Bir toplum değeri:Nimet Erenler Gülkökü

 

“Tek kurtuluşumuz evrenin bilgeliğini referans almak. Diğerini seçersek her şeyimizi kaybedeceğiz.”

“İnsanı, toplumu, ‘kadını’ en iyi nasıl anlayabilirim?” çabasında, insana ve kadın doğasına dair her şeyi kendine dert edinen sahici bir yürek… Dünyanın belirli zamanlarında insanlığa yol göstericiliği amacında gönderilen değerlerin olduğunu düşünmüşümdür hayatım boyunca. Ve ben onlara “şifacı” diyorum. İşte inandığım doğrultuda çok özel bir şifacı ile yolum kesişti. İyi ki kesişmiş ki kelimelerim gözlerinizden süzülüyorsa sizler de bizimle aynı frekansta olmayı dilediğiniz içindir. Ve bu anlamlı yolda ruhun öncüsü olduğu için ışığındaki parıltı zerresi için bilgece yol gösterdiği için yürekler aynı notadan alkışlamalı onu. Çünkü o bir toplum değeri..

Şifacı olmak başka bir bilinç ve boyut düzeyinde olmayı gerektirir. Bu her şeyin ötesinde saf enerji ve sevgiyle bütünleşmiş ruh ve bedenlerin bilinçlilik halinde yeryüzünde varlığını temsil ediyor desem sanırım doğru bir tabir olur. Çünkü her varlık ne yazık ki farkındalık ve bilinçlilik seviyesine uyanamıyor. Kültürel, çevresel, kişiliksel vb. çeşitliliklerle genişletebileceğimiz bu çerçeveden dünyaya aynı yeterlilikte bakabilmek imkansız. Nitekim bizler farklılıklarımızla varız. Saf ve direkt olarak var olan insan büyüyüp geliştikçe etkileşimde olduğu her kişiden her olaydan ve her durumdan etkilenerek bir şeyler katık eder benliğine. Ve böylelikle şekillenir sınırları, kararları, yöntemleri hatta olaylar karşısında sergilemiş olduğu tutum ve tavırları..

Her ruhun bir gün uyanması ve dünyaya farklı pencerelerden bakabilmeyi görmesi büyük temennilerimden. Yeryüzündeki değerler öylesine özel ve eşsizdir ki “adeta bir bilgelik denizi,” dersiniz tanıma şansına nail oldukça. Onların insanlığa el uzatma, sevgiyi dağıtma ve ilim yayma görevleri vardır. Ve bunu yalnızca insan oldukları için bilinçte oldukları için sevginin ne demek olduğunu ve nelere kapı aralayacağını bildikleri için çıkarsızca yaparlar. Öyle derin öyle mucizevi anlatıları vardır ki günlerce konuşsalar asla bıkmak nedir bilmezsiniz. Çünkü gerçektirler ve siz bu gerçekliği yüreğinizde hissedersiniz. Sizi gerçek bir öncü bilge ile buluşturmak istedim. Aslında onu hepiniz çok iyi tanıyorsunuz…

Evrenin sesine kulak veren ve onu özümseyerek nice ruha aktarmayı başaran bilge kadın Nimet Erenler Gülkökü başarılı Zen Eğitmeni. İnsan duygularının bilinçli bir şekilde geliştirilmesinin bireylere ve de topluma katkısını önemle belirten yazar, sevginin tüm olumsuzlukları pozitif yöne evirebilecek en önemli duygu olduğunun da altını çizer ve fısıldar: “Eğer gücünü nefretinden değil de sevginden alırsan her şey seninle büyür…”

Bir kitap olarak hayatlara giren Gayanna kısa bir sürede dönüşerek sosyal sorumluluk projesi halini aldı. Kendini bilmenin izinde yola çıkan öncü kadınlar tek bir amaç etrafında toplanmıştı şimdi: “Daha çok kadına ulaşmak.”

Gayanna’yı okumaya başladığınızda kendinizde hayal edemediğiniz bir bütünsellik ve tamamlama gerçekleştirdiğini hissedeceksiniz.

Üst bilincin kadın yaşamındaki önemi, kadının kendini tanıması ve evrenle iş birliği halinde çalışması, gerçek sevgiyi fark ederek içinde taşıdığı erile ulaşması, duygularını farkındalıklı ve bilinçli seviyede aktarabilmesi yönünde büyük bir cesaret sırtlanan Araştırmacı-Yazar Nimet Erenler Gülkökü ve asalet timsali kadınlar muazzam bir harekete öncülük ediyor. Yıllar önce başlayan bu hareketin yankıları sürüyor. Çünkü kadın güçtür, kadın var olduğu sürece kadına dair olan da varlığını sürdürür.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü kadının değerini çokça irdelediğimiz ve farkında olmaya çabaladığımız günlerdir. Bir kadın olarak; bilinçli, farkında ve bilge bir kadın olarak “toplum değeri” ışığında simgelediğim isim Gayanna Kadın Hareketi Kurucusu Sosyolog- Yazar Nimet Erenler Gülkökü…

Değerli yazar ile evren dilini duymaya, sevgiyi özümsemeye, kadının değerinin üst bilince ulaştırıldığı zaman dilimine (ki bu güç bizim elimizde) ve duyguların bireyden topluma yansımasındaki yaratıma dek muazzam konular üzerine konuştuk. Şimdi sizleri bu harika yolculuğa davet ediyorum…

Evren ne diyor? Kadın ne fısıldıyor? 

Uyanışa hazır mısınız?

“Kadının duygularını sağlıklı yaşayabilmesi için gerekli olan şartlar nelerdir?”

“Kadının duygularını sağlıklı yaşayabilmesi için gerekli olan en önemli şart yetiştiği ailede değer görmesi, kendisine saygı duyulmasıdır. Eğer bir kadın ailesi tarafından değer görmemişse bu değersizlik duygusu onda derin duygusal yaralar oluşturacak ve kendi çocuklarına ve çevresine göremediği bu değersizlik duygularını yansıtacaktır. Ayrıca kadının duygularını etkileyen en önemli unsurlardan biri de kendini güvende hissedebilmesidir. Kendini güvende hissedebilmesi için onun yaşamsal becerilerinin geliştirilmesine imkan verilmelidir. Eğitim öğretim gibi.”

“Kadın Kadının Yurdu Mudur? Kurdu Mu? Şimdilerde insanların birbirine tahammülü yok neredeyse. ‘Sevgi’ yok denecek kadar az. Kadınlar başaran bir hemcins görmek istemiyor. Tüm bunların altında yatan temel sebep nedir?”

“Kadın kadının ‘yurdu’ olmalıdır diyoruz ama ‘kurdu’ oluyor. Neden? Çünkü kapitalist sistem buna müsaade etmiyor. Her zaman şunu söylüyorum insan eliyle yaratılan bir dünya var bir de evrensel düşünce boyutunda bir yaratılış var. Bütün mesele kendimize neyi referans aldığımız.. Biraz daha açacak olursam bir toplumu oluşturan en önemli unsurlardan biri olan medyanın gücüyle bir kadın tipi var ediyor. Bu kadın tipi ile evrensel düşünen kadın tipi karşı karşıya getirilerek çatıştırılıyor.

Sistemin yarattığı kadın tipi pahalı elbiseler giyen, pahalı yerlerde yiyip içip pahalı evlerde yaşayan, ihtiraslı gösterişe meraklı, başkasının gelişmesine tahammülü olmayan ve hep önde olmak isteyen bir kadın tipi. Diğer tarafta ise insanlık değerlerinin bizim Anadolu topraklarında var olan anaç sevgisini veren rahman ve rahim bilincine yakın olan kadın tipi. İşte bütün mesele biz kadınların farkındalıklı bir bilinç seviyesiyle layık olduğumuz yere önce sahip çıkmak ve sağlıklı toplumlar için hakikatin peşine düşmek. Yani bize gösterilen sanal dünyanın cazibesinden kendimizi çıkararak evrenin bilgeliğini referans almak. Tek kurtuluşumuz bu yoldur. Diğerini seçersek her şeyimizi kaybedeceğiz.”

“İnsanların ‘kötü’ ya da ‘iyi’ olarak anılması neye göre şekillenir? İyilik yaptıkça iyi görünen bir kişi küçük bir hatasıyla gözden de gönülden de silinebiliyor. Bunları hayatın içinden görüyoruz. Günümüzde insan ilişkileri çıkar ve beklentiye göre mi şekilleniyor? Neler söylemek istersiniz?”

“Bizim toplumumuzda iyi bir insan olma anlayışının çok doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. İyilik, karşınızdaki insan ne kadar kötü olursa olsun sizin hep iyi olmanız anlamında değildir. Zaten böyle bir şey mümkün de değildir. Çünkü siz zarar görebilirsiniz bu durumda dolayısıyla kendi varlık hakkınıza saygıyı hatırlamalısınız. Ve buna uygun davranmak zorundasınızdır. Aksi takdirde kendinize kötülük yapmış olursunuz.

Eğer karşınızdaki kişi çıkarlarını korumadığınız, sizi yok sayarak kötü diye adlandırıyor ise böyle bir kişiyi asla memnun edemezsiniz. Yapacağınız en güzel şey bu kişiden uzak durmaktır. Çünkü bu kişi iyiliği bilmeyen yalnızca merkeze kendisini koyarak davranan biri konumundadır. Empatiden yoksun ben merkezcidir. Böyle birinin size saygı duymasını beklemek sizi hayal kırıklığına uğratır yani üzülmeye değmeyecek bir vakadır.”

“Gayanna isimli kitabınızda “Kadın ilk eğitmendir,” diyorsunuz. Peki günümüzde kadınlar kendine zaman bulamamaktan, hayatın koşuşturmasında kaybolmaktan ve gelişememekten şikayetçi. Zamanı olmayan, yeterli şarta sahip olamayan kadınlar ne yapabilir? Önerileriniz nelerdir?

“Zaman bulunmaz bir kere zaman yaratılır. O yüzden kendimizi geliştirmek için zaman ayırmalıyız. Çünkü bu bütün hayatımızı düzenleyecek, ilerlememizi sağlayacak, gelişmemize katkı sunacak önemli bir zaman dilimidir. Nasıl ki uykuya yiyip içmeye zaman ayırıyorsak kendimizi geliştirmeye de mutlaka zaman ayırmalıyız. En basitinden eğer ayda bir kitap okumayı hedeflersek bu yılda 12 kitap demektir. On yılda 12 kitap çarptığımızda 120 kitap yapar. Bu müthiş bir birikim sunar insana.

Yaşam bir okuldur. Hayatımız boyunca öğrenmeyi ve gelişmeyi amaç edinirsek bizden sonraki nesiller de bizleri kendilerine rehber alacak ve sağlıklı toplumlar oluşturacaklardır. ‘Kadın ilk eğitmendir’ ifadem bu yüzden çok kıymetlidir. Kadın kendini eğitmeli ki çocuğuna iyi şeyler öğretsin, doğruyu göstersin.”

“Son olarak Değerli Hocam, modernizmin dönüştürdüğü kadını yorumlarsanız neler söylersiniz? Kadınlara, insanlara en önemli hayat öneriniz nedir?”

“Modern Çağ, kadını bir tüketim unsuru olarak kullandı. Onun içindeki bilgeliği boşalttı. Modern çağın kadınları tamamen sermaye gruplarının istediği kadın profiline dönüştü. Bu kadınlar pahalı giysiler, pahalı arabalar, pahalı yerde konaklamalar, seyahatler, pırlantalar ve diledikleri şeye sahip olacaklar -mışçasına bir takım yaratılmış rol model kadınlarla diğer kadınları etkileyerek onların duygularını ve düşüncelerini bulandırıp yaşamın gerçekliğinden uzaklaştırdı. Ve kadınlar buna ulaşmak isterken rekabet duygularına hırslar yenik düşürüldü. Kendilerine bu imkanı sunamayan erkeklere de isyan ettiler. Aslında bu çarkın içine yalnızca kadınlar değil erkekler de dahil edildi ve erkekle birlikte sermayedarların kucağına düşürüldü. Günün sonunda kim kazandı kim kaybetti? Elbette ki sistem büyük kazançlar elde ederken olanlar az gelişmiş topluluklara ağır bir bedel olarak geri döndü.

İşte tam da bu noktada biz kadınların içimizdeki bilgeliğe sığınarak; bu çarkın içine düşmeden yaşam gerçekliğimizin bilinciyle onurlu bir duruş sergileyerek, azimle çalışmak gelişmek ve kendimize yetmek için çabalamalıyız. Hiçbir şey göründüğü gibi değil hiçbir şey gösterildiği gibi de değil. Yaşamın bizzat gerçekliği var o da hayatta kalma çabasıdır. Hayatta kalmanın yolu tüketmek değildir. Her şekilde üretebilmektir, gelişebilmektir. Ben de bir kadınım. Ellerim kalem tutar, kitap okur ve aynı ellerim yemek yapar, zeytin toplar veya kazma kürek ile çapa tutar.  Hayat nerede neyi gerektiriyor ise onu yapmak zorundayız. Bunu yapan her kadın gerçeği en yakın olarak yaşamı anlayarak kendisine ve topluma faydalı bir birey olarak yaşayacaktır.”

Gamze Bargın Bulmuş

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu