15 Temmuz Ruhu

En kestirme ifadeyle darbe, kurulu düzeni, meşru hükümeti veya yönetimi devirmeye çalışmaktır. İktidar hırsı ile meşruiyeti ortadan kaldırma arzusu her şeyden önce bir ahlaksızlık; ülkeye ve topluma karşı da bir ihanettir. Maalesef son bir buçuk asırda ülkemiz pek çok darbelere sahne olmuştur. Darbeler tarihini ele alan yüzlerce kitap, binlerce makale hatta tezler yazılmış olsa da şartlarında hep karanlık bir taraf kalmıştır.

İlk Meclisimizin açılmasından günümüze, hafızalarımıza kazınmış, on beşe yakın darbe teşebbüsü veya sonuçlanmış darbe bulunmaktadır. Bu darbelerin kimi bireysel ihtirasları; kimi bir grubun, bir ideolojinin ve sonuncusunda olduğu gibi sapkın bir cemaatin menfaatlerini temsil etmektedir.

Millî iradeyi temsil eden ilk Meclis’ten günümüze, neredeyse her on yılda bir yapılan darbe girişimlerinde veya darbelerin sebepleri arasında iç siyaset kavgaları olmakla birlikte; hemen hepsinde yabancı bir elin varlığı inkar edilemez bir gerçektir.

Bazıları tartışmalı olsa da, özellikle başarıya ulaşmış darbelerin arkasından yaşanan gelişmeler, ülkenin daha fazla esarete sürüklenmesi ve özellikle ABD’deki bazı çevrelerin itirafları da bu gerçeği gün yüzüne çıkarmaktadır. Kuşkusuz tarih, işin bu boyutunu ileride daha da aydınlatacaktır.

FETÖ terör örgütünün ayak izleri olan 17-25 Aralık hukuk darbesiyle başlayıp 15 Temmuz’da hepimizin yaşadığı terör ve işgal girişimi, son yüz elli yıldaki darbelerin hem tamamlayıcısı hem de toplamına eşit bir ihanettir. Ardından 251 şehit ve binlerce Gazi bırakmış olan bu ihanet teşebbüsü hepimizin gözleri önünde ve şahitliğinde cereyan etmiştir. İhanetin en büyük delili, silahsız, cephesiz ve cephanesiz şehit yakınlarımız ve gazilerimizdir.

Her birimizde onlarca hatıra bırakan bu ihanet, sözlüğümüzdeki kelimeler ile tarif edilemeyen ve tarihimizde benzeri olmayan menfur bir girişimdir.

Kırk yıl boyunca topluma karşı oynanan bir tiyatronun birden renk değiştirip sahnesini, oyuncusunu, seyircisini ve 15 Temmuz’da bütün Türkiye’yi hedef alan mutlak bir ihanettir.

15 Temmuz, ülkenin Cumhurbaşkanına, Başbakanına, Meclisine, Genelkurmay ve Milli İstihbarat başkanlıklarına, Emniyetine, biriktirdikleri 40 yıllık kin ve hileleri ile suikast düzenleyen bir ahlaksızlıktır.
 
Şehitleri geri getirmese, gazilerin hatırlarını değiştiremese de milletimiz bu travmayı büyük ölçüde atlatmıştır. Ancak, FETÖ haininin milletimiz içine soktuğu fesadın da kısmen varlığını sürdürdüğü unutulmamalıdır.
 
15 Temmuz, kırk yıl toplumumuzun değerleri içinde kendini saklamış FETÖ terör örgütüne, onun destekçisi ve hamisi dış güçlere karşı milletimizin dik duruşu ve şahlanışıdır.
 

15 Temmuz, Türk tarihinin yeni bir dönüm noktasıdır. Komşuları, müttefikleri, stratejik ortakları, dost ve düşmanları ile yeniden hesaplaşmanın başlangıcıdır. 2016’da olduğu gibi, bugün de, 15 Temmuz ruhu etrafında kenetlenecek olan siyaset, asker, üniversite ve toplumun her katmanı, farklılıklarını muhafaza ederek yeni bir şahlanışı sağlayacak güce sahiptir.

 
Yeter ki, birbirimize adil olalım, birlikte olalım.
 
Zekeriya Kurşun 
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu