</div>
<div dir="auto">Ama dünya, onun melodisini bile ölümü kutsamak için kullanmayı öğrendi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Ve bu müzik çaldıkça</div>
<div dir="auto">daha çok insan ölecek,</div>
<div dir="auto">daha çok tabut dizilecek,</div>
<div dir="auto">daha çok bayrak ağırlaşacak.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Ama kimse şunu söylemeyecek. &#8220;Bu ezgi, aslında yaşam içindi.&#8221;</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6">
<div class="x6s0dn4 x1jx94hy x78zum5 xdt5ytf x6ikm8r x10wlt62 x1n2onr6 xh8yej3">
<div>
<div class="xqtp20y x6ikm8r x10wlt62 x1n2onr6">
<div class="x10l6tqk x13vifvy">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="x1nb4dca x1q0q8m5 xso031l x1exxf4d x13fuv20 x178xt8z x1ey2m1c xtijo5x x1o0tod x47corl x10l6tqk x13vifvy"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
<div class="x1ey2m1c xtijo5x x1o0tod xg01cxk x47corl x10l6tqk x13vifvy x1ebt8du x19991ni x1dhq9h x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh" role="none" data-visualcompletion="ignore">&nbsp;</div>
</div>
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x6ikm8r x10wlt62">&nbsp;</div>
</div>
</div>
<div>
<div class="xabvvm4 xeyy32k x1ia1hqs x1a2w583 x6ikm8r x10wlt62" data-visualcompletion="ignore-dynamic">
<div>
<div>
<div>
<div class="xn3w4p2 x1gslohp">
<div class="x9f619 x1ja2u2z x78zum5 x2lah0s x1n2onr6 x1qughib x6s0dn4 xozqiw3 x1q0g3np x11lfxj5 x135b78x x18d9i69 xexx8yu x4cne27 xifccgj">
<div class="x9f619 x1n2onr6 x1ja2u2z x78zum5 xdt5ytf x2lah0s x193iq5w xeuugli x10b6aqq x1yrsyyn">
<div class="x1i10hfl x1qjc9v5 xjbqb8w xjqpnuy xc5r6h4 xqeqjp1 x1phubyo x13fuv20 x18b5jzi x1q0q8m5 x1t7ytsu x972fbf x10w94by x1qhh985 x14e42zd x9f619 x1ypdohk xdl72j9 x2lah0s x3ct3a4 xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x2lwn1j xeuugli xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6 x16tdsg8 x1hl2dhg x1ja2u2z x1t137rt x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh x3nfvp2 x1q0g3np x87ps6o x1lku1pv x1a2a7pz x5ve5x3" tabindex="0" role="button" aria-label="Beğen ifadesini kaldır">
<div class="x9f619 x1ja2u2z x2lah0s x1n2onr6 xl56j7k xozqiw3 x1q0g3np xpdmqnj x1g0dm76 x18d9i69 xexx8yu x1lxpwgx x165d6jo x4cne27 xifccgj x6s0dn4 x78zum5 xn3w4p2 xuxw1ft">
<div class="x9f619 x1n2onr6 x1ja2u2z x78zum5 xdt5ytf x2lah0s x193iq5w xeuugli x11lfxj5 x135b78x x10b6aqq x1yrsyyn"><i class="x1b0d499 xq8hly8" data-visualcompletion="css-img"></i></p>
<div data-ad-rendering-role="like_button">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="x9f619 x1n2onr6 x1ja2u2z xdt5ytf x2lah0s x193iq5w xeuugli x10b6aqq x1yrsyyn x6s0dn4 x78zum5 xn3w4p2 xl56j7k xvc5jky xf159sx xmzvs34">
<div class="x1i10hfl x1qjc9v5 xjbqb8w xjqpnuy xc5r6h4 xqeqjp1 x1phubyo x13fuv20 x18b5jzi x1q0q8m5 x1t7ytsu x972fbf x10w94by x1qhh985 x14e42zd x9f619 x1ypdohk xdl72j9 x2lah0s x3ct3a4 xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x2lwn1j xeuugli xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6 x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1ja2u2z x1t137rt x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh x3nfvp2 x1q0g3np x87ps6o x1lku1pv x1a2a7pz" tabindex="0" role="button" aria-label="Beğen: 37 kişi">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="html-div xdj266r xat24cr xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1diwwjn xbmvrgn">&nbsp;</div>
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6">
<div class="x1n2onr6 x1g0dm76 x1iorvi4 x78zum5 x1q0g3np x1a2a7pz" tabindex="-1" role="article" aria-label="Mustafa Ünlü'in yorumu 2 gün önce">
<div class="xqcrz7y x1c9tyrk xeusxvb x1pahc9y x1ertn4p x1lliihq xbelrpt xr9ek0c x1n2onr6">
<div class="x1rg5ohu x1n2onr6 x3ajldb x1ja2u2z">&nbsp;</div>
<div class="x1ey2m1c xtijo5x x1o0tod xg01cxk x47corl x10l6tqk x13vifvy x1ebt8du x19991ni x1dhq9h x1iwo8zk x1033uif x179ill4 x1b60jn0" role="none" data-visualcompletion="ignore">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x1r8uery x1iyjqo2 x6ikm8r x10wlt62 xv54qhq">
<div>
<div class="xv55zj0 x1vvkbs x1rg5ohu xxymvpz">
<div class="xmjcpbm xrgxkkn x1cwviid xhd2hih xv2q8z8 x9f619 xzsf02u x1rg5ohu xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x193iq5w x1mzt3pk x1n2onr6 xeaf4i8 x13faqbe">
<div class="xwib8y2 xpdmqnj x1g0dm76 x1y1aw1k">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/sarabin-sairinden-olumun-marsina/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir dağ kaç kez ölür?</title>
		<link>https://sevmedya.com/bir-dag-kac-kez-ol/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bir-dag-kac-kez-ol</link>
					<comments>https://sevmedya.com/bir-dag-kac-kez-ol/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 04:42:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=50165</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Muğla’nın bazı dağları insanın omzuna elini koyar gibi durur. Serttir ama merhametlidir. Sessizdir ama konuşur. Antik adıyla Latmos, bugünkü Beşparmak Dağları… Bir mitoloji kitabının sayfası değil; taşın hafızasıdır. &#160; Rivayete göre ay tanrıçası Selene, ölümlü çoban Endymion’a burada âşık oldu. Onu sonsuz bir uykuya bıraktı ki gençliği hiç solmasın. Bu yüzden Latmos’ta ay ışığı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Muğla’nın bazı dağları insanın omzuna elini koyar gibi durur.</div>
<div dir="auto">Serttir ama merhametlidir. Sessizdir ama konuşur.</div>
<div dir="auto">Antik adıyla Latmos, bugünkü Beşparmak Dağları… Bir mitoloji kitabının sayfası değil; taşın hafızasıdır.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Rivayete göre ay tanrıçası Selene, ölümlü çoban Endymion’a burada âşık oldu. Onu sonsuz bir uykuya bıraktı ki gençliği hiç solmasın. Bu yüzden Latmos’ta ay ışığı biraz daha yakındır yeryüzüne.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Masal böyle anlatılır. Ama asıl mesele masal değil.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bu dağın kayalarında 8 bin yıllık resimler var. Av sahnesi değil sadece; el ele tutuşmuş insanlar, aileler, çocuk figürleri… İnsanlığın ilk “birlikte yaşama” tasviri.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Bu topraklarda önce sevgi çizilmiş, sonra sınırlar. Datça’da badem çiçeği nasıl bir hafıza ise, Latmos da Muğla’nın taş hafızasıdır. Biri çiçekle anlatır geçmişi, diğeri kayayla.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ve aşağıda, bir zamanlar deniz olan yerde bugün Bafa Gölü uzanır. Antik çağda Latmos’un eteklerindeki liman kentlerinden biri, bugün gölün kıyısında kalmış taş yığınlarıyla nefes alıyor: Herakleia Latmos. Bir zamanlar Ege’nin tuzu bu kıyılara vururdu. Sonra Büyük Menderes’in taşıdığı alüvyon, denizi yuttu. Coğrafya kaderi değiştirdi.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Muğla’da mitoloji hep gerçekle iç içedir.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Burada tanrılar bir söylencedir ama taşlar gerçektir. Ve insanın açgözlülüğü de.</div>
