“AB’nin imzaladığı her serbest ticaret anlaşması rekabet gücümüze darbe vuruyor”

İZTO  Ocak ayı meclis toplantısında Meclis Başkanı Selami Özpoyraz’ın Nusaybin’de Türk bayrağına karşı yapılan saldırıyı kınayan Özgener’in “Bayrağımıza uzanan el hep kırılmıştır, bundan böyle de kırılacaktır” sözü, İZTO Meclis Üyeleri tarafından alkışlarla karşılandı.

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener konuşmasında  Avrupa Birliği’nin imzaladığı her serbest ticaret anlaşmasının, özellikle de Hindistan ile imzalanan anlaşmanın Türkiye’nin ihracatını doğrudan etkileyeceğini belirterek, “Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha da elzem bir hal aldı. En kısa zamanda harekete geçmeliyiz” dedi.

Avrupa Birliği ile Hindistan arasındaki serbest ticaret anlaşmasının önemine dikkat çeken Özgener, otomobillere uygulanmakta olan gümrük vergileri yüzde 10’a kadar düşürüleceği, diğer sektörlerde de vergilerin azaltacağını belirterek, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne olan ihracatının bu gelişmelerden etkilenmesini öngördüklerini söyledi.

Özgener, “Anlaşma ile ortaya çıkan bu yeni durum, Hindistan’da gerçekleştirilen benzer ürünler karşısında ihracatçılarımızın pazar kaybedeceği gerçeğini ortaya koyuyor. Hindistan’ın ülkemize gümrüksüz ve çok az gümrük vergisi ile mal satabilmesinin kapısı aralanıyor. Bu durum ihracatçılarımız açısından asimetrik rekabet baskısı yaratıyor. AB’nin imzaladığı her serbest ticaret anlaşması rekabet gücümüze darbe vuruyor. Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha da elzem bir hal aldı. En kısa zamanda harekete geçmeliyiz” dedi.

Özgener, 2025 yılında döviz kurları giderek jeopolitik gelişmelere daha duyarlı hale geldiğini vurgulayarak, “Küresel ekonomi büyümeyi değil güvenliği optimize ediyor. Ülkemizin ekonomisin en temel gündem maddesi enflasyon oldu. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kararlı duruşu sergileyen güçlü mesajlar vermesi önemli. Enflasyon beklentileri hala olması gerekenden yüksek düzeyde. Türkiye gibi dış ticarete ve dış finansmana duyarlı ekonomiler için makro politikaların birlikte yürütülmesi daha kritik hale geliyor. Reel sektörde 2025 yılının son çeyreğinden itibaren sınırlı bir toparlanma yaşanıyor. Türkiye’nin ihracat performansının dış talep koşullarına ve sektör yapısına bağlı bir görünüm sergilediğini görüyoruz. İhracatta belirleyici unsur kur da önemli ama kurdan ziyade ana pazarlardaki talep koşullarının olduğunu gösteriyor. Ülkemiz ihracatında yapısal bir dönüşüm yaşanıyor. 2026 yılına girerken Türkiye ekonomisi açısından temel meselenin, dezenflasyon süreci devam ederken yalnızca büyümeyi desteklemek değil; büyümenin hangi sektörler üzerinden, hangi dış talep koşullarıyla ve hangi kur dengesi içinde gerçekleştiğini doğru yönetmek olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu