“4 sene sonra körfezde yüzmemek için hiçbir sebep yok!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Ege Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) 36. Yüksek İstişare Kurulu Toplantısına katıldı.

Toplantıda Tugay’ın yanı sıra CHP Grup Sözcüsü Deniz Yücel, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir Milletvekilleri Murat Bakan ve Ednan Arslan da yer aldı.

TUGAY: ADAY GÖSTERİLMİŞ OLMAMI DOĞRU BİR KARAR OLARAK GÖRÜYORUM

Siyasi hayata giriş sürecini anlatan Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay, “Ben hayatımın hemen hemen tamamını İzmir’de geçirmiş, İzmir İnönü Lisesi’nde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okumuş, mezuniyeti sonrası Çorum’da çalışmış sonrasında Tire’de çalışmış ve sonrasında plastik cerrahi olarak çalışmış hemşerinizim. Hayatımın bir döneminde devlet memuru oldum 15 yıl. Bir döneminde özel bir yatırım olan Kent Hastanesi’nde çalıştım. Bu dönem bittikten sonra serbest çalışmaya karar verdim ve serbest hekim olarak 11 yıl Alsancak’ta bir muayenede mesleğime devam ettim. Tamamen serbest hekim olduğum süreçte tamamen sağlık sisteminde bende yarattığı endişelerle, sağlık sisteminin kötüye gittiğini düşünerek meslek örgütlerinde görev aldım. Hekimlerimizin sorunları ve sağlık sistemimizdeki sorunları için sık sık siyasete başvurduğumuzu fark ettim ki siyaset mücadelemizde aktif yer almamız gereken bir alan. Bizler laik çağdaş yaşama inanan biri olduğumuz için CHP’ye üye oldum ve partide bazı görevlerde bulundum. Karşıyaka’da 2 dönem ilçe başkanlığı yaptım. Siyasi çalışmalarımı ve kimliğimi hekimliğimi yaparken sürdürdüm. Hastalarımın beni siyasi kimliğim ile tanımasını istemedim. Çok çalışmama rağmen siyasi kimliğimi çok duyurmadım. Ta ki Karşıyaka Belediye Başkanlığı için aday olana kadar. O andan itibaren benim doktorluk hayatımın bittiği yerel yönetici kimliğini taşımaya başladım. Hayatımın dönüm noktasıydı. Siyaset olarak tanınırlığın nasıl olduğunu anlamaya başladım. Kentimizin ve ülkemizin her türlü örgütlü yapısı ile ilişki kurup onları tanıma fırsatım oldu. Geçen 5 yılı hayatını cerrah olarak sürdürmüş biri olarak yerel yönetim anlayışını geliştirmek kendisinin o alanda yetiştirmek açısından çok değerli bir 5 sene yaşadım. Şehrimizde ve kentimizde yerel yönetime aday olmuş değerli siyasetçilerimizin yerle yönetim tecrübesine sahip olmasının onlarda nasıl eksiklik yarattığını görüyorum. Bundan sonraki süreçte kendimize Büyükşehir adayı seçeceğimiz zaman başka alanlarda çok başarılı olan insanlar olsa da mümkünse yerel yönetim tecrübesi olmuş birisini bu göreve aday olarak göstermek yapılacak en doğru hareket. Bu deneyimi yaşamayan insanların belediyenin nasıl yapısı olduğunu, Büyükşehir ilçe belediyesi görev ve sorumlulukların neler olduğunu mevzuatın neleri getirdiğini, merkezi siyaset ile belediyelerin nasıl bir iletişim içinde olduklarını anlamaları mümkün değil. Orada yaşayacaksınız belediye bürokrasisi halkla temasınız olacak. Karşıyaka’da 5 yıl başkanlık yaptık, sonra bu göreve aday gösterilmiş olmamı doğru bir karar olarak görüyorum. Kendim talip oldum, beni yönlendiren olmadı. Genel Başkanımız ile konuyu konuştum, onun onayını alarak adaylık için başvurdum” dedi.

Sürdürülebilirlik kültürünü yerel yönetimlerde geliştirmek için önemli görevler yapacağını belirten Tugay, “Belediyenin temel, standart hizmetleri vardır. Bunlar kentin temiz tutulması, kentin düzenli olması, ulaştırılabilir ve altyapının sürdürülebilir olması, olabilecek herhangi bir afet durumunda kentte düzenin sağlanması, çevre sorunun olmaması, atıkların yönetimi, zabıta hizmetlerini yürümesinin olması lazım. Bunlar temel belediyecilik hizmetleri. Onun dışında belediyelerin içinde bulunduğumuz dünya ve Türkiye şartlarında istesek de istemesek de bazı ek sorumlulukları var. Bunun en önemli boyu kentin geleceği yönlendirmek ve mevcut durumda insanların aşamadığı sıkıntılar içinde hizmet almadığı aşamadığı boşlukları görüp bunlarla ilgili yerel politikalar geliştirmek. Ülkemiz ekonomik kriz içinde. Bunun getirdiği yoksulluk ve sosyal ekonomik adaletsizlik durumu var. Toplumun bazı kısımları açlık, yoksulluk yaşıyor, eğitime erişmesi oranlar var, işsizlik sorunları var, ya da üretim yapmak yatırım yapmak isteyen insanlar yeteri kadar istesek bulamaması gibi sorunlar var. Onun dışında tüm dünyayı ilgilendiren küresel olarak düşünmeyi gerektiren ve yerel olarak çalışmalar yürütülmesi gereken iklim krizi sorunu var. İklim krizini büyük ölçüde sorumlu olduğu ve biz insanlar olarak dünya kaynaklarını doğru kullanmıyor olmaktan kaynaklı yaşanan başka krizler var. Su, gıda ve enerji krizleri. Ekosistemin bozulması sorunu var. Geçen 5 yıllık süreç için sürdürülebilirlik başlığı altında kentimizin gelecekti bu krizlere hazırlanması ile ilgili ilçe belediye ölçeğinde çokça çalışma yaptık. Sürdürülebilirlik ofisi oluşturduk, belediyemizin yerel standartları üzerinden sonra cerrahi standartlarda sürdürülebilirlik raporu hazırladık. Karşıyaka Belediyesi Türkiye’de ilk defa uluslararası sürdürülebilirlik raporu hazırlayan belediye oldu. Büyükşehir Belediyemizin güçlü bir sürdürülebilirlik ofisi var. Onlarla koordinasyon içinde olmaya özen gösterdik. Kentimizde sürdürülebilirlik kültürünü yerel yönetimlerde geliştirmek üzere önemli görevler yaptığımız düşünüyorum. Ben bu çalışmayı güçlendiren bir belediye başkanı olarak 5 yıl içinde görev yaptım. Gelecek iklim krizleri ile ilgili olarak yerel yönetimlerin üstüne düşen enerji ve atık planlaması gibi bir planı sürdürülebilirlik enerji planı olarak Türkiye’de ilk defa akademisyenlerle birlikte Karşıyaka Belediyesi olarak yazdık” dedi.