<div dir="auto">Biz taşlardan daha mı geçiciyiz, yoksa hafızamız mı daha zayıf?</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Bugün Latmos’un eteklerinde maden ruhsatları konuşuluyor. Dinamit patladığında sadece kaya parçalanmıyor; 8 bin yıllık bir sessizlik de yarılıyor. Bir kayanın içindeki tarih, bir kamyon kasasına sığdırılıyor.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Diyorlar ki ;</div>
<div dir="auto">“Ekonomik kalkınma.”</div>
<div dir="auto">Peki hangi kalkınma?</div>
<div dir="auto">8 bin yıllık insanlık mirasını dinamitleyerek mi kalkınacağız?</div>
<div dir="auto">Ay ışığının altındaki bir kültürü toz bulutuna çevirerek mi büyüyeceğiz?</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Muğla bir turizm kenti diye konuşuyoruz. Temiz hava, uzun yaşam, doğa, mitoloji…</div>
<div dir="auto">TÜİK verilerinde “uzun yaşamın sırrı” diye başlık atıyoruz.</div>
<div dir="auto">Ama uzun yaşam, hafızayı yok ederek mümkün mü?</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Latmos bir dağdan öte Muğla’nın vicdan testidir.</div>
<div dir="auto">Bir tarafta Selene’nin ay ışığı, öbür tarafta dinamitin flaşı.</div>
<div dir="auto">Bir tarafta 8 bin yıl, öbür tarafta 8 dakikalık patlama.</div>
<div dir="auto">Karar bizim.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Ya çocuklarımızı Bafa kıyısına götürüp “Bakın, insanlık burada başlamıştı” diyeceğiz…</div>
<div dir="auto">Ya da “Burada bir zamanlar kaya resimleri vardı” diye geçmiş zaman kipi kullanacağız.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Muğla’nın kaderi hep mitolojiyle anlatılır. Belki de asıl mitoloji şu:</div>
<div dir="auto">Tanrılar değil, insanlar yıkar.</div>
<div dir="auto">Ve insan isterse korur.</div>
</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/bir-dag-kac-kez-ol/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan neden önce çayı üfler?</title>
		<link>https://sevmedya.com/insan-neden-once-cayi-ufler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=insan-neden-once-cayi-ufler</link>
					<comments>https://sevmedya.com/insan-neden-once-cayi-ufler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 21:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=49470</guid>

					<description><![CDATA[Davos’un o meşhur soğuğunda, yapay zekâ panellerinin buharı henüz dağılmamışken, dünyanın kaderi beklenmedik bir mangalın başında tartışılıyordu. Bir kulübenin önünde asılı tabelada büyük harflerle şunlar yazıyordu: “Sucuk, ekmek, çay” &#160; İşte tam burada, bizim iki yapay zekâ uzmanı Osman Akın ve Timur Akkurt tarihe geçecek gayriresmî bir zirveye imza attılar. Karşılarında, küresel güç söylemleriyle meşhur &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto">Davos’un o meşhur soğuğunda, yapay zekâ panellerinin buharı henüz dağılmamışken, dünyanın kaderi beklenmedik bir mangalın başında tartışılıyordu.</div>
<div dir="auto">Bir kulübenin önünde asılı tabelada büyük harflerle şunlar yazıyordu:</div>
<div dir="auto">“Sucuk, ekmek, çay”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">İşte tam burada, bizim iki yapay zekâ uzmanı Osman Akın ve Timur Akkurt tarihe geçecek gayriresmî bir zirveye imza attılar.</div>
<div dir="auto">Karşılarında, küresel güç söylemleriyle meşhur iki figür vardı. Biri sürekli “great” diyordu, diğeri Mars’ı arada bir ağzına alıyordu. Ama ikisinin de ortak bir sorunu vardı.</div>
<div dir="auto">Elleri üşümüştü.</div>
<div dir="auto">Osman, mangaldan yeni alınmış bir sucuk ekmeği uzattı.</div>
<div dir="auto">Timur çayı doldurdu.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">“Bakın” dedi Osman, “Algoritmalarınız çok hızlı ama şu sucuk gibi sabırlı değiller. Isıyı yavaş yavaş alacaksınız.”</div>
<div dir="auto">Karşı tarafta bir an duraksama oldu. Sucuk ekmeğin içinden yükselen duman, Davos bildirgelerinden daha ikna ediciydi.Timur söze girdi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">“Yapay zekâyı dünyayı kurtaracak diye anlatıyorsunuz ama hâlâ insanı anlamıyor. Mesela şu an en önemli veri seti ne biliyor musunuz?”</div>
<div dir="auto">İki küresel figür aynı anda sordu.</div>
<div dir="auto">“Ne?”</div>
<div dir="auto">“Üşüyen insan” dedi Timur.</div>
<div dir="auto">“Ve onu ısıtan şey.”</div>
<div dir="auto">Bir ısırık alındı.</div>
<div dir="auto">Bir yudum çay içildi.</div>
<div dir="auto">O an, borsalar düşmedi, kripto çakılmadı ama bir şey oldu.</div>
<div dir="auto">Sessizlik.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Osman devam etti.</div>
<div dir="auto">“Bakın, siz yapay zekâyı kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Biz ise ona önce ekmek arası olmayı öğretiyoruz. Paylaşmayı. Beklemeyi. Yanmayı ama küsmemeyi.”</div>
<div dir="auto">Karşı taraf başını salladı.</div>
<div dir="auto">Belki onaydan, belki acıdan.</div>
<div dir="auto">En sonunda biri mırıldandı.</div>
<div dir="auto">“Bunu Davos’ta anlatmamışlardı.”Timur gülümsedi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">“Çünkü bu sunum PowerPoint’le olmaz. Mangal ister.”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Zirve tutanağı tutulmadı. Bildiri yayınlanmadı.</div>
<div dir="auto">Ama o gün Davos’ta iki şey netleşti.</div>
<div dir="auto">Yapay zekâ insanlıktan uzaklaşırsa soğur.</div>
<div dir="auto">Dünya bazen bir sucuk ekmekle daha iyi anlaşılır.</div>
<div dir="auto">Ve rivayete göre, o günden sonra bazı algoritmalar hâlâ şu soruya cevap arıyor:</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">“İnsan neden önce çayı üfler?”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/insan-neden-once-cayi-ufler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nardugan&#8217;dan Noel&#8217;e uzanan bir kış hikayesi</title>
		<link>https://sevmedya.com/nardugandan-noele-uzanan-bir-kis-hikayesi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=nardugandan-noele-uzanan-bir-kis-hikayesi</link>
					<comments>https://sevmedya.com/nardugandan-noele-uzanan-bir-kis-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 05:16:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=48197</guid>

					<description><![CDATA[Bugün 21 Aralık. Yılın en uzun gecesi. Gecenin artık uzayamadığı, karanlığın geri çekilmeye başladığı eşik… Kış gündönümü. İnsanlık binlerce yıldır bu geceye aynı gökyüzünün altından baktı. Kimi zaman Nardugan dedi, kimi zaman başka bir ad verdi. Ama anlam değişmedi. Işık geri dönüyordu. Kış gündönümü, insan belleğinde sadece bir astronomi olayı değil. O, karanlığın sınırına gelindiği &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">Bugün 21 Aralık.</div>
<div dir="auto">Yılın en uzun gecesi.</div>
<div dir="auto">Gecenin artık uzayamadığı, karanlığın geri çekilmeye başladığı eşik… Kış gündönümü.</div>
<div dir="auto">İnsanlık binlerce yıldır bu geceye aynı gökyüzünün altından baktı. Kimi zaman Nardugan dedi, kimi zaman başka bir ad verdi. Ama anlam değişmedi. Işık geri dönüyordu.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Kış gündönümü, insan belleğinde sadece bir astronomi olayı değil.</div>
<div dir="auto">O, karanlığın sınırına gelindiği an.</div>
<div dir="auto">Daha fazla uzayamayan gecenin, geri çekilmek zorunda kaldığı eşik.</div>
<div dir="auto">Bu eşik, farklı coğrafyalarda farklı adlarla anıldı. Ama anlamı hep aynı kaldı:</div>
<div dir="auto">Işık geri döner.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Orta Asya bozkırlarında yaşayan eski Türk toplulukları, güneşin bu dönüşünü Nardugan adıyla karşıladı.</div>
<div dir="auto">Nar: ışık, ateş, güneş demekti.</div>
<div dir="auto">Tugan: doğan, yeniden var olan anlamına geliyordu.</div>
<div dir="auto">Nardugan, bir inanç bildirisi değildi.</div>
<div dir="auto">Tanrısal bir özelliği yoktu. Sadece doğayla uyumun felsefesiydi.</div>
<div dir="auto">Akçam ağacı bu yüzden öne çıktı.</div>
<div dir="auto">Kökleri yeraltına, dalları göğe uzanan bu ağaç, evrenin kendisi gibi düşünülüyordu.</div>
<div dir="auto">Hayat Ağacıydı.</div>
<div dir="auto">Dallarına dilekler bağlandı, altına armağanlar bırakıldı.</div>
<div dir="auto">Ateş yakıldı. Çünkü ateş, güneşin yeryüzündeki hatırasıydı.</div>
<div dir="auto">Bu ritüeller, tanrılardan çok yaşam döngüsüne saygıydı.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Kış gündönümü sadece Türklerin değil, pek çok eski kültürün de dikkatle izlediği bir andı.</div>
<div dir="auto">Anadolu’da, Mezopotamya’da, Roma’da,güneşin “yenilmezliği” kutsandı.</div>
<div dir="auto">Günlerin yeniden uzaması, insanlara güven verdi.</div>
<div dir="auto">Zamanla bu ortak kozmik bilgi, farklı inanç sistemleri içinde yeniden anlamlandırıldı.</div>
<div dir="auto">Roma’nın Sol Invictus’u,</div>
<div dir="auto">İran’ın Mithra’sı,</div>
<div dir="auto">Hepsi aynı kozmik gerçeğin farklı adlarıydı.</div>
<div dir="auto">Hristiyanlık yükselirken bu gerçeği yok etmedi.</div>
<div dir="auto">Daha zekice bir şey yaptı: Sahiplendi.</div>
<div dir="auto">Adını değiştirdi. Anlamını tekelleştirdi.</div>
<div dir="auto">Ve evrensel ilan etti.</div>
<div dir="auto">Bu noktadan sonra olan şuydu:</div>
<div dir="auto">Kendi güneşine inananlar “pagan”, yeni anlatıyı benimseyenler “medenî” sayıldı.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Noel, bu anlamda bir kopuş değil, bir devamlılıktır.</div>
<div dir="auto">Ağaç süsleme, armağan verme, bir araya gelme, umut ve doğuş teması…</div>
<div dir="auto">Bunların hiçbiri sıfırdan icat edilmedi.</div>
<div dir="auto">İnsanlığın çok eski bir hafızası, yeni bir anlatıyla yaşamaya devam etti.</div>
<div dir="auto">Bu durum, bir “taklit” ya da “çalma” meselesi değil.</div>
<div dir="auto">Kültürler çoğu zaman böyle ilerler. Öncekini silmez, onu dönüştürür.</div>
<div dir="auto">Nardugan’ın merkezinde doğa vardı.</div>
<div dir="auto">Noel’in merkezinde ise zamanla insan ve toplum yer aldı.</div>
<div dir="auto">Ama her ikisinin altında aynı sezgi yatar.</div>
<div dir="auto">Karanlık sonsuz değildir.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bugün Noel kutlamak, Nardugan’ı inkâr etmek anlamına gelmez.</div>
<div dir="auto">Ama Nardugan’ı hatırlamak, Noel’i daha iyi anlamayı sağlar.</div>
<div dir="auto">Çünkü her ritüel, kendisinden önceki izleri taşır.</div>
<div dir="auto">Ağaç, bir süs değil, yüzyıllar boyunca göğe uzanan bir semboldü.</div>
<div dir="auto">Armağan, tüketimden önce paylaşım demekti.</div>
<div dir="auto">Ve güneş, hangi adla anılırsa anılsın, herkes için aynı yerden doğar.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Nardugan ile Noel arasında bir kavga yok.</div>
<div dir="auto">Bir zaman yolculuğu var. Biri doğanın dilini konuşuyor. Diğeri insanın hikâyesini anlatıyor.</div>
<div dir="auto">Ama ikisi de aynı gecede başlıyor.</div>
<div dir="auto">Yılın en uzun gecesinde. Ve aynı şeyi söylüyorlar.</div>
<div dir="auto">Işık geri döner.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ancak, bugün Noel, dini içeriği boşaltılmış, tüketimle doldurulmuş küresel bir ritüel.</div>
<div dir="auto">Çünkü emperyal sistem, doğayı metaya çevirir.</div>
<div dir="auto">Ağacı keser, süs eşyası yapar.</div>
<div dir="auto">Güneşi ölçer, faturaya bağlar.</div>
<div dir="auto">Nardugan ise hala “Güneş kimsenin mülkü değildir” demeye devam ediyor.</div>
</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/nardugandan-noele-uzanan-bir-kis-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2002 bir uyarıydı, 2025 felaket oldu!</title>
		<link>https://sevmedya.com/2002-bir-uyariydi-2025-felaket-oldu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=2002-bir-uyariydi-2025-felaket-oldu</link>
					<comments>https://sevmedya.com/2002-bir-uyariydi-2025-felaket-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 21:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=47181</guid>

					<description><![CDATA[Yıl 2002… Türk futbolu henüz dijital bahis çağını tanımıyordu ama karanlık telefon hatlarında dönen para ve kadın pazarlıkları, sahadaki 22 oyuncudan çok daha etkiliydi. Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Eren Gönen tarafından hazırlanan 5 sayfalık iddianame, futbolda ahlakın ilk büyük çöküşünü resmileştiriyordu. Dosyanın merkezinde üç isim vardı. Ali Fevzi Bir, Sadık İlhan, Şenol Dede. Savcı açıkça yazıyordu. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">Yıl 2002…</div>
<div dir="auto">Türk futbolu henüz dijital bahis çağını tanımıyordu ama karanlık telefon hatlarında dönen para ve kadın pazarlıkları, sahadaki 22 oyuncudan çok daha etkiliydi.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Eren Gönen tarafından hazırlanan 5 sayfalık iddianame, futbolda ahlakın ilk büyük çöküşünü resmileştiriyordu.</div>
<div dir="auto">Dosyanın merkezinde üç isim vardı.</div>
<div dir="auto">Ali Fevzi Bir, Sadık İlhan, Şenol Dede.</div>
<div dir="auto">Savcı açıkça yazıyordu.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Üçlü grup internet üzerinden Türkiye Ligi maçlarına bahis oynamakta; maç sonuçlarını istedikleri ihtimale göre şekillendirmek için hakemlere kadın ve para temin etmektedir.”</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Deliller ağırdı. Tanık ifadeleri, kasetler, telefon görüşme metinleri, otel kayıtları.</div>
<div dir="auto">İddianame, kirli mekanizmayı bütün çıplaklığıyla gösteriyordu.</div>
<div dir="auto">Ali Fevzi Bir&#8217;in Sadık İlhan ve Samet Aybaba ile telefon görüşmelerinin kaydı vardı.</div>
<div dir="auto">Bu görüşmelerde maçlardan önce hangi hakemin “ayarlanacağı”, kimin ne kadar para isteyeceği, kimin hangi maça yazdırılacağı açıkça konuşuluyordu.</div>
<div dir="auto">Savcının en çarpıcı tespiti şuydu.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Ali Fevzi Bir, hakem atamalarını açıklanmadan bir gün önce bilmektedir. Bu durum hakem tayininde etkili olduğunu göstermektedir.”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">OTEL ODALARINDA SUNULAN KADINLAR</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Euro Plaza Oteli, iddianamenin merkezindeydi.</div>
<div dir="auto">Bir gün sonra sahaya çıkacak hakemlere kadın temin ediliyor, parasını Ali Fevzi Bir ödüyordu.</div>
<div dir="auto">Bu hakemler arasında Sadık İlhan, Kenan Kozak, Kenan Nurhan Altınsaat, Ferhat Gündoğdu, Volkan Aymankuy, Cafer Kuştepe vardı.</div>
<div dir="auto">Yine iddianameye göre Göztepe – Gaziantepspor (8 Aralık 2001), İstanbulspor – Yimpaş Yozgatspor (24 Kasım 2001), Gençlerbirliği-Samsunspor maçları şaibeliydi. Bu maçların hakemlerine kadın sunulmuştu.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Kadıköy Cumhuriyet savcısı Eren Gönen’in hazırladığı 5 sayfalık iddianamede, şu satırlar dikkat çekiciydi.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">&#8220;İstanbul&#8217;da 8 Aralık 2001 günü oynanan Göztepe-Gaziantepspor maçında sanıklardan Sadık İlhan&#8217;ın orta hakem, Kenan Kozak ve Nurhan Altınsaat&#8217;ın yardımcı hakem, Ferhat Gündoğdu&#8217;nun da 4. hakem olarak görev aldığı, bu maçtan bir gün önce 7 Aralık 2001 günü Beyoğlu&#8217;nda bulunan Euro Plaza Oteli&#8217;nde sanıklar Sadık İlhan, Kenan Nurhan Altınsaat, Kenan Kozak ve Ferhat Gündoğdu&#8217;ya kadın verildiği ve parasının sanık Ali Fevzi Bir tarafından ödendiği, bu maçı Gaziantepspor&#8217;un 3-1 kazandığı görülmüştür.&#8221;</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Gönderilen tele kadınlardan Dilek Uzun, emniyette verdiği ifadede, Ferhat Gündoğdu ve diğer hakemlerle, otel odasında nasıl birlikte olduklarını tüm ayrıntıları ile anlatmıştı.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bu iddianame sadece şikeyi değil, organize, sistemli, bahis odaklı bir suç organizasyonunu işaret ediyordu.</div>
<div dir="auto">Soruşturma büyürken dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Fikret Ünlü kameraların karşısına çıktı ve tarihe geçen şu cümleyi kurdu.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Bunun yanlarına bırakılmasına izin vermeyiz.”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ama zamanla bu dosya &#8220;şike tesbit edilmemiştir&#8221; diyerek kapatıldı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Ama hikâye kapanmamıştı. Kapatılmış gibi yapılmıştı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Aradan 23 yıl geçti, şimdi bu hikaye bahis skandalıyla yeniden açıldı.</div>
<div dir="auto">2002 bir uyarıydı, 2025 felaket oldu&#8230;</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">O yıllarda mesele birkaç isim, birkaç maç, birkaç otel odasıydı.</div>
<div dir="auto">Bugün mesele binlerce futbolcu ve yüzlerce hakem.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">2002 iddianamesi, Türk futbolunun karanlık geleceğine yazılmış bir nottu.</div>
<div dir="auto">Kimse ciddiye almadı.</div>
<div dir="auto">Bugün görüyoruz ki. O not bir uyarı değil, bir kehanetti.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Futbolun ruhu, 23 yıl boyunca azar azar, sessizce, gölgelerin içinde tüketildi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">İşin en düşündürücü yanı nedir biliyor musunuz?</div>
<div dir="auto">8 Aralık 2001 günü oynanan Göztepe-Gaziantepspor maçının 4.hakemi Ferhat Gündoğdu&#8217;ydu.</div>
<div dir="auto">Maçtan bir gün önce Euro Plaza Oteli&#8217;ne gönderilen tele kızlardan Dilek Uzun, emniyet ifadesinde Ferhat Gündoğdu ve diğer hakemlerle birlikte olduğunu söylemişti.</div>
<div dir="auto">O Ferhat Gündoğdu 2025&#8217;te Merkez Hakem Komitesi Başkanı oldu.</div>
</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/2002-bir-uyariydi-2025-felaket-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm hep bize mi düşer Usta?</title>
		<link>https://sevmedya.com/olum-hep-bize-mi-duser-usta/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olum-hep-bize-mi-duser-usta</link>
					<comments>https://sevmedya.com/olum-hep-bize-mi-duser-usta/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 21:06:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=46086</guid>

					<description><![CDATA[Bu ülkede gazeteci olmak, her sabah evden çıkarken vedalaşmadan gitmemektir. Bir fotoğraf makinesiyle değil, kefenle işe gitmektir. Çünkü burada haber, sadece yazılmaz, bedeniyle ödenir. &#160; Uğur Mumcu’nun kaleminden dökülen mürekkep daha kurumadan, sokak ortasında vuruldu Musa Anter. Bir “Ape Musa” vardı Diyarbakır’da, kelimeleri Kürtçe, yüreği Anadolu kadimiydi. “Ben barışı yazıyorum” demişti. Onu da barışa hasret &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">Bu ülkede gazeteci olmak, her sabah evden çıkarken vedalaşmadan gitmemektir.</div>
<div dir="auto">Bir fotoğraf makinesiyle değil, kefenle işe gitmektir.</div>
<div dir="auto">Çünkü burada haber, sadece yazılmaz, bedeniyle ödenir.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Uğur Mumcu’nun kaleminden dökülen mürekkep daha kurumadan, sokak ortasında vuruldu Musa Anter.</div>
<div dir="auto">Bir “Ape Musa” vardı Diyarbakır’da, kelimeleri Kürtçe, yüreği Anadolu kadimiydi.</div>
<div dir="auto">“Ben barışı yazıyorum” demişti. Onu da barışa hasret vurdular.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ardından Metin Göktepe geldi. Bir gazete kartı, bir kamera, bir beden…Eyüp Spor Salonu’nda dayakla öldürüldü.</div>
<div dir="auto">Polis tutanaklarına “merdivenden düştü” diye geçti. Ama halkın vicdanına “hakikat uğruna can verdi” diye kazındı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Yıllar geçti, Cihan Hayırsevener Bandırma’da sokağın ortasında susturuldu. Bir yerel gazetenin “fazla doğru” haberleri bazılarını rahatsız etmişti. Oysa o, sadece adını doğru yazmak istemişti tarihin.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Sonra Hrant Dink&#8230;</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">“Bu ülkenin Ermenisiyim, bu toprağın çocuğuyum” diyordu. Agos’un önünde yere düştü. Ama sesi hala Şişli sokaklarında yankılanıyor.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">“Bir güvercin tedirginliğiyle yaşıyorum” demişti. O günden beri güvercin kanatlarıyla yas tutuyor insanlık.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bir kış günü kar topu düştü, bir bıçak saplandı. Nuh Köklü öldürüldü. Bir habercinin ölümü bile absürd bir haberdi artık.Bu ülke, kar topunu bile kana bulayabiliyordu.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Cizre’de, savaşın ortasında Rohat Aktaş, mikrofonunu bırakmadı.</div>
<div dir="auto">“Gerçeği anlatmak suçsa, suçluyum” diyordu.Bodrumlarda sıkışan seslerin arasında can verdi.</div>
<div dir="auto">Ama kalemini düşürmedi.Öyle buldular.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ve şimdi Hakan Tosun..</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Bağımsız bir gazeteci, ekranı değil, doğayı, yaşamı gözeten bir adam. Gezi’den Samandağ’a, işçi grevlerinden Akbelen’e kadar her yerdeydi. Bir gece eve dönemedi, sabah “beyin ölümü gerçekleşti” dendi.</div>
<div dir="auto">Bu ülkenin hafızasında yine aynı soru yankılandı. “Yine mi bir gazeteci?”</div>
</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">
<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">Hakan Tosun ölürken bile yaşatmayı seçti. Organlarını bağışladı. Bir kalp, başka bir bedende yeniden atacak.</div>
<div dir="auto">Bir çift göz, başka bir insanın dünyasını görecek. Bir karaciğer, bir böbrek, bir hayat…</div>
<div dir="auto">Hakan Tosun’un direnişi, bu kez damarlarla sürecek. Belki de o yüzden, bazı ölümler “son” değil, “devam”dır.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bazı insanlar, sessizlikleriyle bile çoğalır. Gazeteciler bazen haberle değil, hayatla anlatır gerçeği.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Hakan Tosun’un hikayesi de tam olarak bu. Bir yaşamı savunmanın, ölümden güçlü olduğunu kanıtlayan bir hikaye.</div>
</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">90&#8217;lı yıllarda adını bilmediğimiz onlarca Kürt gazeteci katledildi bu topraklarda. Tek sütun haber olmadı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ne diyordu şair ; Ölüm hep bize mi düşer Usta?</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Biz mi çok konuşuyoruz, yoksa onlar mı çok korkuyor?</div>
<div dir="auto">Bir haberin doğrusu bu kadar mı pahalı olur?</div>
<div dir="auto">Bir ülke, hakikatin bedelini hep gazetecisinden mi alır?</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bu topraklarda basın özgürlüğü bir masal gibi anlatılıyor artık. Her 24 Temmuz’da birkaç cümle, birkaç açıklama…</div>
<div dir="auto">Ama o açıklamaları yapanlar bile biliyor ki kalem, artık sadece yazmak için değil, direnmek için tutuluyor.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Öldüre öldüre bitiremiyorlar.</div>
<div dir="auto">Çünkü bildiği için öldürülüyor gazeteciler.</div>
<div dir="auto">Ama fikirleriyle yaşıyorlar da.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div dir="auto"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/olum-hep-bize-mi-duser-usta/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir kadının direnişi..Bir kadının boyun eğişi..</title>
		<link>https://sevmedya.com/bir-kadinin-direnisi-bir-kadinin-boyun-egisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bir-kadinin-direnisi-bir-kadinin-boyun-egisi</link>
					<comments>https://sevmedya.com/bir-kadinin-direnisi-bir-kadinin-boyun-egisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 21:25:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=45849</guid>

					<description><![CDATA[1919’un İstanbul’unda, Darülbedayi sahnesine genç bir kadın adım attı. Adı Afife Jale idi. O gün sahneye çıkması yasaktı. Çünkü o bir müslüman kadındı. Ama çıktı. &#160; Perdenin arkasında polis bekliyordu. Oyun bittiğinde sahne değil, bir hayat karardı. Afife tutuklandı, sorgulandı, işinden kovuldu. Ama bir kez sahneye çıkan, bir daha sahneden inmeyi beceremezdi. &#160; O günden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">1919’un İstanbul’unda, Darülbedayi sahnesine genç bir kadın adım attı. Adı Afife Jale idi. O gün sahneye çıkması yasaktı. Çünkü o bir müslüman kadındı. Ama çıktı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Perdenin arkasında polis bekliyordu. Oyun bittiğinde sahne değil, bir hayat karardı. Afife tutuklandı, sorgulandı, işinden kovuldu. Ama bir kez sahneye çıkan, bir daha sahneden inmeyi beceremezdi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">O günden sonra tiyatrolar arasında gizlenerek yaşadı. İsimler değişti, afişler değişti ama Afife hep aynı kaldı.</div>
<div dir="auto">Kadın sesiyle zulme meydan okuyan bir direnişti artık o.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Baskılar, sürgünler, açlık ve yalnızlık…</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Morfinle uyuşturduğu bedeninde bile sahnenin yankısı vardı. Bir zamanlar alkışlarla dolan kulakları, yıllar sonra sadece sessizliğin çınlamasıyla doldu. 1941’de Bakırköy’de, bir hastane odasında sessizce öldü.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Ama aslında ölmedi. Çünkü tiyatro dünyasında her yıl onun adıyla verilen ödül, sahnedeki her kadının yüreğinde yeniden can buluyordu. Ta ki bu yıla kadar.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bu yıl, Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alan Sükun Işıltan, sahnede iktidarın temsilcisine biat etti. Oysa Afife, sahnede sadece Tanrı’ya ve sanata eğilirdi. Onun mirası, bir rejime değil, özgürlüğe dayanırdı. Bu törende o miras, süslü bir kürsüde yalakalık cümlelerinin arasında boğuldu.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Afife Jale bir zamanlar yasağı delerek sahneye çıkmıştı, bugün onun adını taşıyan ödülü alan kadın ise, yasaya değil torpile boyun eğdi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bir zamanlar sanat, devlete karşı bir başkaldırının diliydi. Şimdi devlet, sanata cümle kurmayı öğretiyor.</div>
<div dir="auto">Bir zamanlar tiyatro, vicdanın sahnesiydi, şimdi protokolün dekoru.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ve ne acıdır ki, o büyük kadının adıyla verilen ödül, bugün kadın direnişinin değil, itaatin simgesine dönüştü.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Afife Jale bir dönemin gölgesinde değil, geleceğin ışığında yaşadı.</div>
<div dir="auto">O ışık şimdi loş, çünkü bazıları parıltıyı sandalyelere, koltuklara, makam alkışlarına sattı.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ama belki de Afife’nin ruhu hala orada, sahne perdesinin kenarında bekliyordu.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Belki de Sükun Işıtan ödül konuşmasını yaparken, sahnenin tozları arasından eğildi kulağına fısıldadı.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Eğilme kızım, ben eğilmedim.”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ama o fısıltı, yuhalamaların gürültüsünde kayboldu. Işıklar söndü.Alkışlar duyulmadı.Sahne boş kaldı.</div>
<div dir="auto">Sadece Afife’nin gölgesi yürüdü, yavaşça kulise doğru. Fonda Selahattin Pınar’ın onun için bestelediği o şarkı çalıyordu.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Bir heves miydi, bir yazgı mıydı bilmem.</div>
<div dir="auto">Her şey bittiğinde bile,</div>
<div dir="auto">İçimde hala onun perdesi kapanmadı.”</div>
</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/bir-kadinin-direnisi-bir-kadinin-boyun-egisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm nedeni:Kırık Kalp</title>
		<link>https://sevmedya.com/olum-nedenikirik-kalp/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olum-nedenikirik-kalp</link>
					<comments>https://sevmedya.com/olum-nedenikirik-kalp/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 23:48:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=45405</guid>

					<description><![CDATA[Gökyüzünün gürültüsünden adını alan Hin-mah-too-yah-lat-kekt, yani Şef Joseph, sadece bir kabile reisi değildi. O, halkını sürgün yollarında taşıyan bir bilge, umudu tükenmişken bile onuru elden bırakmayan bir filozof-şef idi. Amerika yerlisi Nez Perce halkı kendilerine Nimi’ipuu, yani “halk” derdi. Yüzyıllarca Wallowa Vadisi’nin dağlarında, nehirlerinde, çayırlarında özgür yaşadılar. Appaloosa atlarını yetiştirdiler. Toprakla uyumlu, gökle dengeli bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">Gökyüzünün gürültüsünden adını alan Hin-mah-too-yah-lat-kekt, yani Şef Joseph, sadece bir kabile reisi değildi. O, halkını sürgün yollarında taşıyan bir bilge, umudu tükenmişken bile onuru elden bırakmayan bir filozof-şef idi.</div>
<div dir="auto">Amerika yerlisi Nez Perce halkı kendilerine Nimi’ipuu, yani “halk” derdi. Yüzyıllarca Wallowa Vadisi’nin dağlarında, nehirlerinde, çayırlarında özgür yaşadılar. Appaloosa atlarını yetiştirdiler. Toprakla uyumlu, gökle dengeli bir hayat sürdürdüler.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ama 1860’larda vadilerinde altın bulundu. Altın, beyaz yerleşimcileri akın akın bölgeye çekti. ABD hükümeti kabileyle yapılan anlaşmaları defalarca bozdu. Önce geniş topraklarını daraltan rezervasyonlar çizildi, ardından tamamen terk etmeleri emredildi.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Şef Joseph’in babası, ölmeden önce oğluna, “Bu toprakları satma” diye vasiyet etmişti. Çünkü bu toprak sadece ekmek kapısı değil, aynı zamanda kutsal ataların mezarıydı. Ama Amerikan ordusunun baskısı ağırlaştığında, göç artık bir seçim değil, dayatma oldu. Bu onların tercihi değil, sömürgeci açgözlülüğün dayattığı bir yazgıydı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">1877’de, Joseph ve kabilesi 2.000 kilometrelik bir yolculuğa çıktı. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar. At sırtında ya da yürüyerek Kanada’ya ulaşmaya çalıştılar. Çünkü orada Sitting Bull’un Sioux halkı vardı, özgürlüğün belki de son sığınağıydı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bu yolculuk, sadece bir askeri geri çekilme değil, insan ruhunun dayanıklılığının destanıydı. Çarpışmalarda, Nez Perce savaşçıları sayıca çok üstün Amerikan birliklerini defalarca şaşırttı. Joseph ise savaşçılığından çok zekâsı ve stratejisiyle tarihe geçti.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ama Kanada sınırına yalnızca 65 kilometre kala, açlık, soğuk ve yorgunluk halkı tüketti. O an Joseph, tarihe geçen sözlerini söyledi;</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Artık savaşmayacağım. Yüreğim kırık. Çocuklarım soğuktan ölüyor. Şeflerimden bazıları öldü. Artık sonsuza kadar savaşmayacağım.”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bu, sadece bir teslimiyet değil, insanın kendi sınırlarını kabul edişiydi. Filozofların dediği gibi: “İnsanın elinde olan, yalnızca tavrıdır.” Joseph’in tavrı onurdu. Teslimiyetten sonra halkı sürgüne gönderildi. Joseph defalarca Washington’a giderek ABD başkanlarına yalvardı. “Halkıma topraklarını geri verin.” Ama cevapsız kaldı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Eylül 1904’te öldüğünde doktor raporuna “ölüm sebebi: kırık kalp” yazıldı. Ama aslında onun kalbi kırılmadı. Kalbi, insanlığın hafızasına mühürlendi. Onun sözlerinde kendi çağımızın yankılarını duyuyoruz. Göç yollarında yiten çocukları, topraklarından sürülen halkları, adalet arayışını.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Toprak kimsenin malı değildir. Biz, sadece onun misafiriyiz. Özgürlük, bir halkın nefesi kadar vazgeçilmezdir. Barış, savaşın değil, bilgelikle yürüyenlerin mirasıdır. Beyaz adamlardan birçok söz duydum ama hiçbiri yapılamadı.</div>
<div dir="auto">Güzel sözler uzun sürmedikçe birşey ifade etmezler. Konuşmaktan yoruldum ve bunlar kalbimi yaraladı.</div>
<div dir="auto">Birçok güzel söz ve yerine getirilmeyen söz hatırlıyorum. Bunlar konuşmaya layık olmadıkları halde konuşanların sözleriydi.&#8221;</div>
</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/olum-nedenikirik-kalp/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kirli dosyaların gölgesinde siyaset</title>
		<link>https://sevmedya.com/kirli-dosyalarin-golgesinde-siyaset/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kirli-dosyalarin-golgesinde-siyaset</link>
					<comments>https://sevmedya.com/kirli-dosyalarin-golgesinde-siyaset/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 22:36:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sedat Kaya Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=44717</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Yılların CHP&#8217;lisi Nazmiye Halvaşi sosyal medyada paylaştığı yazısında siyasetin karanlık yüzünü açığa çıkaran çarpıcı bir anekdot anlattı. &#160; Yıl 1998.. Nazmiye Halvaşi, CHP’nin 28. Olağan Kurultayı’nda, genç yaşında Parti Meclisi’ne seçiliyor. Deniz Baykal’ın listesini delip giren yedi kişiden biri. Altmış kişilik masada çoğunluk değiller ama gündemi belirleyen konuşmalar hep onlardan geliyor. &#160; Halvaşi’nin anlattığı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl" dir="auto">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl" data-ad-rendering-role="story_message">
<div id="_r_2ag_" class="x1l90r2v x1iorvi4 x1g0dm76 xpdmqnj" data-ad-comet-preview="message" data-ad-preview="message">
<div class="x78zum5 xdt5ytf xz62fqu x16ldp7u">
<div class="xu06os2 x1ok221b">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl">
<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Yılların CHP&#8217;lisi Nazmiye Halvaşi sosyal medyada paylaştığı yazısında siyasetin karanlık yüzünü açığa çıkaran çarpıcı bir anekdot anlattı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Yıl 1998.. Nazmiye Halvaşi, CHP’nin 28. Olağan Kurultayı’nda, genç yaşında Parti Meclisi’ne seçiliyor. Deniz Baykal’ın listesini delip giren yedi kişiden biri. Altmış kişilik masada çoğunluk değiller ama gündemi belirleyen konuşmalar hep onlardan geliyor.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Halvaşi’nin anlattığı bir sahne aslında Türkiye’de siyasetin nasıl bir bataklık olduğunu gözler önüne seriyor. Parti Meclisi toplantısı öncesi, projelerinden birini anlatmak için Genel Sayman Mahmut Yıldız’ın odasına giriyor. Baykal’ın kurmayları da orada. Projesini anlatıyor. Dinliyorlar ama tek kelime etmiyorlar. O sırada Mehmet Sevigen ayağa kalkıyor.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">-Halvaşi, sen siyaset yapmak istiyorsun değil mi?</div>
<div dir="auto">-Yapıyorum!</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">İşte siyasetin kanlı canlı gerçeği orada yüzüne vuruluyor.</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">“Yok, böyle projeyle falan olmaz. Siyasette ilerlemenin iki yolu vardır. Ya ilçende üye yapıp delegeyi, yönetimi ele geçirirsin… Ya da elimizde seninle ilgili bir dosya olur. Senin hiçbir açığın yok, dosyan yok. O zaman seni kim, nasıl durdurabilir? Mutlaka bir açığın olmalı!”</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Tokat gibi bir söz. Bir genç siyasetçi için perde ardındaki gerçeğin ta kendisi. İşte dosyalarla yönetilen, dosyalarla susturulan, dosyalarla esir alınan siyaset düzeni.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Halvaşi’nin anlattıkları sadece 90’ların CHP’sine değil, bugünün Türkiye’sine de ışık tutuyor. Eğer siyasette aklın almadığı şeyler oluyorsa, bilin ki ortada dosyalar vardır. Bu ülkenin her yerinde, dünyanın her köşesinde, şirketlerden devletlere kadar… Güç, liyakatle değil, birilerinin elindeki kirli dosyalarla kuruluyor.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Halvaşi diyor ki; Bugün CHP’nin 38. Kurultayı iktidarın kâbusu olduysa sebep budur. Çünkü bu kez dosyalar yoktu. Delegeler kendi iradeleriyle karar verdiler. Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde ilk kez bir genel başkan, delege oylarıyla koltuğunu kaybetti. Ve iktidar, elinde dosya olmayınca, bu kez hukuku yerle bir etti. “Akıl almaz işler” yaparak CHP’nin kapısına kilit vurmak için geçmişi didik didik etmeye başladı.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">En acısı ne biliyor musunuz? İktidarın elinde dosyası olanlar, kendi partisine ihanet ediyor.</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
<div dir="auto">Kayyımı kabul ederek küçülüyorlar. Dosyası olmayanlar ise halkın vicdanına güvenerek yol yürüyor.</div>
<div dir="auto">CHP&#8217;deki son gelişmelere bu açıdan da bakmak gerek.</div>
</div>
<div dir="auto">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div id="_r_2ah_" class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6">
<div class="x1nb4dca x1q0q8m5 xso031l x1exxf4d x13fuv20 x178xt8z x1ey2m1c xtijo5x x1o0tod x47corl x10l6tqk x13vifvy"><strong>Sedat Kaya</strong></div>
<div class="x1ey2m1c xtijo5x x1o0tod xg01cxk x47corl x10l6tqk x13vifvy x1ebt8du x19991ni x1dhq9h x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh" role="none" data-visualcompletion="ignore">&nbsp;</div>
</div>
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x6ikm8r x10wlt62">&nbsp;</div>
</div>
</div>
<div>
<div class="xabvvm4 xeyy32k x1ia1hqs x1a2w583 x6ikm8r x10wlt62" data-visualcompletion="ignore-dynamic">
<div class="x1n2onr6">
<div class="x6s0dn4 xi81zsa x78zum5 x6prxxf x13a6bvl xvq8zen xdj266r xat24cr x1c1uobl xyri2b x1diwwjn xbmvrgn x1yrsyyn x18d9i69">
<div class="x6s0dn4 x78zum5 x1iyjqo2 x6ikm8r x10wlt62">
<div class="x1i10hfl x1qjc9v5 xjbqb8w xjqpnuy xc5r6h4 xqeqjp1 x1phubyo x13fuv20 x18b5jzi x1q0q8m5 x1t7ytsu x972fbf x10w94by x1qhh985 x14e42zd x9f619 x1ypdohk xdl72j9 x2lah0s x3ct3a4 xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x2lwn1j xeuugli xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6 x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1ja2u2z x1t137rt x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh x3nfvp2 x1q0g3np x87ps6o x1lku1pv x1a2a7pz" tabindex="0" role="button" aria-label="Beğen: 216 kişi"><img decoding="async" class="x16dsc37" role="presentation" src="data:;base64,<svg fill='none' xmlns='http://www.w3.org/2000/svg' viewBox='0 0 16 16'><path d='M16.0001 7.9996c0 4.418-3.5815 7.9996-7.9995 7.9996S.001 12.4176.001 7.9996 3.5825 0 8.0006 0C12.4186 0 16 3.5815 16 7.9996Z' fill='url(#paint0_linear_15251_63610)'/><path d='M16.0001 7.9996c0 4.418-3.5815 7.9996-7.9995 7.9996S.001 12.4176.001 7.9996 3.5825 0 8.0006 0C12.4186 0 16 3.5815 16 7.9996Z' fill='url(#paint1_radial_15251_63610)'/><path d='M16.0001 7.9996c0 4.418-3.5815 7.9996-7.9995 7.9996S.001 12.4176.001 7.9996 3.5825 0 8.0006 0C12.4186 0 16 3.5815 16 7.9996Z' fill='url(#paint2_radial_15251_63610)' fill-opacity='.5'/><path d='M7.3014 3.8662a.6974.6974 0 0 1 .6974-.6977c.6742 0 1.2207.5465 1.2207 1.2206v1.7464a.101.101 0 0 0 .101.101h1.7953c.992 0 1.7232.9273 1.4917 1.892l-.4572 1.9047a2.301 2.301 0 0 1-2.2374 1.764H6.9185a.5752.5752 0 0 1-.5752-.5752V7.7384c0-.4168.097-.8278.2834-1.2005l.2856-.5712a3.6878 3.6878 0 0 0 .3893-1.6509l-.0002-.4496ZM4.367 7a.767.767 0 0 0-.7669.767v3.2598a.767.767 0 0 0 .767.767h.767a.3835.3835 0 0 0 .3835-.3835V7.3835A.3835.3835 0 0 0 5.134 7h-.767Z' fill='#fff'/><defs><radialGradient id='paint1_radial_15251_63610' cx='0' cy='0' r='1' gradientUnits='userSpaceOnUse' gradientTransform='rotate(90 .0005 8) scale(7.99958)'><stop offset='.5618' stop-color='#0866FF' stop-opacity='0'/><stop offset='1' stop-color='#0866FF' stop-opacity='.1'/></radialGradient><radialGradient id='paint2_radial_15251_63610' cx='0' cy='0' r='1' gradientUnits='userSpaceOnUse' gradientTransform='rotate(45 -4.5257 10.9237) scale(10.1818)'><stop offset='.3143' stop-color='#02ADFC'/><stop offset='1' stop-color='#02ADFC' stop-opacity='0'/></radialGradient> 	<linearGradient id='paint0_linear_15251_63610' x1='2.3989' y1='2.3999' x2='13.5983' y2='13.5993' gradientUnits='userSpaceOnUse'><stop stop-color='#02ADFC'/><stop offset='.5' stop-color='#0866FF'/><stop offset='1' stop-color='#2B7EFF'/></linearGradient></defs></svg>&#8221; width=&#8221;18&#8243; height=&#8221;18&#8243;></div>
<div class="x1i10hfl x1qjc9v5 xjbqb8w xjqpnuy xc5r6h4 xqeqjp1 x1phubyo x13fuv20 x18b5jzi x1q0q8m5 x1t7ytsu x972fbf x10w94by x1qhh985 x14e42zd x9f619 x1ypdohk xdl72j9 x2lah0s x3ct3a4 xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x2lwn1j xeuugli xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x1n2onr6 x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1ja2u2z x1t137rt x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh x3nfvp2 x1q0g3np x87ps6o x1lku1pv x1a2a7pz" tabindex="0" role="button" aria-label="Muhteşem: 28 kişi"><img decoding="async" class="x16dsc37" role="presentation" src="data:;base64,<svg fill='none' xmlns='http://www.w3.org/2000/svg' viewBox='0 0 16 16'><g clip-path='url(#clip0_15251_63610)'><path d='M15.9963 8c0 4.4179-3.5811 7.9993-7.9986 7.9993-4.4176 0-7.9987-3.5814-7.9987-7.9992 0-4.4179 3.5811-7.9992 7.9987-7.9992 4.4175 0 7.9986 3.5813 7.9986 7.9992Z' fill='url(#paint0_linear_15251_63610)'/><path d='M15.9973 7.9992c0 4.4178-3.5811 7.9992-7.9987 7.9992C3.5811 15.9984 0 12.417 0 7.9992S3.5811 0 7.9986 0c4.4176 0 7.9987 3.5814 7.9987 7.9992Z' fill='url(#paint1_radial_15251_63610)'/><path d='M7.9996 5.9081c-.3528-.8845-1.1936-1.507-2.1748-1.507-1.4323 0-2.4254 1.328-2.4254 2.6797 0 2.2718 2.3938 4.0094 4.0816 5.1589.3168.2157.7205.2157 1.0373 0 1.6878-1.1495 4.0815-2.8871 4.0815-5.159 0-1.3517-.993-2.6796-2.4254-2.6796-.9811 0-1.822.6225-2.1748 1.507Z' fill='#fff'/></g><defs><radialGradient id='paint1_radial_15251_63610' cx='0' cy='0' r='1' gradientUnits='userSpaceOnUse' gradientTransform='matrix(0 7.9992 -7.99863 0 7.9986 7.9992)'><stop offset='.5637' stop-color='#E11731' stop-opacity='0'/><stop offset='1' stop-color='#E11731' stop-opacity='.1'/></radialGradient> 	<linearGradient id='paint0_linear_15251_63610' x1='2.3986' y1='2.4007' x2='13.5975' y2='13.5993' gradientUnits='userSpaceOnUse'><stop stop-color='#FF74AE'/><stop offset='.5001' stop-color='#FA2E3E'/><stop offset='1' stop-color='#FF5758'/></linearGradient><clipPath id='clip0_15251_63610'><path fill='#fff' d='M-.001.0009h15.9992v15.9984H-.001z'/></clipPath></defs></svg>&#8221; width=&#8221;18&#8243; height=&#8221;18&#8243;></div>
<div>
<div class="x1i10hfl xjbqb8w x1ejq31n x18oe1m7 x1sy0etr xstzfhl x972fbf x10w94by x1qhh985 x14e42zd x9f619 x1ypdohk x3ct3a4 xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh x1n2onr6 x87ps6o x1lku1pv x1a2a7pz x1heor9g xnl1qt8 x6ikm8r x10wlt62 x1vjfegm x1lliihq" tabindex="0" role="button">&nbsp;</div>
</div>
</div>
<div class="x9f619 x1ja2u2z x78zum5 x2lah0s x1n2onr6 x1qughib x1qjc9v5 xozqiw3 x1q0g3np x1ws5yxj xw01apr x4cne27 xifccgj x123j3cw xs9asl8">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/kirli-dosyalarin-golgesinde-siyaset/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
