<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muammer Toprakçı Yazısı &#8211; Sevmedya</title>
	<atom:link href="https://sevmedya.com/category/yazarlarimiz/muammer-toprakci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sevmedya.com</link>
	<description>Haber ve Magazin Portal</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 21:22:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sevmedya.com/wp-content/uploads/2022/08/cropped-sevmedya-logo-3-150x150.jpg</url>
	<title>Muammer Toprakçı Yazısı &#8211; Sevmedya</title>
	<link>https://sevmedya.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bugün günlerden futbol</title>
		<link>https://sevmedya.com/bugun-gunlerden-futbol/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bugun-gunlerden-futbol</link>
					<comments>https://sevmedya.com/bugun-gunlerden-futbol/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 21:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=52959</guid>

					<description><![CDATA[Hafta içi&#160; İstanbul’da,Aston Villa ve Freiburg arasında oynanan ve kupayı İngiliz takımının aldığı UEFA Avrupa Ligi final maçının ardından gelin bugün futbol yazıp konuşalım… Türkiye liglerinde de şampiyonlar, çıkan ve düşen takımlar belli oldu. Süper Lig’de şampiyon Galatasaray… Türkiye Kupası&#8217;nda Trabzonspor.. Yazı öncesi şunu belirteyim, ben de futbolu severek seyredenlerdenim. Çocukluğum Göztepe maçları ile geçti… &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hafta içi&nbsp; İstanbul’da,Aston Villa ve Freiburg arasında oynanan ve kupayı İngiliz takımının aldığı UEFA Avrupa Ligi final maçının ardından gelin bugün futbol yazıp konuşalım…</p>
<p>Türkiye liglerinde de şampiyonlar, çıkan ve düşen takımlar belli oldu.<br />
Süper Lig’de şampiyon Galatasaray… Türkiye Kupası&#8217;nda Trabzonspor..</p>
<p>Yazı öncesi şunu belirteyim, ben de futbolu severek seyredenlerdenim.<br />
Çocukluğum Göztepe maçları ile geçti…<br />
Metin Oktay’la birlikte Galatasaray taraftarı oldum.(Futbolu bıraktıktan sonra kendisini tanıma,sohbet etme,tavla maçları yapma mutluluğunu da yaşadım.)</p>
<p>Futbol’a farklı yaklaşımlar var. Yazayım, yorum sizin…</p>
<p>Yaygın bir terimdir: “Futbol toplumların afyonudur.”<br />
Marks’ın bir cümlesinin içindeki, “Din toplumların afyonudur.” sözüne izafeten üretilmiştir…<br />
(Oysa,Karl Marks’ın cümlesinin aslı: “Din,baskı altında ezilen insanın iç çekişi,kalpsiz bir dünyanın kalbi ve ruhsuz koşulların ruhu,halkın afyonudur.”)</p>
<p>Portekiz’in faşist diktatörü Salazar’ın da; “Ben ülkeyi üç F ile yönettim :<br />
Fado,Futbol,Fatima<br />
(Müzik-Şölen,Futbol,Din)”<br />
dediği söylenir…</p>
<p>Bu düşünceyi savunanlar futbolu, insanları ekonomik ve sosyal gerçek sorunlarından uzaklaştıran ve uyutan bir araç olarak görüyorlar…</p>
<p>Oynanacak maçtan üç gün önce maçın analizini yapma,maç günü maçı konuşma,maçtan sonraki üç gün de maçı yorumlama…(Herkes en iyi antrenör ya da maç analisti!)</p>
<p>Ne ekonomik kriz,ne işsizlik,ne açlık ve yoksulluk ne de isan hakları ihlalleri ve hukuksuzluk!..<br />
Kitleleri meşgul eden,insanları toplumsal sorunlardan uzaklaştıran en önemli gündem maç!..</p>
<p>Her yıl olduğu gibi bu yıl da, şampiyonluk sonrası binlerce, onbinlerce insan,yalnız İstanbul’da değil,ülkenin dört bir yanında sokaklara döküldü,başta Taksim olmak üzere meydanları doldurdu…</p>
<p>Ne karışan,ne görüşen…<br />
Oysa…<br />
1 Mayıs’da Taksim Meydanı’na çıkmak mı?..</p>
<p>Ekonomik demokratik hakların için…<br />
Ulusal değerlerine sahip çıkmak,doğayı korumak için…<br />
Haksızlığa,hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı sesini yükseltmek için…<br />
Gözaltına alınan ya da tutuklanan işçi,öğretmen,gazeteci,yazar,aydın,sendikacı,siyasetçiye<br />
destek için…<br />
Yürüyüş ve miting yapmak, sokakları,meydanları doldurmak mı?..</p>
<p>Sonuçlarını görüyoruz…<br />
(İthal ettiklerimiz arasında biber gazının da önemli bir yeri var mı?!..)</p>
<p>Ayrıca bugün futbol,spordan öte çok büyük paraların döndüğü bir endüstri haline geldi.<br />
Sportiflikten endüstriyelliğe evrildi…Başta hisse senetleri piyasası,hayatın en önemli alanlarına yayılan bir işkolu oldu…</p>
<p>Benim de kendimi yakın bulduğum diğer görüşe gelince…</p>
<p>İngiltere de sanayi devrimi dönemi…<br />
İşçi sınıfı ağır çalışma koşullarında yoksul bir hayat sürüyor…<br />
Ve emekçi sınıfın eğlencesi olarak doğuyor futbol….<br />
İngiltere’de ilk klüpleri, liman ve fabrika işçileri kuruyorlar.</p>
<p>İtalya’da Komünist Parti’nin doğduğu kent Livorno’da, liman işçilerinin kurduğu ve simge olarak orak-çekiç’i kullanan Livorno klübü gibi…Taraftarlar her maçta ‘Kızıl Bayrak(Bandiera Rossa)<br />
marşını söylerler:</p>
<p>“İleri işçiler,yoldaşlar ileri<br />
Kızıl bayrağımız sınırlar aşıyor…<br />
Bayrağımız önde yürüyoruz<br />
Hedef sosyalizm ve hürriyet..”</p>
<p>Adana’da demiryolu işçilerinin kurduğu Adana Demirspor gibi…<br />
(Anımsıyorum, Adana Demirspor kardeş takım Livorno’yu davet etmiş ve Adana’da bir dostluk maçı oynamışlardı.Galiba dostlukla,golsüz beraberlikle bitmişti…)</p>
<p>İki taştan yapılma kale…<br />
Meşini,plastiği yoksa bezden yapılma bir top…<br />
Böylesi basit bir ekipmanla,bir tesise gerek duymadan;<br />
sokakta,tarlada herkesin eşit şartlarda mücadele ettiği bir oyun değil mi futbol?..</p>
<p>Bireyselliğe karşı ortak hareket ederek, hedefe odaklanmayı gerektiren;<br />
özünde işbirliğine dayanan,yardımlaşma ve dayanışmanın sonuca götürdüğü bir spor değil mi futbol?..</p>
<p>Benim gibi çocukluğu gecekondu semtinde geçenler anımsarlar.<br />
En büyük eğlencemiz mahalle maçları değil miydi?..<br />
(Gazozuna!..)</p>
<p>O yaşlarda hangimizin formalı takım fotoğrafımız yok ki…</p>
<p>(Tenis kortu,golf sahası vardı da biz mi oynamadık!..Havuz vardı da biz mi su topu maçı yapmadık?..)</p>
<p>Ne diyor Che Guevara?<br />
“Futbol sadece basit bir oyun değildir; o kitleleri eğitmek ve devrimci bir disiplin aşılamak için kullanılan kollektif bir araç ve devrimin silahıdır…”</p>
<p>Peki İtalyan felsefeci ve siyaset teorisyeni sosyalist filozof Antonio Negri ne diyor?</p>
<p>“Devrim yapmayı da,futbol oynamayı da seviyorum…”</p>
<p>Ayrıca tribünler ve yeşil sahalar antik demokratik uygulamalar; baskı,zulüm ve faşizme karşı direniş alanları olmadı mı?..</p>
<p>Stadyumlar, insanların tepkilerini kollektif olarak yansıtabildikleri arenalar haline gelmiyor mu?..<br />
Özellikle baskının yoğunlaştığı dönemlerde kitlelerin toplu ses verebildikleri kanallardan biri de futbol sahaları değil mi?..</p>
<p>“Her Yer Taksim, Her Yer Direniş!..”<br />
“Özgür Filistin!”…gibi sloganlar tribünleri dolduran seyirciler tarafından atılmadı mı? Atılmıyor mu?..<br />
Ulusal Bayramların coşkuları tribünlerde de hayat bulmuyor mu?..</p>
<p>Ezcümle…<br />
Futbolu seviyorum.<br />
Sydney’de,saat farkı nedeniyle gece saat 3 ya da 4’de kalkıp Türkiye’deki maçları seyrediyorum…</p>
<p>Üst üste dört yılı bir kez daha olmak üzere, 26. kez şampiyon olan Galatasaray’ı , kupayı kazanan Trabzonspor&#8217;u ve diğer liglerin şampiyonlarını kutluyorum…</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/bugun-gunlerden-futbol/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başka bir dünya mümkün mü?</title>
		<link>https://sevmedya.com/baska-bir-dunya-mumkun-mu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=baska-bir-dunya-mumkun-mu</link>
					<comments>https://sevmedya.com/baska-bir-dunya-mumkun-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2026 01:35:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=52832</guid>

					<description><![CDATA[Güneş bulutların arasından sıyrıldıkça, sıcacık ışınlarını serpiyor üzerimize… Çevremizdeki ağaçlarda kuşların dinmeyen cıvıltıları… Ötelerden, kookaburraların (yalı çapkını cinsi, ötüşü kahkahayı andıran kuş) kıkırdayarak başlatıp giderek koyverdikleri kahkahaları, kuşların şarkılarına eşlik ediyor. Ve önümüzden geçen her tekne ve vapurun yarattığı minik dalgaların, kıyıya ulaştıklarındaki şıpırtıları ve çıkardıkları bembeyaz köpükcükler bu senfoniyi tamamlıyor… Yaşamın ve doğanın bize &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş bulutların arasından sıyrıldıkça, sıcacık ışınlarını serpiyor üzerimize…</p>
<p>Çevremizdeki ağaçlarda kuşların dinmeyen cıvıltıları…</p>
<p>Ötelerden, kookaburraların (yalı çapkını cinsi, ötüşü kahkahayı andıran kuş) kıkırdayarak başlatıp giderek koyverdikleri kahkahaları, kuşların şarkılarına eşlik ediyor.</p>
<p>Ve önümüzden geçen her tekne ve vapurun yarattığı minik dalgaların, kıyıya ulaştıklarındaki şıpırtıları ve çıkardıkları bembeyaz köpükcükler bu senfoniyi tamamlıyor…</p>
<p>Yaşamın ve doğanın bize bahşettiği bu güzelliğin içinde biz; ABD-İsrail emperyalist-faşist haydutluğunun İran’a saldırısı özelinde savaşı, savaşları,acı çeken insanları,insanlığı konuşuyor,onların çektikleri acıları yüreğimizde hissediyoruz…</p>
<p>Yurtsever bir halkın, emperyal haydutlara karşı anayurdunu nasıl koruduğunu İranlılar bize bir kez daha gösteriyor…</p>
<p>Kurtuluş Savaşımızda halkımızın yaptığı gibi…Vietnam halkının ve benzer halkların yaptıkları gibi…</p>
<p>Bırakın ülkelerini terketmeyi, ülkelerini korumak için yurtdışında yaşayan İranlıların bir kısmı-ki aralarında rejim karşıtları da var-yurtlarına geri dönüyorlar…</p>
<p>Molla rejiminin en büyük&nbsp; karşıtlarından İran Komünist Partisi(Tudeh)de,emperyalist saldırıya karşı anayurdu koruma savaşına destek veriyor…</p>
<p>Savaşlar yalnız ölüm getirmiyor.</p>
<p>Hele de çocukların ölümü…</p>
<p>(ABD-İsrail haydutları, bırakın sivil insanların konutlarını bombalamayı; anaokullarına,</p>
<p>okullara,üniversitelere, hastanelere,su ve enerji kaynaklarına füze yağdırabiliyor.)</p>
<p>Ölenler bir yana,savaş sonrası birçok insan yaşamı sakat olarak sürdürmek zorunda kalıyor…</p>
<p>Savaşın yıkıntıları,milyonlarca insanı evsiz barksız bırakıyor…</p>
<p>İnsanlar yerlerinden yurtlarından ayrılmak zorunda kalıyorlar…</p>
<p>Göç ve sığınma acıları,çaresizlik…</p>
<p>Doğanın tahribatı…</p>
<p>Ekonomik çöküntü…</p>
<p>Ve açlık,yokluk,yoksulluk…</p>
<p>Bir kez daha sorguluyoruz:</p>
<p>Başka bir dünya mümkün mü?..</p>
<p>Savaşların,silahların olmadığı…</p>
<p>“Silahları yandırın, arşa çıksın tütsüsü, her obada her bir evde ,kanat açsın sulh sözü…”</p>
<p>Sömürü ve eşitsizliklerin sona erip, insanların yeterli gıdaya ulaştıkları, açlık ve yoksulluğun ortadan kalktığı…</p>
<p>Adalet ve hakça paylaşımın gerçekleştiği…</p>
<p>Hırsın yerini dayanışmanın, nefretin yerini sevginin aldığı…</p>
<p>Sınıf farklılıklarının ortadan kalktığı, insanların eşitlikçi bir toplumda huzur içinde yaşadığı…</p>
<p>Adil bir dünya mümkün mü?..</p>
<p>Doğanın kanunu bu!&nbsp; diyen de var…</p>
<p>Adem ve Havva’nın iki oğlundan Kabil’in Habil’i öldürdüğünü söyleyip, o gün başlayan kavganın, savaşın bugün ve yarın da süreceğine inananlar da var…</p>
<p>Diyalektik ve tarihsel materyalizmi benimseyenler ise neyi görüyorlar?</p>
<p>İnsanlık tarihi,sınıf çatışmalarının ve savaşların tarihi…</p>
<p>Savaşlar,kapitalist-emperyalist sistemin sigortası…</p>
<p>Kaynaklar sınırlı,üretim arzusu sınırsız oldukça…</p>
<p>Artı değer sömürüsü, kapitalizmin çok yönlü yapısal krizleri, sermaye birikimi süreci, doğal kaynaklara erişim ve pazar paylaşım hırsı, silah tekellerinin ölüme endeksli kar çılgınlığı sürdükçe…</p>
<p>Savaşlar da sürüyor…</p>
<p>1789 Fransız Burjuva Devrimi neyi amaçladı?</p>
<p>Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik…</p>
<p>Gerçekleşti mi?..</p>
<p>1917 Sovyet Sosyalist Devrimi neyi amaçladı?</p>
<p>Sınıfsız sömürüsüz bir dünya…</p>
<p>İki sistemli bir dünyada, görece bir denge oluşmuştu.</p>
<p>Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla bu denge de çöktü…</p>
<p>Sosyalist sistem, emperyalizmin doğrudan ya da dolaylı saldırı ve işgal girişimlerine karşı bir güç idi. Tek kutuplu küresel dünyada azgın sömürü, çatışma ve savaşlar aldı başını gitti…</p>
<p>Şimdilerde emperyalist haydutluğun patronu ABD, Çin’in yükselen gücü ve Bricks (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Kazakistan, Güney Afrika ile başlayıp,yeni katılan ülkelerle sürekli artan birliktelik) ve benzeri birliktelikler,Asya,Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan ‘Kuşak Yol’ projesi ile doların eğemenliğinin giderek sınırlandırılması karşısında iyice hırçınlaşıp saldırganlığını pervasızlaştırdı…</p>
<p>Uluslararası hukuku da evrensel insan&nbsp; haklarını da tınmıyor, parçalayıp atıyor…</p>
<p>İran’da bozguna uğrarsa bunun etkilerini yaşayıp göreceğiz…</p>
<p>Yeniden başlıktaki soruya dönersek; emperyalist-kapitalist sistem sürdükçe, savaşların da süreceğini yaşam bize yaşattığı acılarla gösteriyor…</p>
<p>Bu sistem, azgın sömürü,otoriter-faşist yönetimler;ölüm,yıkım ve yoksulluk demek…</p>
<p>Sovyet sosyalizmi çöktü.</p>
<p>Ama sosyalizm inancı yaşıyor.</p>
<p>Özünü koruyarak, teknolojik devrimin üretim güçleri ve ilişkilerini yeniden şekillendirdiği günümüzde nasıl bir tasarım,nasıl bir sosyalizm olabileceğini yaşamın dayattığı deneylerle göreceğiz…</p>
<p>Savaş’ın karşıtı Barış…</p>
<p>Ona erişebilmek de ancak, savaşı yaratan bu sistemi ortadan kaldırmak için yürütülecek savaşımla mümkün…</p>
<p>Ütopik görülebilir…</p>
<p>Ben birgün gerçekleşeceğine inanıyor ve hala bu inanç için mücadele ediyorum…</p>
<p>Bugün uzağımızda duruyor görülebilir…</p>
<p>Yarın ya da&nbsp; mutlaka bir gün kötülük yenilecek iyilik kazanacak…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/baska-bir-dunya-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herşeyden üstün namusumuz var !</title>
		<link>https://sevmedya.com/herseyden-ustun-namusumuz-var/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=herseyden-ustun-namusumuz-var</link>
					<comments>https://sevmedya.com/herseyden-ustun-namusumuz-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 00:25:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=52677</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’de Cumhuriyet Meydanı’nı Montrö Meydanı’na bağlayan cadde ‘Şehit Nevres Bulvarı’ dır. Konak Meydanı’nda da;sağ elinde tabanca,sol elinde bayrak ile ‘İlk Kurşun -Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı’ vardır. Kimdir Şehit Nevres ve Hasan Tahsin? İstanbul Bülbüldere’deki aile mezarlığında da gıyabi bir anıt vardır. Ne yazıyor taşında? “İzmir’de işgalci düşmana ilk kurşunu atan hürriyet kahramanı mukaddes şehit gazeteci &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de Cumhuriyet Meydanı’nı Montrö Meydanı’na bağlayan cadde ‘Şehit Nevres Bulvarı’ dır.</p>
<p>Konak Meydanı’nda da;sağ elinde tabanca,sol elinde bayrak ile ‘İlk Kurşun -Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı’ vardır.</p>
<p>Kimdir Şehit Nevres ve Hasan Tahsin?</p>
<p>İstanbul Bülbüldere’deki aile mezarlığında da gıyabi bir anıt vardır.</p>
<p>Ne yazıyor taşında?</p>
<p>“İzmir’de işgalci düşmana ilk kurşunu atan hürriyet kahramanı mukaddes şehit gazeteci Osman Nevres (Hasan Tahsin Recep) ruhuna fatiha “</p>
<p>Osman Nevres yani Hasan Tahsin…</p>
<p>15 Mayıs 1919’da İzmir’e, Kordonboyu’ndan çıkarma yapan işgalci Yunan ordusuna ilk kurşunu atarak,atının üstünde bayrağı taşıyan bayraktarı öldürüp,milli mücadeleyi ateşleyen,direnişi tetikleyen gazetecidir.</p>
<p>Kurşunlanarak,ardından dipçiklenerek,şu anda anıtının bulunduğu yerde öldürülür.</p>
<p>İzmir’de işgale karşı direnişin sembolüdür.</p>
<p>Osman Nevres ,Selanik doğumludur .İlk öğrenimini M.Kemal Atatürk’ün de gittiği Şemsi Efendi mektebinde görür. Burslu olarak Paris Sorbonne Üniversitesi Siyasal Bilimler Akademisi’nde eğitimini tamamlar…</p>
<p>Paris’teyken, İtalyanların Osmanlı’ya bağlı Trablusgarp’ı işgal etmeleri üzerine,Fransız gazetelerine işgali kınayan yazılar yazar, toplantı ve mitingler düzenler.</p>
<p>Ülkeye dönüşünde gizli devlet örgütü Teşkilat-ı Mahsusa’da görev alır.</p>
<p>Teşkilat kendisine örgütsel ad olarak,efsane üyelerinden Yüzbaşı Hasan Tahsin’in adını verir.</p>
<p>Balkan ülkelerini Osmanlı’ya karşı kışkırtan İngiliz gizli servis ajanları Buxton kardeşlerin çalışmalarını önlemek ve onları etkisiz hale getirmekle görevlendirilir.</p>
<p>Romanya Kralı Carol’un cenaze töreni sırasında, Bükreş’te iki kardeşe suikast düzenler,birini yaralar.</p>
<p>Yakalanır.Hapse atılır,ağır ceza alır ama 1.Dünya Savaşı’nda, Galiçya seferi sırasında Bükreş’e giren Osmanlı askerleri tarafından kurtarılır.</p>
<p>İzmir’e gelerek ‘Hukuk-u Beşer’ gazetesini çıkarmaya başlar.</p>
<p>Nedir Hukuk-u Beşer?</p>
<p>İnsan Hakları…</p>
<p>Gazetenin logosunda ne yazar?</p>
<p>“İnsan hukukunun savunucusu,hakikatten ayrılmayan,insanlığa hizmet eden hür bağımsız gazetedir.”</p>
<p>Paris’te iken sol düşüncelerle tanışan Hasan Tahsin,kendini sosyalist olarak tanımlar.</p>
<p>“Zalim sınıfların karşısında,onları hak vermeye zorlayan;mazlum sınıfların yanında,onların emeklerinin karşılığını&nbsp; almalarının gerekliliği savunan bir politika yürüteceğini”yazar…</p>
<p>Emperyalizme karşı mazlum ulusların yanında olduğunu belirtir…</p>
<p>Gazete haksızlıklara karşı direnecektir…</p>
<p>Şöyle yazar:</p>
<p>“Biz meslek itibarıyla tekrar edelim,sosyal adalet ve ekonomik denge esasını isteyenlerdeniz.Yani kelimenin bütün manasıyla sosyalistiz…”</p>
<p>9 Mart 1919 tarihli yazısında da şunları yazıyor:</p>
<p>“Milliyet esasını sosyalizmin reddetmediğini, binaenaleyh namuslu sosyalistlerin evvela milliyetperver(yurtsever) olmaları zarureti büyük bir belagat ve kuvvetle bilinmelidir…”</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı sırasında vurgun vurarak savaş zengini olanları teşhir eder:</p>
<p>“Zavallı köylüler (savaş sonrası) mahzun köylerine avdet ederlerken,muhterem tüccarlarımız da bu zavallıların keselerinden çıkan paralardan temin ettiği banknotları tatlı tatlı tebessümlerle kasalarına istif ediyorlardı…”</p>
<p>Kadın haklarını dile getirdiği için gerici gazetecilerin saldırısına uğrar.</p>
<p>Gazeteci Mehmet Refet,Hasan Tahsin’i bolşeviklik ve ahlaksızlıkla suçlar ve şunları yazar:</p>
<p>“Kadınlarımızın yüzlerini açarak tiyatrolara eğlencelere gidelim teranesiyle söz ve vicdan özgürlüğüne sahip olduğunu iddia ediyor…”</p>
<p>Hasan Tahsin yazılarının altına şu imza vardır:</p>
<p>‘Vatanperver(Yurtsever) Hasan Tahsin’…</p>
<p>Sevr sonrası ülkede‘Manda’cılar cirit atarken,Mustafa Necati ve Vasıf Çınar ile birlikte “Redd-i İlhak” (İşgale Hayır) cemiyetinin kurucularından olur.</p>
<p>19 Şubat 1919’da, İzmir’in işgaline karşı şunları yazar:</p>
<p>“Uyan ey Türk oğlu uyan!Sana suikast ediyorlar.Seni meskeninden,mabedinden,</p>
<p>mabudundan,harim-i alilen ve namusundan cüda düşürmek,senin muazzezatınla adi oyuncaklar gibi oynamak istiyorlar…Burayı Yunan’a vermek isteyecek kuvvetle paylaşacak kozumuz var.Hatta süngülerimiz silahlarımız olmasa bile.</p>
<p>Asi ruhumuzla,coşkun kanımızla hararetli vicdanımızla,dökülmeyen dişimizle bu memleketi müdafaa edeceğiz…</p>
<p>Hayır!Hayır!</p>
<p>Meus olmayalım.</p>
<p>Biz ölmedik.Yaşıyoruz.</p>
<p>Bu memlekete göz diken kuvvetleri yakarak eritecek hararetimiz var…</p>
<p>Çünkü herşeyden üstün namusumuz var…”</p>
<p>Bugünün Bahribaba Parkı, o günün Maşatlık’ında tüm halkı işgale karşı toplantıya çağıran bildiride şunları yazar:</p>
<p>“Ey bedbaht Türk!</p>
<p>Yunan işgalini kabul mü edeceksin?</p>
<p>Artık kendini göster.</p>
<p>Ayağa kalk!</p>
<p>Kardeşlerinle Maşatlık’da toplan!</p>
<p>Orada zengin yoksul yok.</p>
<p>Orada bilgin cahil yok.</p>
<p>İşgale karşı çıkan kardeşlerin var…</p>
<p>Binlerle,yüzbinlerle Maşatlık’a koş ve Ulusal Kurul’un buyruğuna uy!…”</p>
<p>15 Mayıs 1919.</p>
<p>Hasan Tahsin silahını ateşler.</p>
<p>Yunan bayraktar yere düşer.</p>
<p>İzmir’de ilk kurşun atılmıştır…</p>
<p>Ardından ne diyor Demirci Mehmet Efe?</p>
<p>“Bir genç düşmana ilk kurşunu sıkmış, bundan sonrası bize düşer…”</p>
<p>Hatay’da olduğu gibi…Urfa’da,Antep’te Maraş’ta olduğu gibi…</p>
<p>Balıkesir’de Ayvalık’da olduğu gibi…</p>
<p>Ve Mustafa Kemal Paşa kumandasında Ulusal Kurtuluş Savaşı kazanılır…</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/herseyden-ustun-namusumuz-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ren Altını</title>
		<link>https://sevmedya.com/ren-altini/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ren-altini</link>
					<comments>https://sevmedya.com/ren-altini/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 03:26:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=52190</guid>

					<description><![CDATA[Sydney Konservatuarından geleceği parlak,pırıl pırıl bir gencimiz:Teoman Ayhan Özbakır. Avustralya Türk Müzik Derneğimiz ATME’nin de,kültürümüzü geleceğe taşıyacak gençlerimizden… Uzun süredir yaşadığı semt Rockdale orkestrasının şefliğini yapsa da ilk kez,Sydney’in müzik kalelerinden City Recital Hall’de Richard Wagner’in ‘Das Rheingold/ Ren Altını&#8217; operasının ek şefliğini yapacaktı. Onun mutluluğunu ve heyecanını paylaşmak için şehir merkezindeydik. Salona giderken yolu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sydney Konservatuarından geleceği parlak,pırıl pırıl bir gencimiz:Teoman Ayhan Özbakır.</p>
<p>Avustralya Türk Müzik Derneğimiz ATME’nin de,kültürümüzü geleceğe taşıyacak gençlerimizden…</p>
<p>Uzun süredir yaşadığı semt Rockdale orkestrasının şefliğini yapsa da ilk kez,Sydney’in müzik kalelerinden City Recital Hall’de Richard Wagner’in ‘Das Rheingold/ Ren Altını&#8217; operasının ek şefliğini yapacaktı.</p>
<p>Onun mutluluğunu ve heyecanını paylaşmak için şehir merkezindeydik.<br />
Salona giderken yolu uzattık,gizli kalmış gizemli ara sokaklara daldık…</p>
<p>Denizin kokusunu da getiren ılık rüzgarın esintisinde, güzel bir sonbahar akşamı.<br />
Yine her zamanki gibi hareketli bir atmosfer; çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu şen şakrak bir kalabalık…<br />
Paylaşılan kahkahalar,her yer cıvıl cıvıl,sanki bir festival havası…<br />
Gençlik aşısı gibi,şehrin enerjisi.. Bu atmosfer bizi de sarıp sarmaladı…</p>
<p>Ve tam bir kültür sentezi…<br />
Dünyanın dört bir yanından gelip buraya yerleşmiş insanların rengarenk görüntüleri…<br />
Ne kadar gerçek,içlerini bilemem ama görünen; yapmacıksız,samimi,rahat ve gerilimsiz bir yaşamın koklanan havası..</p>
<p>Bu kentteki sayısız opera ve tiyatro binalarından biri olan City Recital Hall’un önünde ve fuayede, bu kez gençlerin yerine büyük çoğunluğu orta ve üzeri yaşlardaki, ruhları gençlerden oluşan bir kalabalıkla karşılaştık…</p>
<p>Dünyanın bu ortamında, Wagner’in bir eserine bu ilgiye biraz şaşırdım.<br />
Biliyorsunuz,Almanya’nın büyük bestecilerinden Wagner,dünyanın da en büyük müzik dehalarından birisi …<br />
Ama seveni kadar sevmeyeni de çok…<br />
Nedeni de yazdığı yazılarda Yahudi karşıtlığını,Yahudilerin Alman kültürüne yabancı ve toplum için tehlikeli olduklarını açıkça belirtmesi…</p>
<p>Gerçi 2. Dünya savaşının başlamasından 56 yıl önce öldü ama anti semitik düşüncelerinin, Hitler’in Nazi ideolojisine kültürel temel hazırladığı yaygın kanıdır…</p>
<p>Eşimle ürpererek,acı içinde ziyaret ettiğimiz Dachau toplama kampında ve diğerlerinde Wagner’in müziğinin çalındığı ise bir gerçek… Müziği, o dönemde gamalı haç gibi sembollerden biriydi…</p>
<p>Oyun bir anlamda; güç mü ? sevgi mi? sorusunu irdeliyordu…</p>
<p>Ren nehrinin dibinde,üç su perisi tarafından korunan altınlar vardır.<br />
Bölgenin cüce,çirkin kralı,bu su perilerine aşıktır.Neşe içinde güle oynaya dans edip şarkılar söyleyen perilerin yanına gelir ve her birine aşkını ilan eder ama periler bu aşka karşılık vermek yerine kendisiyle alay ederler…</p>
<p>Nehrin dibindeki altınları görüp sorunca, periler de kendisine bu altınlardan bir yüzük yapıp parmağına geçiren birinin sınırsız güce erişeceğini söylerler.</p>
<p>Bunu duyan kral, aşkı da sevgiyi de bir yana itip altını çalar ve yüzük yapar…<br />
Güç hırsı aşka üstün gelmiştir.</p>
<p>Bu arada baş tanrı, kendisine gücünün sınırsızlığını gösterecek görkemli bir kale yaptırmak ister.<br />
Bu kaleyi yapacak iki dev kardeşe de karşılığında, tanrıça karısının kızkardeşi olan gençlik ve güzellik tanrıçasını vereceğini söyler.</p>
<p>Kale yapılır.<br />
Baş tanrı söz vermiştir.<br />
Devler tanrıçayı almak için gelirler ve kızkardeşi tanrıçanın ve fırtına tanrısının bütün karşı koymalarına karşın, gençlik ve güzellik tanrıçasını alırlar…</p>
<p>Alırlar almasına ama ortada bir sorun vardır…<br />
Gençlik ve güzellik tanrıçası sarayın bahçesinde altın elmalar yetiştirmektedir ve tanrıların ölümsüzlüğü de bu elmalardan gelmektedir.<br />
Elmalar olmayınca tanrılar da ölümsüzlüklerini yitirecekler ve insanlar gibi yaşlanıp öleceklerdir…</p>
<p>Eşi tanrıça ve tanrılar baş tanrıdan devlerin elindeki tanrıçayı geri almasını isterler ama ortada bir ‘tanrı sözü’ vardır…</p>
<p>Çareyi ateş tanrısı bulur ve devlere,tanrıçanın karşılığında cüce kralın elindeki büyük güç veren yüzüğü teklif eder…</p>
<p>Onlarda kabul edince baş tanrı ve ateş tanrısı hile ve zorla cüceden yüzüğü alırlar…<br />
Cüce kralın acı içindeki tiradı ve lanet okuması operanın en etkili bölümlerindendi…</p>
<p>Yüzük devlere verilir,tanrıça ellerinden alınır,tanrı ve tanrıçalar yeniden ölümsüzlüğe kavuşurlar ama yüzüğün laneti başlamıştır…</p>
<p>Yüzük için iki dev kardeş birbirine girer,biri diğerini öldürür…</p>
<p>Geleceği gören yer tanrıçası,artık lanetli kötü günlerin başladığı gerçeğini dile getirir…</p>
<p>İlk gösterimi 1856’da yapılan operanın konu özetini niçin anlattım? Bugün ile karşılaştıralım diye…</p>
<p>Görkemli çok heybetli kale…Saray…<br />
Bunun için her söz verilir, her şey yapılır!..<br />
Tüm kavga, güç ve iktidar için…<br />
Bu yüzden kardeşler bile birbirini öldürebilir!..<br />
Aşk,sevgi de ne?<br />
Önemli olan gücü elinde tutman!..<br />
Tanrı da olsan söz,sözleşme seni bağlar bağlamasına ama bir yol bulunur;hile,güç devreye girebilir!..<br />
Yeter ki ölümsüzlük,sonsuz iktidar sürsün…</p>
<p>Oyun sonunda Teoman’ın da alkışlatılması, gelecekteki büyük bir şefimizin ilk alkış sesleri,ayak izleriydi…</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/ren-altini/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir ulus doğuyor</title>
		<link>https://sevmedya.com/bir-ulus-doguyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bir-ulus-doguyor</link>
					<comments>https://sevmedya.com/bir-ulus-doguyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 05:11:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=52067</guid>

					<description><![CDATA[“Ateşi ve ihaneti gördük. Yaralıydı,yorgundu,fakirdi millet, en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat, dövüşüyordu köle olmamak için iki kat, iki kat soyulmamak için… Ateşi ve ihaneti gördük. İnsanlar uzun asker kaputluydu, yalınayaktı insanlar. İnsanların başında kalpak yüreklerinde keder, yüreklerinde müthiş bir umut vardı…” (Nazım Hikmet-Kuvayı Milliye Destanı) Koca bir Kurtuluş Savaşı. Yeni bir ulusun doğuşu. Devrimler,devrimler… Tüm &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Ateşi ve ihaneti gördük.<br />
Yaralıydı,yorgundu,fakirdi millet,<br />
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,<br />
dövüşüyordu köle olmamak<br />
için iki kat,<br />
iki kat soyulmamak için…</p>
<p>Ateşi ve ihaneti gördük.<br />
İnsanlar uzun asker kaputluydu,<br />
yalınayaktı insanlar.<br />
İnsanların başında kalpak<br />
yüreklerinde keder,<br />
yüreklerinde müthiş bir umut vardı…”<br />
(Nazım Hikmet-Kuvayı Milliye Destanı)</p>
<p>Koca bir Kurtuluş Savaşı.<br />
Yeni bir ulusun doğuşu.<br />
Devrimler,devrimler…</p>
<p>Tüm bunlar, Erzurum ve Sivas Kongreleri’ni takiben,<br />
23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Büyük Millet Meclisi’nin yürütücülüğünde gerçekleşti.</p>
<p>O gün,en yaşlı üye sıfatıyla Meclis’e başkanlık eden Sinop Milletvekili Şerif Bey<br />
kürsüden şöyle sesleniyordu:</p>
<p>“….Bu duruma baş eğmek, ulusumuzun bize sunulan yabancı köleliğini kabul etmesi demekti.Ancak tam bağımsızlık (İstiklal-i tam) ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri özgür ve başına buyruk<br />
yaşamış olan ulusumuz, kölelik durumunu son derece sertlik ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlayarak Yüksek Meclis’imizi meydana getirmiştir.Bu Yüksek Meclis’in en yaşlı üyesi niteliğiyle ve Tanrı’nın yardımıyla ulusumuzun iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün cihana duyurarak Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum…”</p>
<p>Dünyada başka bir örneği var mıdır ki,hem emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı gerçekleştirecek,hem yeni bir ulus devlet yaratılacak; bunları da halkın bağrından seçilmiş temsilcilerin oluşturduğu Büyük Millet Meclisi kararlarıyla yürütecek…</p>
<p>Çocuklığumun ilk Ankara anısı,babamın elimden tutup,Kurtuluş Savaşı’nı yürüten o ilk Meclis binasına götürüp göstermesiydi.<br />
O günkü koşulların zorluklarını okuyup öğrenmem çok sonralarıdır…</p>
<p>Açılışı takiben, 24 Nisan 1920’de, Antalya Milletvekili Hamdullah Suphi Bey de kürsüden şöyle sesleniyordu:</p>
<p>“Bu güç durumda vatanı çökmek ve yok olmak tehlikesinden korumak için gerekli tedbirleri almak,pek doğaldır ki yüksek kurulunuza düşer.Yüksek Meclis’imiz denetleyici ve inceleyici bir parlamento değildir.Böylece, yalnız yasama ve kanun koyma ile görevli olarak sorumlu bir kattan ulusun alın yazısıyla ilgili işleri gözetim altında bulunduracak değil, bununla eylemli olarak uğraşacaktır…Ve artık Yüksek Meclis’in üstünde bir güç yoktur…”</p>
<p>Büyük Millet Meclisi,Mustafa Kemal’i oybirliği ile başkanlığa seçer.Kürsüde Mustafa Kemal :</p>
<p>“Yaşamımın bütün evrelerinde olduğu gibi,son zamanların bunalımları ve felaketleri arasında da bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve rahatlığımı her çeşit kişisel duygularımı ulusun esenlik ve mutluluğu için feda etmekten zevk duymayayım.Gerek askerlik hayatımda,gerek politik yaşamımın bütün dönem ve evrelerini kapsayan savaşlarımda her zaman tuttuğum yol,ulusun ve vatanın gereksindiği amaçlara yürümek olmuştur.Bugün saygıdeğer kurulunuzun oybirliği ile açıklanmış olan güveni,layık olduğumun çok üstünde görmekle birlikte,<br />
kendim için bir amaç olarak değil,elbirliğiyle giriştiğimiz kutsal savaşın yöneldiği amaçları elde etmek için, ulusun armağan ettiği bir destek sayıyorum…”</p>
<p>23 Nisan.Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…<br />
Ulusal Egemenlik’in anlamı açık.<br />
Peki, ya Çocuk Bayramı olması?</p>
<p>Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşundan hemen on gün sonra, 3 Mayıs 1920’de Halk Hükümeti proğramını okur.<br />
Proğramın eğitim ile ilgili bölümünden:<br />
“…eğitimin onları yaşam savaşında başarılı kılacak,dayanaklarını kendi kişiliklerinde bulmalarını sağlayacak,onlarda girişim gücü ve kendine güven gibi karakter üretici bir düşünce ve bilinç uyandıracak yüksek bir aşamaya ulaştırmayı amaçlar…”</p>
<p>Çocuklarını,gençlerini bu amaçla yetiştirmek isteyen Meclis’in açılışının Çocuk Bayramı olarak kabul edilmesi de anlamlıdır.<br />
Hem de dünyada ilk kez…<br />
Emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşımız gibi…<br />
Bir İslam ülkesinde ümmetten millete,kuldan bireye dönüşümün ilk kez gerçekleşmesi gibi…<br />
İlk kez bir ulus devletin bir halk meclisince yaratılması gibi…</p>
<p>Övünmek?<br />
Elbette…<br />
Peki ya layık olmak?…”</p>
<p>2000 yılının 23 Nisan’ında ‘Dünya’ gazetesinde yazmışım bu yazıyı…</p>
<p>26 yıl sonra…Bugün mü?..</p>
<p>Prof.E.Kalaycıoğlu’nun,“Neo Patrimonyal Sultanizm”(yeni geleneksel sultanlık)<br />
olarak nitelediği günümüz Türkiyesi…<br />
Yani?<br />
Tek adam saltanatı…</p>
<p>Oysa,106 yıl önce, açılışından bir gün sonra ne diyordu Hamdullah Suphi Bey?<br />
“Artık Yüksek Meclis’imizin üstünde bir güç yoktur!..”</p>
<p>Çocuklar,gençlik ve eğitim mi?</p>
<p>Daha bir hafta önce…<br />
Meclis’in ilk eğitim proğramı doğrultusunda yaşama geçirilen Köy Enstitüleri’mizin açılışının 86. yıldönümünü kutladık…<br />
Kapatanların ve onların izinde giderek, ‘kindar ve dindar’ nesil yetiştirmek isteyenlerin eğitimimizi ne hale getirdiklerini acıyla yaşıyoruz…</p>
<p>Yazıyı anımsayıp paylaşmak istedim.</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/bir-ulus-doguyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minik mavi bilye</title>
		<link>https://sevmedya.com/minik-mavi-bilye/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=minik-mavi-bilye</link>
					<comments>https://sevmedya.com/minik-mavi-bilye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 04:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=51780</guid>

					<description><![CDATA[Geçen haftaki iki olay yazıya neden oldu… İlki, Ay’a giden uzay aracının Dünya’ya dönmesi… Diğeri de, ABD-İsrail haydutluğunun İran’a saldırısı sonucu çıkan savaşın yol açtığı acı ve yıkımların, iki haftalık bir ateşkes ve İslamabat’ta başlayan görüşmelerle bir sonuca,sona ulaşması olasılığının kısa sürede ortadan kalkması ve yeniden bir belirsizliğe evrilmesi… Çocukluğumuzun en muhteşem oyun gereçlerindendi; içinde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftaki iki olay yazıya neden oldu…</p>
<p>İlki, Ay’a giden uzay aracının Dünya’ya dönmesi…</p>
<p>Diğeri de, ABD-İsrail haydutluğunun İran’a saldırısı sonucu çıkan savaşın yol açtığı acı ve yıkımların, iki haftalık bir ateşkes ve İslamabat’ta başlayan görüşmelerle bir sonuca,sona ulaşması olasılığının kısa sürede ortadan kalkması ve yeniden bir belirsizliğe evrilmesi…</p>
<p>Çocukluğumuzun en muhteşem oyun gereçlerindendi; içinde renklerin içiçe geçerek oynaştığı, birbirlerine vurdukça bizim için kışkırtıcı seslerin&nbsp; çıktığı, oyunda kazandıkça çoğalttığımız sermayelerimiz olan cam bilyeler…</p>
<p>Ne kadar güzeldiler…</p>
<p>1972’de, Apollo 17’nin dünyadan 45 bin km.uzaktan çektiği o muhteşem tam Dünya fotoğrafını anımsadınız mı?..</p>
<p>Sanırım yalnız beni değil hepimizi büyüleyen o fotoğrafta, bulutlar ve okyanusların iç içe geçtiği minik mavi bir bilyeydi Dünya’mız…</p>
<p>54 yıl sonra…</p>
<p>Geçen hafta ayın çevresinde döndükten sonra dünyamıza dönen Artemis II, yolculuğu boyunca minik mavi bilyemizin, yine bakmaya doyamadığım yeni fotoğraflarını gönderdi.</p>
<p>Birinde,dünyanın alt köşesinde minicik bir nokta olarak Venüs de görülüyor…</p>
<p>Bir de Voyager I’in, 1990’da çektiği ikonik bir fotoğraf var.</p>
<p>Güneş sistemimizin ucundan, 16.4 milyar km.uzaktan çekilen bir fotoğraf…</p>
<p>Güneş sistemimizin dışına çıkarken,son bir komutla Voyager I’in yönü dünyaya çevrildi,enerji tasarrufu için uyku moduna geçmeden önce,o fotoğrafı çekti ve gönderdi…</p>
<p>Fotoğrafta Dünyamız mı?</p>
<p>Zor seçilen mini minicik bir zerrecik…</p>
<p>Başsız sonsuz enginlikte bir toz zerreciği…</p>
<p>Kozmos…</p>
<p>(Kelime anlamı; düzen,uyum)</p>
<p>İçinde gaz,toz ve yıldızlardan oluşan galaksiler…</p>
<p>Her birinde milyarlarca ve milyarlarca yıldız…İçlerinden birisi de ,içinde 400 milyardan fazla yıldızı barındıran Samanyolu…</p>
<p>Ve onun içinde,merkezinden 28 bin ışık yılı uzaklıkta Güneş sistemimiz ve o sistemin içinde de&nbsp; bir toz zerreciği: Dünyamız…</p>
<p>O fotoğraf, hangimizi derin düşüncelere daldırmadı ki…</p>
<p>O minicik zerrecik,o küçük mavi bilye olmasaydı biz de olamayacaktık.</p>
<p>Evimiz,yuvamız.8 milyar insan orada yaşıyoruz…</p>
<p>Peki bizi var eden evimize, yuvamıza nasıl sahip çıkıyoruz?..</p>
<p>Bir yandan doğayı tahrip ediyor,evimizi yaşanmaz hale getiriyor, diğer yandan birbirimizi boğazlıyor,öldürüp yok ediyoruz…</p>
<p>İkili bir savaş…Hem evimize hem türümüze…</p>
<p>Doğanın parçası olduğunu unutmadan, onunla uyumlu yaşamak varken ona karşı verilen savaşı insanın kazanma şansı var mı?</p>
<p>Dünya dönmeye devam ederken insanlık kendine ediyor,kendi sonunu hazırlamak,kendi geleceğini yok etmek için doludizgin gidiyor…</p>
<p>Öte yandan açgözlülük, bencillik,azgın sömürünün yıkıcılığı savaşları körüklüyor…</p>
<p>Sonuç?</p>
<p>Ölümler,katliamlar,oluk gibi akan kanlar…</p>
<p>Dünya mı?</p>
<p>Dönmeye devam edecek.</p>
<p>Ta ki 5 milyar yıl sonra hidrojen yakıtını tüketip, kırmızı bir dev olacak Güneş tarafından yutulana değin…</p>
<p>Anlamakta zorlandığım bir alanı anlaşılabilir kılan, bilimin herkes için ulaşılabilir olmasını sağlayan kitaplarıyla bana gökbilimini sevdiren Carl Sagan’ın, “Soluk Mavi Nokta” kitabından altını çizdiğim satırlarıyla noktalansın yazı:</p>
<p>“Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık.Dikkatlice baktığınızda orada bir nokta göreceksiniz…İşte o nokta evimiz…O nokta biziz…Gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktada geçirdiler…Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız,bin çeşit inancımız,ideolojimiz…her avcı ve yağmacı,her kahraman ve her korkak,uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri,her kral ve her köylü,birbirine aşık her genç çift,her anne ve baba,umutları olan her çocuk,her mucit ve her kaşif,ahlak değerlerini öğreten her öğretmen,yozlaşmış her politikacı,her bir ‘yıldız’,her bir‘yüce önder’,her aziz ve her günahkar işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı o toz zerreciğinde.</p>
<p>Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün…Şan ve şöhret içerisinde,bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için&nbsp; efendi olabildiler.</p>
<p>Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların,başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zumü düşünün…</p>
<p>Anlaşmazlıkları ne kadar sık,birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler,nefretleri ne kadar yoğun…</p>
<p>Bu soluk ışık noktası,bütün o kasılmalarımıza,kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor…</p>
<p>.Gezegenimiz,çevremizi saran büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir…</p>
<p>Dünya…Şu ana kadar,yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen.En azından yakın gelecekte,türümüzün gidebileceği başka hiçbir yer yok…</p>
<p>Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor.Bana kalırsa,insan kibrinin akıl dışılığını,küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur.</p>
<p>Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha iyi paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor…”</p>
<p>Umarım insanlık aklını başına alır!..Diyeceğim.</p>
<p>Diyeceğim demesine…</p>
<p>Ama!..</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/minik-mavi-bilye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam ertelemeye gelmiyor</title>
		<link>https://sevmedya.com/yasam-ertelemeye-gelmiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yasam-ertelemeye-gelmiyor</link>
					<comments>https://sevmedya.com/yasam-ertelemeye-gelmiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 23:18:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=51308</guid>

					<description><![CDATA[Dışarıda mevsim dışı iç karartan,karanlık,kirli puslu,soğuk,ıslak bir hava… Buna, az önce Türkiye’den aldığım acı bir haber de eklendi: Öğretmen bir can dostumuzu daha sonsuzluğa uğurlamışız. Birer birer göçüyoruz. Yitirdiğimiz dostlarla biz de bir parçamızı kaybediyoruz… (1970’lerin başında Elazığ’da birlikteydik.Ne zorluklara gögüs gerildi hep beraber… Vurulmalar, yaralanmalar ,açığa alınmalar, gözaltılar, sürgünler…) Niçin? Ne istiyorduk? -Ne istiyoruz?- &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dışarıda mevsim dışı iç karartan,karanlık,kirli puslu,soğuk,ıslak bir hava…</p>
<p>Buna, az önce Türkiye’den aldığım acı bir haber de eklendi: Öğretmen bir can dostumuzu daha sonsuzluğa uğurlamışız. Birer birer göçüyoruz. Yitirdiğimiz dostlarla biz de bir parçamızı kaybediyoruz…</p>
<p>(1970’lerin başında Elazığ’da birlikteydik.Ne zorluklara gögüs gerildi hep beraber…<br />
Vurulmalar, yaralanmalar ,açığa alınmalar, gözaltılar, sürgünler…)</p>
<p>Niçin? Ne istiyorduk?<br />
-Ne istiyoruz?-<br />
Demokratik bir eğitim…<br />
Laiklik, demokrasi, insan hakları…<br />
Baskısız,sömürüsüz bir Türkiye…<br />
“Bir ağaç gibi tek ve hür ..Ve bir orman gibi kardeşcesine…” yaşamak…</p>
<p>Ölüm,bu ara çok oldun sen!</p>
<p>Ne diyordu Can Baba?</p>
<p>“Ortalığı kırıp geçirdin.. Dostlara taktın, gençlere taktın kancayı<br />
Kendim için söylemiyorum, yanlış anlama bak!<br />
Nasıl olsa benim miadım doldu, ama sen de bokunu çıkarma işin…”</p>
<p>Başka?</p>
<p>“ Ölüm denen topal köfte<br />
Tam maaşla emekliliğe…”</p>
<p>Ne diyeyim?<br />
Ölüm adın kalleş olsun…</p>
<p>Zaman denen sonsuzluk ve biz…<br />
Sevgili öğretmenim Behçet Necatiğil ne diyordu?</p>
<p>“Adı soyadı<br />
Açılır parantez<br />
Doğduğu yıl, çizgi,<br />
öldüğü yıl, bitti<br />
Kapanır parantez…<br />
Parantezin içindeki çizgi<br />
Ne varsa orda<br />
Ümidi, korkusu, gözyaşı,<br />
sevinci<br />
Ne varsa orda…”</p>
<p>Parantezin içine, daha güzel bir dünya için mücadelenin onurunu sığdıranlara ne mutlu…</p>
<p>“Artık ihmal etmeyelim,bu yaz buluşup kucaklaşalım…” demişti…<br />
Artık olamayacak.</p>
<p>Yine hocamla bitsin içimin acısını dışa vuran bu yazı…</p>
<p>“Bitmeyen işler yüzünden<br />
(Siz böyle olsun istemezdiniz)<br />
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi<br />
Kalbinizi dolduran duygular<br />
Kalbinizde kaldı.</p>
<p>Siz geniş zamanlar umuyordunuz<br />
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.<br />
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk<br />
Geçeceği aklınıza gelmezdi…”<br />
(B.Necatigil-Sevgilerde)</p>
<p>Dostlarınıza ve sevdiklerinize zaman ayırın.&nbsp; Bir araya gelin…<br />
Ne yaşamı ıskalayın ne de sevdiklerinizi…</p>
<p>Yoksa…</p>
<p>Yaşam ertelemeye gelmiyor…</p>
<p>Biz dostlarımıza zaman ayıramazsak…<br />
Zaman bizi dostlarımızdan ayırıyor…</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/yasam-ertelemeye-gelmiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlmik ilmik örülüyor</title>
		<link>https://sevmedya.com/ilmik-ilmik-oruluyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ilmik-ilmik-oruluyor</link>
					<comments>https://sevmedya.com/ilmik-ilmik-oruluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 04:40:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=51020</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluğumun anımsadığım ilk bayramları,Bolu Mengen’in Türkmen köylerinden Konak Cazlar’daki kutlamalardı. Tüm köylü bayram namazı sonrası sıralanır; en küçük,en yaşlıdan başlayarak el öpüp herkesin bayramını kutlayıp en sonda yerini alır ve bu yaş sırasıyla sürdürülerek,herkes birbiriyle bayramlaşmış olurdu… Anımsadığım kadarıyla -bayram namazları hariç-yaşlılar dışında pek camiye giden olmazdı. İmam da yoktu. Köyün en yaşlısı namaz kıldırırdı. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğumun anımsadığım ilk bayramları,Bolu Mengen’in Türkmen köylerinden Konak Cazlar’daki kutlamalardı.</p>
<p>Tüm köylü bayram namazı sonrası sıralanır; en küçük,en yaşlıdan başlayarak el öpüp herkesin bayramını kutlayıp en sonda yerini alır ve bu yaş sırasıyla sürdürülerek,herkes birbiriyle bayramlaşmış olurdu…</p>
<p>Anımsadığım kadarıyla -bayram namazları hariç-yaşlılar dışında pek camiye giden olmazdı. İmam da yoktu. Köyün en yaşlısı namaz kıldırırdı. Yalnızca Ramazan aylarında, dini bilgisi güçlü birisi -karşılığında verilecek olan para ya da hububat köylüler tarafından karşılanarak-imam olarak getirilir, her akşam bir aile imamı konuk ederdi.</p>
<p>(Henüz imamlar maaşa bağlanmamıştı ya da sistem tam oturmamış, her köye maaşlı imam verilmemişti. Sanırım DP ile 1950’de başladı bu uygulama…Bugün mü? Diyanetin bütçesi mi? 8 bakanlığın toplam bütçesinden büyük!..)</p>
<p>Bayramın üç ya da dört gün olmasına göre, yakın üç ya da dört köy bayramı sırayla,</p>
<p>hergün bir köyde olmak üzere birlikte kutlarlardı…O köyün muhtarı, yüksek bir yere çıkararak konuk gelen diğer köy sakinlerini,köyünün ailelerine paylaştırır; konuklarını alan köylü onları evinde ağırlar,bayram yemeği ikram ederdi. Ardından herkes köy meydanında toplanır, oyunlar oynanır, eğlenilirdi…</p>
<p>Bayramlar herkes için önemli günler,hele de çocuklar için…</p>
<p>Hangimiz çocukluğumuzun bayramlarını anımsamıyoruz ki…</p>
<p>Alınan yeni bayramlıkların-çorap bile olsa-mutluluğu..</p>
<p>Kapı kapı dolaşarak komşuların bayramlarını kutlayıp, şeker ya da akrabaların verdikleri harçlık toplamalar…</p>
<p>Bayram yerinde eğer kurulmuşsa-oyuncaklara binmeler…O harçlıklarla sinemalara gitmeler…</p>
<p>TDK sözlüğüne baktım, ‘bayram’ için: “ulusça kutlu sayılan, milli ya da dini bakımdan önemli olan gün ya da günler “ diye açıklıyor.</p>
<p>Birey olarak bizim bir kimliğimiz var.</p>
<p>Toplumların da…</p>
<p>Bu kimlik birdenbire oluşmuyor. Yüzlerce bazen binlerce yıllık, birlikte yaşamışlığın getirdiği değerler onu var ediyor. Bizi birbirimize bağlayan toplumsal aidiyet böyle oluşuyor. Bu kültürel doku,birey olarak o toplumun parçası olduğumuzu bize hissettiriyor…</p>
<p>İlmik ilmik nasıl bir giysi oluşuyorsa,toplum bireylerini birbirine bağlayan bu doku, ilmik ilmik örülerek toplumsal kimliği yaratıyor…Kaynaştırıp,kenetliyor…</p>
<p>Bu kültürel miras; dille ,ritüellerle, müzikle, dansla, bayramlarla gelecek kuşaklara aktarılıyor.</p>
<p>Yanı başımızda Yeni Zelanda var. Görmüşsünüzdür.. Ulusal takımlarının maçlarında oyuncular Haka dansı yapıyorlar. Yüzlerce yıllık Maori geleneği.</p>
<p>Ritmik olarak gözlerini açıp beyaz kısmını göstererek, dillerini dışarıya çıkararak, ellerini vücutlarına iki yandan vurarak, kollarını ileriye uzatarak korkutucu sesler çıkarıyorlar…</p>
<p>Niçin?</p>
<p>Toplumun kararlılık ve gücünü göstererek düşmanı ya da rakibi korkutmak, caydırmak için…Bugün de toplumsal birlikteliklerini ve kimliklerini simgeleyen bir ritüel…</p>
<p>Toplumsal bellek olmadan o toplumları geleceğe taşıyabilmek çok zor.</p>
<p>Geçmişi bugüne bağlayan o köprüyü koruyamayan ulusların yarınlara uzanabilmesi kolay değil…</p>
<p>Bu toplumsal değerlerin önemli bir parçası olan ulusal ve inançsal bayramlar bizi biz yapıyor…</p>
<p>Ülkeden uzakta taa Avustralya ‘da olunca, bir bayram yazısı da ancak böyle oluyor…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/ilmik-ilmik-oruluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tur ve İraç</title>
		<link>https://sevmedya.com/tur-ve-irac/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tur-ve-irac</link>
					<comments>https://sevmedya.com/tur-ve-irac/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 22:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=50894</guid>

					<description><![CDATA[Ne diyor büyük tarihçimiz Halil İnalcık? “İran’ı görmeden Anadolu’yu anlayamazsınız.Edebiyatımız,genel kültürümüz,mimarimiz İran’sız anlaşılamaz…” İran’ı ilk ne zaman öğrendim? Sanırım çocukken,Tarih kitabından… 1514’de, Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim, İran Safevi Şahı İsmail’i Çaldıran Muharebesi’nde yenmişti. (Şahın eşinin esir alındığı da mutlaka vurgulanırdı!.) İran topraklarındaki Gazneliler,Selçuklular gibi Safeviler’in de Türk,Türkmen devleti olduğunu o zamanlar bilmezdim. Şah İsmail’in &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ne diyor büyük tarihçimiz Halil İnalcık?<br />
“İran’ı görmeden Anadolu’yu anlayamazsınız.Edebiyatımız,genel kültürümüz,mimarimiz İran’sız anlaşılamaz…”</p>
<p>İran’ı ilk ne zaman öğrendim? Sanırım çocukken,Tarih kitabından…<br />
1514’de, Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim, İran Safevi Şahı İsmail’i Çaldıran Muharebesi’nde yenmişti.<br />
(Şahın eşinin esir alındığı da mutlaka vurgulanırdı!.)</p>
<p>İran topraklarındaki Gazneliler,Selçuklular gibi Safeviler’in de Türk,Türkmen devleti olduğunu o zamanlar bilmezdim.</p>
<p>Şah İsmail’in hükümdarlığı bir yana,büyük bir şair olduğunu da…<br />
Şiirlerini, ‘Hatayi’ mahlasıyla Türkçe yazdığını da bilmezdim…</p>
<p>Hele de yıllar sonra,felsefi derinliği ile beni sarsan şu dizeleri:</p>
<p>“Yer yoğ iken gök yoğ iken ta ezelden var idim<br />
Gevherin yek danesinden ileru pergar idim”</p>
<p>Ve günümüz Türkçesi ile:</p>
<p>“Yer ve göğün varolmasından önce ben vardım<br />
Tek cevher tanesinden çıkmış dönen bir pergel idim<br />
Bu cevheri su eyledim,evreni baştan başa kapladı<br />
Cinleri ve insanı yeri ve göğü yaratan ben idim<br />
Girdim Adem kılığına sırrımı kimse bilmedi<br />
Tanrının evinde ezelden beri ben var idim<br />
O zamandan beri onun sırrını biliyordum<br />
Bu nedenle Hak içinde sır ile sır idim<br />
Ey Hatayi kuşkusuz Hakkı bilmiş tanımışım<br />
Bunun için onun yarattığını ben inkar ettim…”</p>
<p>Yani?<br />
Evrenin bir özmaddeden oluştuğunu,kendisinin bu özden de önce varolduğunu söylüyor. Sonra su oluşuyor;<br />
sudan da yer gök ve canlılar…Yaradılışı maddeye bağlıyor…</p>
<p>Sonra ?<br />
Sonra Ömer Hayyam’ı tanıdım.<br />
Bilimin,felsefenin,şiirin büyük sesini…Bu büyük bilgini…Matematikçiyi…Şairi…<br />
Feleğim şaştı. Dünyam aydınlandı…</p>
<p>Birkaç alıntı:</p>
<p>“İçin temiz olmadıktan sonra<br />
Hacı hoca olmuşsun kaç para<br />
Hırka,tespih,post,seccade güzel<br />
Ama Tanrı kanar mı bunlara…”</p>
<p>“Gökyüzü bir kubbe dünya bir küre<br />
Geometriyle ölçülen bir zevke döner<br />
Yaşam bir denklem,aşk bir nüans<br />
Hayatın matematiği kalple çözülen denklem…”</p>
<p>Ya İran’ın yine büyük şairi Hafız-ı Şirazi’nin, şu dizesi?</p>
<p>“Uçuyorum<br />
Havaya savrulan tozlarım bana dönüşecek…”</p>
<p>Bir Şirazlı şair daha: Sadi-i Şirazi…</p>
<p>New York’taki Birleşmiş Milletler binasının girişinde, duvarda asılı bir Şiraz halısı ve üzerinde Şirazlı Sadi’nin “Gülistan”daki dizelerinin İngilizcesi…</p>
<p>Türkçe çevirisiyle:</p>
<p>“İnsanlar birbirlerinin organları gibidir<br />
Çünkü yaradılışları aynı cevherdendir<br />
Bu organlardan biri hastalansa<br />
Diğerlerinde kalmaz huzur<br />
Onlarda rahatsız olur<br />
Diğer insanların çektikleri acı ve ızdıraplarından kederlenmiyorsan eğer<br />
İnsan denebilir mi sana?..”</p>
<p>Ve Samed Behrengi…</p>
<p>Hangimiz çocuk kitapları olduğu halde, “Küçük Kara Balık” ya da “Bir Şeftali Bin Şeftali” kitaplarını okumadı ki…<br />
Çocuklarımıza, öğrencilerimize okutmadı ki…</p>
<p>Meslektaşımdı,bir öğretmendi Samed Behrengi. İran Şahı’nın gizli polis örgütü SAVAK tarafından boğulup öldürüldüğünde daha 29 yaşındaydı…</p>
<p>Öğrencilerini ve çocukları, adaletsiz bir sistemin hüküm sürdüğü bu sömürü düzeni üzerine düşündürmek istiyordu… Onlara,”Bu evrende daha adil başka bir yaşam olmalı..” inancını vermek istiyordu…</p>
<p>Ne diyordu Küçük Kara Balık?</p>
<p>“Yaşam,şu yaşayıp geldiğimiz,böylece sürüp gidecek bir ömür olamazdı…<br />
Gitmeliydi ötelere…Annesinin,babasının,bütün bilge balıkların söyledikleri tehlikeleri göze alarak düşmeliydi peşine başka dünyaların…”</p>
<p>Ve bu yolculukta, “durmadan öğreniyordu Küçük Kara Balık.Öğreniyor ve gücünün arttığını,korkusunun azaldığını görüyordu.Nasıl yaşamak gerektiğini, kendisine öğretilen yaşam biçiminin nasıl hainlikler, tuzaklar ve çıkarcı pazarlıklarla dolu olduğunu artık çok iyi biliyordu…”</p>
<p>Yazının başlığına gelince…</p>
<p>1934 yılında İran Şahı Türkiye’ye gelecektir. Atatürk; Türkiye ve İran arasındaki dostluğu pekiştirmek için,konuğuna iki komşu ülkenin arasındaki bağların güçlülüğünü, köken birlikteliğini, bu iki milletin kardeş oldukları fikrini Firdevsi’nin Şehnamesi’nden esinlenerek bir “opera” ile göstermek ister. Zaman kısadır. Olsun…</p>
<p>Sözlerini M.Hayri Egeli’nin yazdığı “Özsoy” operası,iki ay içinde Adnan Saygun tarafından bestelenir.<br />
Atatürk ve Şah,ilk Türk operasını Halkevi salonunda birlikte seyrederler.</p>
<p>Nedir konusu?</p>
<p>Hakan Feridun’un iki çocuğu olur: Tur ve İraç.<br />
Tur Türkiye’dir.<br />
İraç İran…</p>
<p>Operada ne denir?</p>
<p>“Bu çocukların çağlar boyu sürüp gidecek olan soyları hiçbir zaman unutmasınlar kardeş olduklarını…”</p>
<p>Biz de unutmamalı, emperyalist canilerin oyununa gelmemeli, uluslararası hukuk kurallarını çiğneyen ve dünyayı bir felakete sürükleyen haydutlara karşı dikkatli ve uyanık olmalıyız…</p>
<p>İnsanlığın ve insanların daha fazla acı çekmemesi,dökülen kanların bir an önce son bulması,bölgeye ve dünyaya huzur gelmesi dileğiyle sonlansın bu yazı…</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/tur-ve-irac/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran</title>
		<link>https://sevmedya.com/iran/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iran</link>
					<comments>https://sevmedya.com/iran/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkansevincdr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 22:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muammer Toprakçı Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[muammer toprakçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevmedya.com/?p=50715</guid>

					<description><![CDATA[Nuran’ın sağlık sorunu nedeniyle bir uzmanı gördük. İranlı; hoşsohbet, zarif, güleryüzlü bir kadın. Nuran’ın adını görünce, “Türk müsünüz?” diye sordu. Onun adı da,Türkçede de sık kullandığımız güzel bir çiçek ismi olunca, biz de “Azeri kökenli misiniz?” diye sorduk. Hayır, “Farsiyim” dedi. Sağlıkla ilgili görüşme tamamlanınca biraz sohbet ettik. Uzmanlık eğitimini İran’da almış.Uzun süredir Sydney’de yaşıyormuş. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nuran’ın sağlık sorunu nedeniyle bir uzmanı gördük.<br />
İranlı; hoşsohbet, zarif, güleryüzlü bir kadın.<br />
Nuran’ın adını görünce, “Türk müsünüz?” diye sordu.<br />
Onun adı da,Türkçede de sık kullandığımız güzel bir çiçek ismi olunca, biz de “Azeri kökenli misiniz?” diye sorduk.<br />
Hayır, “Farsiyim” dedi.<br />
Sağlıkla ilgili görüşme tamamlanınca biraz sohbet ettik.</p>
<p>Uzmanlık eğitimini İran’da almış.Uzun süredir Sydney’de yaşıyormuş.<br />
( Molla rejimi İran’ının 37 üniversitesi, dünyanın ilk 500 üniversitesi içinde…<br />
AKP iktidarındaki Türkiye’nin mi? Sadece 4!)</p>
<p>Eşiyle balayında Antalya’ya gitmişler.Türkiye’yi ve Türkleri sevdiğini söyledi.<br />
Sohbet, günün yakıcı konusu ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına geldi.<br />
Saldırıyı sevinçle karşılamış. Trump ‘a teşekkür etti…<br />
ABD ve İsrail’in başlattığı savaşın, İran’daki Molla rejimini devireceğini ve İran’a ‘özgürlük’ getireceğini söyledi…</p>
<p>Afganistan’ı,Irak’ı,Libya’yı, Suriye’yi…hatırlattık…Gazze’deki soykırımdan söz ettik…<br />
İran’daki kız okuluna saldırmalarını ve çocukların vahşice katledilmelerini anımsattık…</p>
<p>Ama…Hayır!<br />
Ona göre, ABD ve İsrail yalnız İran’a değil, bölgeye de özgürlük getirecekti!.<br />
Okula da ABD değil,bizzat İran’daki Mollalar saldırmış, İranlı kız çocukları onlar öldürmüştü!..</p>
<p>Biz de İran’ın ne kadar kötü komşu olduklarını görmeliydik..<br />
Bak; Türkiye’ye de füze atmışlardı…Azerbaycan’a da saldırmışlardı…</p>
<p>Türkiye ve Azerbaycan da ABD ve İsrail’le birlikte olup, bu Molla rejimini devirmeliydiler…<br />
Zaten Suriye ve İran’daki Kürtler de saldıracaklardı…<br />
Biz de onlara katılmalıydık…</p>
<p>Ne söylesek boştu!<br />
Kulakları tıkalıydı…<br />
Doğup büyüdüğü ülkenin bombalanıp,yakılıp yıkılmasını sevinçle karşılıyordu…</p>
<p>Dünyanın dört bir yanında duyarlı insanlar sokaklara dökülüp meydanları doldurarak, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuğu -her zaman olduğu gibi- hiçe sayarak başlattıkları bu vahşi saldırıya tepki gösterirken;<br />
Avustralya,ABD,Kanada, Avrupa’da yaşayan bazı İran’lıların, ellerinde ABD bayrakları ve Trump fotoğraflarıyla yaptıkları sevinç gösterilerini anımsadım…</p>
<p>Oysa, çoğu İranlı dostlarım; rejimin acılarını yaşamalarına ve rejime karşı mücadele etmelerine karşın, bunun emperyalist bir saldırı olduğunu söyleyip saldırıya karşı tavır alıyorlar…<br />
Azeri kökenli dostlar, kendilerini İran’lı olarak niteleyip, İran’ı da vatanları olarak görüyor,bölünüp parçalanmasına yönelik girişimlere şiddetle karşı çıkıyorlar…</p>
<p>İranlı uzmanın,molla rejimine tepkisi nedeniyle ülkesine saldırıyı sevinçle karşılamasını anlamakta zorlanıyorum ama asıl zorlanmam, kendilerini demokrat,laik,solcu olarak niteleyen bazı insanlarımızın da ABD ve İsrail’in saldırılarını desteklemeleri ve kendilerince olumlu bir sonuca yol açacak olmasına inanmaları…</p>
<p>Nedir o sonuç?</p>
<p>Laikliği öne çıkaranlar için, İran’daki rejimin yıkılması…<br />
Etnik olarak bakanlar için de Kürtlerin,Azerilerin,<br />
Belucilerin …kendi özerk bölgelerine ya da devletlerine kavuşması…</p>
<p>ABD ve İsrail’de, saldırılarının böyle algılanması ve başta Türkiye ve Azerbaycan, bölge ülkelerinin de İran’a karşı yapılan bu haydut saldırının yanında yer almalarını sağlamak,</p>
<p>Kürtleri kara saldırısına yönlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlar…</p>
<p>Türkiye’ye atılan füze!..<br />
İnsansız hava aracının Nahçıvan’a saldırısı!..<br />
(İran, ben atmadım,ben vurmadım diyor. Demekle kalmıyor,gelin birlikte araştıralım diyor…)<br />
Ne diyor Trump:<br />
“Kürtler harika.Onları seviyorum.Çok kullanışlılar…”</p>
<p>Bırakın ideolojik ve siyasi açıdan bu yaklaşımın değerlendirilmesini…<br />
ABD ve İsrail’in tüm hukuk ve ahlak kurallarını hiçe sayarak başlattığı bu vahşi saldırısı nasıl olumlanır?..</p>
<p>Irak’a saldırdı…<br />
Libya’ya saldırdı…<br />
Suriye’ye saldırdı…<br />
Gazze’ye saldırdı…<br />
Sonuç ortada…</p>
<p>Afganistan’da El Kaide’yi yarattı…Sonra yarattığı canavara dönüşünce oraya da saldırdı…<br />
Sonuç? Yönetimi Taliban rejimine devredip çekildi…<br />
Venezuela’ya saldırısının daha dumanları tütüyor…“Sırada Küba var… Sonra da diğerleri…” diyor!…</p>
<p>“Ben hiçbir kuralı tanımadan vururum,asarım ,keserim, yok ederim!..İstediğimi istediğim gibi yaparım!..”<br />
diyen bir haydut güç ve onun yamağı Netanyahu rejimi var…</p>
<p>Kanun kural tanımayan bir sistem ve bu sistemin başındaki faşist liderler…</p>
<p>Bırakın ideolojiyi…<br />
İnsan olmak bu haydutluğa karşı çıkmayı gerektirirmez mi?..</p>
<p>İran’daki rejimi elbet desteklemiyorum.Ama bunun değiştirilmesine karar verecek olan İran halkı ve onun iradesidir…</p>
<p>Şu an sorun bu değil…</p>
<p>ABD ve İsrail’in başlattığı bu savaşta benim için asıl sorun; İran’ın bu haydut saldırıya karşı direnişinin yanında olmaktır…</p>
<p>İran bu vahşi saldırıyı püskürtebilir ve haydutları geri çekilmeye zorlayabilirse, bu yenilgileri dünyaya bir nefes aldırabilir…</p>
<p>Yoksa…</p>
<p>İran’ın yenilgisi ile artık hiçbir yer güvende olamayacaktır…<br />
Saldırganlıkları kendilerince meşruiyet kazanacaktır.<br />
Dünyanın herhangi bir yerinde her an yeni bir haydut saldırıyı başlatmalarına zemin hazırlayacaktır…</p>
<p>ABD ve İsrail’in burunlarının sürtülmesi, İran’ın ya da Molla rejiminin değil,dünyanın bir kazanımı olacaktır.</p>
<p>İki taraf da kötü!..<br />
Sessiz kalmak en iyisi!..<br />
Denebilir mi?</p>
<p>Bence…</p>
<p>Sessiz kalmak,haydutluğa onay vermektir…<br />
Sessiz kalmak,saldırganın yanında yer almaktır…<br />
Sessiz kalmak,uluslararası hukukun çiğnenmesine göz yummaktır&#8230;<br />
Sessiz kalmak,yarın sıranın sana da geleceğini anlamamak,görmemektir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muammer Toprakçı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevmedya.com/iran/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