Seçildiği takdirde en güçlü katılımcı demokrasisini işleteceğinin sözünü veren Tugay, “Ben belediye başkanı olursam katılımcılığı yeniden canlandırmayı amaçlıyorum. Herkes sıfırdan başlamasın ama harcanmasın, deneyimlerimizi aktarıp daha hızlı yol alalım. Merkezi hükümetimiz maalesef yeterli hedefler koymuyor. Bunu uluslararası anlaşmalarla da görüyoruz bolca. Daha hızlı bir şekilde kömürden, fosil yakıtlardan çıkmamız lazım. Daha fazla yenilenebilir enerji yakıtlarına ihtiyacımız var. Yeşil Mutabakat konusunda sanayicilerimizin daha hazır hale gelmesi lazım. Kamuyla, sivil toplumun güçlendirilmesi lazım. Daha önceden iklim krizi, yaşanacak krizler belediyeler için öncelikli görevler gibi değil gibiyken bugün merkezi hükümetin yetersizliği nedeniyle bu aksiyonu yerel yönetimler olarak kendimiz almalıyız diye düşünüyorum. Böyle bir bakış açısıyla önümüzdeki 25 yılı kapsayan planımız olması gerekiyor. Burada arkadaşlarımız ile değerlendirdiğimiz aksiyon planımız ile insanlara bir şey anlatırken ‘bizim yapacağımız 1 numaralı iş nedir?’ soruna verdiğimiz cevap planlama. Plansız olan bir yerel yönetimin ne hedef koyması, ne de o hedeflerle ilgili başarısını ölçmesi değerlendirmesi mümkün değil. Bunu yapan belediyenin başarılı olması mümkün değil. Bu nedenle ne yapacaksak bunu çok iyi planlayarak başlamamız lazım bu süreçte. ABD’nin yeniden keşfinin çok gerekli olmadığını genç yaşında öğrenen biri olarak dünyanın başarılı ülkeleri ne yaptıysa onu yapmamız lazım. Yöneteceğiniz kentin verilerini en sağlıklı şekilde toplamanız gerekiyor. Sonra onları doğru ve sağlıklı şekilde analiz etmeniz gerekiyor. Bunlarla birlikte vereceğiniz stratejik kararları bunun üzerine vermeniz lazım. Yol haritası yapıp 1 ay sonra 1 yıl sonra 20 yıl sonra neyi başaracağınızı orda belirlenmiş olacaksınız. Ondan sonra ne yaptığını bilen, ne yapacağını bilen, başarısını ölçebilen kurumlara dönüşürsünüz. Bu planları kendi belirlemiş olduğunuz küçük heyetle yapmamalısınız. Kurtulmamız gereken önemli hastalık bu. Egosantrik siyasetçilerin dar çerçeveli verdiği kararlardan kurtulmak. Ülkemizin, dünyamızın, şehrimizin acilen buna ihtiyacı var. İzmir halkı bana görev verirse dünyanın en güçlü katılımcı demokrasisini burada işleteceğimin sözünü veriyorum. Bu benim için çok önemli bir karar. Sağlıklı bir karar verebilmek için bunu yapmak zorundasınız. Kimsenin her şeyi bilmesi mümkün değil. Dünyada herkesin bunu idrak etmesi gerekiyor. İzmir’de tüm bu planlama çalışmasını yapacak kuruma ihtiyacımız var; adı İzmir Planlama Ajansı. Şu an İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir birimi var ancak benim hayal ettiğim gibi çalışmıyor. Benim hayalimdeki gibi çalışan İstanbul Planlama Ajansı. Bizde bu çerçevede İzmir’deki Planlama Ajansımızı büyütüp geliştireceğimizi toplumun tüm kesimlerinin bu çalışmaya katılacağını bildirmek istiyorum” diye konuştu.

 

Ekonomide yaşanan adaletsizliği sadece sosyal yardımlarla çözülemeyeceğini vurgulayan Tugay, “Kamu kurumlarının hastalıkları var. Bunlar kurumları sorunlu, mutsuz, sıkıntılı hale getiriyor. Belediye yöneteceksek çalışanların mutlu olmasını, olumlu sonuçları görmesini çok isterim. Belediye çalışanları kendi kurumuna inanmıyorsa, memnuniyet sorunu varsa motivasyon sorun yaşıyor, uyum ve koordinasyon bozuluyor ve verimlilik olmuyor. Verimlilik çok sihirli bir kelime. Belediyede çalışan tüm arkadaşlara şunu sormamız lazım; Siz doğru ya da verimli mi çalışıyorsunuz, yaptığınız işten memnun musunuz, yaptığınız işten memnun musunuz, başka bir pozisyonda mı çalışmak istersiniz? Biz bunu Karşıyaka’da yaptık ve olumlu sonuçlar aldığımız gördük. Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olursam yönetim organizasyonu yapmayı düşünüyorum. Bazı birimleri kapatmayı bazı birimleri açmayı, şirketlerde yeni görev tanımlarında bulunmayı düşünüyorum yönetim şemasında. Sonra da her türlü kaynağın en verimli olabileceğini düşünüyorum. Enerjisinden insan kaynağına kadar her türlü kaynaklarda… Sonuçta bir iş yapacak, bir para harcayacağız, bir şeyi değiştireceğiz önceliğin ne olduğunu saptamış olmamız, bunun neden öncelikli olduğunu çalışanlarımıza anlatmış olmamız ve onların motivasyonunu sağlamamış olmamız, azami verimlilik göstererek harcamalarımızı yapmamız ve sonuçta yaptığımız iş ile ilgili performans değerlendirmesi yaparak biz bu işi başarı ile yaptık mı diye doğru şekilde ölmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunun olduğu bir Büyükşehir Belediyesi hayal ediyorum. Tüm bunları yapınca çalışmaya hazırız. Kenti hep beraber yönetiyoruz. Bu şehir sadece belediyenin değil, şehirde yaşayan herkesindir. O nedenle herkesin söz hakkı katılım hakkı vardır. Bu katılım eleştiriler boyutta da olabilir. Yapacağınız eylemlerle yapacağınız en önemli şeylerden birisi toplumdaki sosyo ekonomik adaletsizliği azaltmaktır. Bunlar sadaka verme boyutunu geçmelidir. Sadece keyfe keder sosyal yardımlar yaparak bu sorunu çözemeyiz. İnsanlarımızın aç olmasını, barınmasının olmaması 2024 yılında insanlık medeniyetine yakıştıramıyorum” dedi.

Altyapının 2050 yılına kadar yetecek şekilde revize edilmesi gerektiğini söyleyen Tugay, “Su parası ile ilgi sıkça şikayet var. Çünkü su İzmir’de yer altından yüksek enerji maliyeti ile çıkarılıyor. Bazı insanlar için o su parasını, ulaşım parasını ödemek çok zor. Bir toplumda toplu taşımaya insanların gücünün yetmediğinin görülmesi lazım. Bununla ilgili önlemlerin alınması lazım. Su fiyatları hemen düşüremeyeceğimi ifade ettim. Ancak enerji yatırımları, personel verimliliği ile suyun maliyeti düşürebiliriz. Hemen yapmamız gereken bir şey var o da kendi geliri su parasını ödeyemeyecek kadar sıkıntılı olan insanlara temel harcama miktarını sembolik rakamlarla vermemiz gerekiyor. Bunu toplu ulaşımda da sağlamamız lazım. Bunları yaparken bütçe disiplini, doğru kullanımı, yeni kaynakların yaratılması gerekiyor. Altyapı sorunlarımız var. Kentimizin master planları var. Kanal, su, ulaşım master planı var ancak bunlar güncel değil. Güncellenmesi için bir an önce çalışma yapmalıyız. Altyapımızı 2050’ye kadar yetecek şekilde revize etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerini de eleştiren Tugay, “Sayın Cumhurbaşkanımız ‘iktidarın olan başkanları seçin daha iyi hizmet alın ‘diyor ancak Türkiye’nin kendi iktidarlarında olan pek çok belediyesi iyi hizmet alamıyor. Buna örnek Gaziantep Belediyesi. İzmir’de Karabağlar’da 540 hektarlık alan 12 yıldır bakanlığın yetkisinde ve kentsel dönüşüm yapılmasını bekliyor Karabağlar ve Büyükşehir Belediyesi en ufak bir olumsuz girişimi olmadı. Karşıyaka Stadını yapamıyorlar. Mahkeme bitti tüm engeller kalktı. Karşıyaka stadını devir etmediler, devir etmemek için bin dereden su getirdiler. Devir etmedikleri için yapamadık. Bu teklif benim dönemim için de geçerli. Bakanlık bize ‘kaynağımız yok yapamıyoruz ‘dedi. Menemen Belediyesi’ne başkan vekiline kaynak ayıramadıkları için Menemen’in ciddi miktarda tarım ve konut arazisini sattırdılar ve öyle belediye yönetii,yor. Peki bunlar olurken bizden olsun diye nasıl diyorlar anlamıyorum. Hükümette para olmadığına çok eminim. Daha önce CHP’li belediyeler bir sosyal belediyecilik, altyapı belediyeciliği yapacağız gibi pek çok vaatte bulundu hepsi hala geçerlidir. Ancak şu durumda altını çiziyorum ki bizim kalkınma belediyeciliğine ihtiyacımız var. İzmir’in ülkenin bu kötü yönetimini kabullenmek zorunda değil. İzmir kendi kendini kalkındırabilecek kenttir” diye konuştu.

Denizin temizlenmesi halinde yüzülebilmesinin mümkün olduğunu dile getiren Tugay, “O deniz temiz olmak zorunda. Bunlar için ne gerekli ise yapılacak. Körfezin kendi içinde yapılan sirkülasyon tüneli ile temizleneceğinden hocalarımız emin. Eğer bu tüneli 2 sene içinde yapabilirsek körfez temizlenecek. Temizlediğimizde 4 sene sonra körfezde yüzmemek için hiçbir sebep yok” ifadelerini kullandı.

Haber:Gürkan Genç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu