Yunanistan’ın, Ankara’nın geçmişte ihtilaflı olduğu ülkelerle iş birliği yaparak Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı cephe oluşturma siyaseti, Suriye’deki gelişmelerle bir darbe daha aldı.
Yunanistan’da yayınlanan Kathimerini Gazetesi’nde Suriye’deki gelişmelerle ilgili yapılan analizde, “En kötü senaryo, Suriye’nin Türkiye ile ve hatta sadece Ankara’nın tanıdığı, Kuzey Kıbrıs yönetimiyle deniz yetki alanı anlaşması imzalaması olacaktır” ifadesine yer verildi.
Ayrıca, analizde, “Yunanistan’ın iki endişesi var: Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinin ikili (Yunanistan-Türkiye) ilişkileri nasıl etkileyeceği ve son gelişmelerin milyonlarca Suriyeli mültecinin geri dönmesine yol açıp açmayacağı” ifadelerine yer verildi.
Türkiye ile Libya arasında Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması, 27 Kasım 2019 tarihinde imzalandı. Anlaşma, BM tarafından 30 Eylül 2022’de tescil edildi.
Türkiye ile Mısır arasındaki çalışmalar, siyasi ilişkilerde yaşanan kopukluk nedeniyle tamamlanamamıştı. Bu dönemde Mısır ile Yunanistan arasında 6 Ağustos 2020’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması imzalanmıştı. Atina yönetimi, Mısır ile imzaladığı anlaşmanın Mısır’ın büyük kayba uğradığının farkında. Kahire’nin anlaşmayı feshetme veya revize etme talebinde bulunmasından korkuyor. Yunanistan ile GKRY’nin Mısır endişesine, Baas rejiminin devrilmesinin ardından şimdi de Türkiye ile Suriye arasında muhtemel bir deniz yetki anlaşması üzerinde mutabakata varılması konusu eklendi.
İtalya’da yayınlanan Notizie Geopolitiche gazetesindeki ‘Erdoğan’ın Zaferi: Suriye Denizine Erişim KKTC’yi Güçlendiriyor’ başlıklı analizde şu ifadelere yer verildi: “Beşar Esad rejiminin beklenmedik şekilde çöküşü, Rusya ve İran’ın Doğu Akdeniz’deki etkisini azaltırken, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu artırdı. Türkiye’nin bu stratejisi, 1974’ten bu yana uluslararası toplum tarafından tanınmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin konumunu güçlendirme hedefine de hizmet etti.”